Destelere dön

🎧 How Data-Driven Journalism Illuminates Patterns of Injustice | Alison Killing | TED

Veri odaklı gazetecilik, uydu görüntüleri ve sosyal medya verilerini kullanarak Çin'in Sincan bölgesindeki toplama kamplarını ve insan hakları ihlallerini ortaya çıkardı. Bu yöntemler, hükümetlerin kontrol edemediği kanıtlarla baskıcı rejimlerin anlatılarını çürütüyor ve savaş suçlarının belgelenmesini sağlıyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#ingilizce #ted #ted talks
Son güncelleme: 2026-06-12
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

eyewitness testimony

görgü tanığı ifadesi
+ tanık beyanı

"We can corroborate the testimony of eyewitnesses."

Görgü tanıklarının ifadelerini doğrulayabiliriz.

👍 0 👎 0

to take off (a practice)

hız kazanmak
+ yaygınlaşmak, patlama yapmak

"Open-source investigations have taken off in journalism."

Açık kaynak soruşturmaları gazetecilikte hız kazandı.

👍 0 👎 0

accountability

hesap verebilirlik
+ sorumluluk

"We can provide the evidence needed for accountability."

Hesap verebilirlik için gereken kanıtı sağlayabiliriz.

👍 0 👎 0

to fact-check

doğruluk kontrolü yapmak
+ gerçek denetimi yapmak

"Researchers aim to fact-check claims about the war."

Araştırmacılar savaşla ilgili iddiaların doğruluk kontrolünü yapmayı hedefliyor.

👍 0 👎 0

war crime

savaş suçu

"Researchers investigated allegations of war crimes."

Araştırmacılar savaş suçu iddialarını araştırdı.

👍 0 👎 0

to lose control of the narrative

anlatının kontrolünü kaybetmek
+ hikâyenin kontrolünü kaybetmek

"Open-source data has led to a government losing control of their narrative."

Açık kaynak verileri, hükümetin anlatının kontrolünü kaybetmesine yol açtı.

👍 0 👎 0

recklessly brave

pervasızca cesur
+ deli cesareti

"This was a recklessly brave thing to do."

Bu pervasızca cesur bir hareketti.

👍 0 👎 0

plausible deniability

makul inkâr edilebilirlik

"He had no plausible deniability for being there."

Orada bulunması için makul bir inkâr edilebilirliği yoktu.

👍 0 👎 0

to disappear (someone)

kaybetmek (birini)
+ ortadan kaldırmak

"Over a million people have been disappeared into detention camps."

Bir milyondan fazla insan gözaltı kamplarında kaybedildi.

👍 0 👎 0

human rights abuse

insan hakları ihlali
+ insan hakları suçu

"We can provide evidence of human rights abuses."

İnsan hakları ihlallerine dair kanıt sağlayabiliriz.

👍 0 👎 0

open-source investigation

açık kaynak soruşturması
+ açık kaynak araştırması

"Over the past decade, online and open-source investigations have taken off in journalism."

Son on yılda, çevrimiçi ve açık kaynak soruşturmaları gazetecilikte hız kazandı.

👍 0 👎 0

to corroborate

doğrulamak
+ teyit etmek

"We corroborated these locations using government documents."

Bu yerleri hükümet belgelerini kullanarak doğruladık.

👍 0 👎 0

forcible assimilation

zorla asimilasyon

"It's part of a campaign of forcible assimilation."

Bu, zorla asimilasyon kampanyasının bir parçası.

👍 0 👎 0

guard tower

nöbetçi kulesi
+ gözetleme kulesi

"The complex has guard towers and blueish buildings."

Komplekste nöbetçi kuleleri ve mavimsi binalar var.

👍 0 👎 0

perimeter wall

çevre duvarı
+ sınır duvarı

"We can see the thick perimeter walls, the guard towers."

Kalın çevre duvarlarını, nöbetçi kulelerini görebiliyoruz.

👍 0 👎 0

barbed wire

dikenli tel

"We can see the barbed wire in the courtyards."

Avlulardaki dikenli telleri görebiliyoruz.

👍 0 👎 0

masked tile

maskelenmiş döşeme
+ gizlenmiş karo

"We worked to map the masked-tile locations."

Maskelenmiş döşemelerin yerlerini haritalamak için çalıştık.

👍 0 👎 0

to photoshop out

photoshop ile silmek
+ kaldırmak, fotoşopla çıkarmak

"Buildings were being photoshopped out of ground level imagery."

Binalar yer seviyesindeki görüntülerden photoshop ile siliniyordu.

👍 0 👎 0

satellite imagery

uydu görüntüleri
+ uydu fotoğrafları

"Satellite imagery could help to solve both of those problems."

Uydu görüntüleri bu sorunların her ikisini de çözmeye yardımcı olabilirdi.

👍 0 👎 0

detention camp

gözaltı kampı
+ toplama kampı

"It's estimated that over a million people have been disappeared into detention camps."

Bir milyondan fazla insanın gözaltı kamplarında kaybedildiği tahmin ediliyor.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.