Destelere dön

🎧 Dangerous times call for dangerous women | Pat Mitchell

Pat Mitchell, 77 yaşında kendini "tehlikeli bir kadın" olarak tanımlıyor ve tehlikeli zamanların daha cesur olmayı gerektirdiğini vurguluyor. Kadınların gücünü kullanarak, eşitlik ve adalet için risk almaları gerektiğini anlatıyor. Mitchell, gücün doğasını değiştirmek ve birlikte hareket etmek çağrısı yapıyor.

C1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#günlük konuşma #iş ingilizcesi #kelime #ted #ted talks
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

mentor

akıl hocası
+ rehber

"She became my first mentor and helped me become me."

İlk akıl hocam oldu ve ben olmama yardım etti.

👍 0 👎 0

scarcity theory

kıtlık teorisi

"Discard that scarcity theory, the one that says there's only room for one of us at the top."

Zirvede sadece birimize yer olduğunu söyleyen kıtlık teorisini bir kenara atın.

👍 0 👎 0

play the women's card

kadın kartını oynamak
+ kadın olmayı kullanmak

"It's time to play the women's card, play the race card, play all our cards."

Kadın kartını oynama, ırk kartını oynama, tüm kartlarımızı oynama zamanı.

👍 0 👎 0

change the nature of power

gücün doğasını değiştirmek

"Women will change the nature of power rather than power changing the nature of women."

Kadınlar gücün doğasını değiştirecek, güç kadınların doğasını değiştirmeyecek.

👍 0 👎 0

privilege

ayrıcalık
+ imtiyaz

"I acknowledge my privilege in being able to speak my truth."

Gerçeğimi söyleyebilme ayrıcalığımı kabul ediyorum.

👍 0 👎 0

gender lens

cinsiyet merceği
+ toplumsal cinsiyet perspektifi

"Aware of being judged through that gender lens."

O cinsiyet merceğinden yargılandığının farkında.

👍 0 👎 0

sexual harassment

cinsel taciz

"Remaining silent about sexual harassment."

Cinsel taciz hakkında sessiz kalmak.

👍 0 👎 0

equal pay for equal work

eşit işe eşit ücret

"Staying in their jobs without equal pay for equal work."

Eşit işe eşit ücret almadan işlerinde kalmak.

👍 0 👎 0

feminism

feminizm

"Equal rights for women and my fermenting feminism."

Kadınlar için eşit haklar ve mayalanan feminizmim.

👍 0 👎 0

activism

aktivizm
+ eylemcilik

"My newfound activism and my fermenting feminism."

Yeni keşfettiğim aktivizm ve mayalanan feminizmim.

👍 0 👎 0

dangerous woman

tehlikeli kadın
+ cesur kadın

"I've been declaring to anyone who would listen that I am a dangerous woman."

Dinlemek isteyen herkese tehlikeli bir kadın olduğumu ilan ediyorum.

👍 0 👎 0

risk-taker

risk alan kişi
+ gözüpek

"I became a risk-taker early in my life's journey."

Hayat yolculuğumda erken yaşta risk alan biri oldum.

👍 0 👎 0

rewiring

yeniden yapılanma
+ yeniden programlama

"Women on the dangerous side of 60 are not retiring. We are rewiring."

60'ın tehlikeli tarafındaki kadınlar emekli olmuyor. Yeniden yapılanıyoruz.

👍 0 👎 0

postmenopausal women

menopoz sonrası kadınlar

"Postmenopausal women like me were considered useless or crazy."

Benim gibi menopoz sonrası kadınlar işe yaramaz ya da deli olarak görülürdü.

👍 0 👎 0

collective power

kolektif güç
+ ortak güç

"Policies that diminish our collective power as a global community of women."

Küresel bir kadın topluluğu olarak kolektif gücümüzü azaltan politikalar.

👍 0 👎 0

cultural construct

kültürel yapı
+ toplumsal inşa

"Challenging the cultural construct that encourages us to compete."

Bizi rekabet etmeye teşvik eden kültürel yapıya meydan okumak.

👍 0 👎 0

show up for one another

birbirimiz için orada olmak
+ birbirimize destek olmak

"We need to be in those rooms, showing up for one another."

O odalarda olmalıyız, birbirimiz için orada olmalıyız.

👍 0 👎 0

speak up

sesini yükseltmek
+ konuşmak, fikrini söylemek

"Speaking up in rooms for those who aren't present."

Orada olmayanlar için odalarda sesini yükseltmek.

👍 0 👎 0

speak truth to power

güce karşı gerçeği söylemek
+ otoriteye karşı doğruyu söylemek

"Speaking the truth when silence is a lot safer."

Sessizlik çok daha güvenliyken gerçeği söylemek.

👍 0 👎 0

fearless

korkusuz
+ cesur

"I do mean being more fearless."

Daha korkusuz olmayı kastediyorum.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele