Destelere dön

Orta — YDS Akademik Fiiller: Kurallar ve Uyum

Kural ve standartlara uymayı, kısıtlamaları ve yasal dayatmaları ifade eden sınav odaklı fiiller.

Orta 🧠 Kelime Hazinesi EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#akademik #rules #sinav #yds #yokdil
Son güncelleme: 2026-06-12
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

Call for

gerektirmek
+ çağrıda bulunmak, talep etmek

"The current economic crisis may call for urgent actions from leaders."

Mevcut ekonomik kriz, liderlerden acil eylemler gerektirebilir.

👍 0 👎 0

Hinder

engellemek
+ aksatmak, mani olmak

"Bad weather conditions can seriously hinder the construction process."

Kötü hava koşulları inşaat sürecini ciddi şekilde engelleyebilir.

👍 0 👎 0

Turn down

reddetmek
+ geri çevirmek

"The board decided to turn down their request for additional funding."

Yönetim kurulu, ek fon taleplerini reddetmeye karar verdi.

👍 0 👎 0

Substitute for

yerine koymak
+ yerini almak

"You can substitute honey for sugar in this traditional recipe."

Bu geleneksel tarifte şeker yerine bal koyabilirsiniz.

👍 0 👎 0

Rule out

eleyip çıkarmak
+ göz ardı etmek, hesaba katmamak

"We cannot rule out the possibility of another market crash."

Başka bir piyasa çöküşü olasılığını eleyip çıkaramayız.

👍 0 👎 0

Phase out

aşamalı kaldırmak
+ yavaşça bitirmek

"The state plans to phase out coal factories over the next ten years."

Devlet, önümüzdeki on yıl içinde kömür fabrikalarını aşamalı kaldırmayı planlıyor.

👍 0 👎 0

Opt out of

vazgeçmek
+ ayrılmak, dışında kalmayı seçmek

"Employees can opt out of the company's extra health insurance plan."

Çalışanlar, şirketin ekstra sağlık sigortası planından vazgeçebilir.

👍 0 👎 0

Exert

uygulamak
+ harcamak

"Big corporations can exert pressure on local political decisions."

Büyük şirketler, yerel siyasi kararlar üzerinde baskı uygulayabilir.

👍 0 👎 0

Invoke

başvurmak
+ uygulamaya koymak

"The police had to invoke an old law to protect the public area."

Polis, kamusal alanı korumak için eski bir yasaya başvurmak zorunda kaldı.

👍 0 👎 0

Entail

gerektirmek
+ şart koşmak

"Buying a house will entail long-term financial commitments for us."

Ev satın almak bizim için uzun vadeli finansal yükümlülükler gerektirecektir.

👍 0 👎 0

Adhere to

uymak
+ bağlı kalmak

"All students must strictly adhere to the university safety rules."

Tüm öğrenciler üniversite güvenlik kurallarına kesinlikle uymalıdır.

👍 0 👎 0

Take on

üstlenmek
+ kabul etmek

"He does not want to take on any extra responsibilities at work."

İş yerinde fazladan hiçbir sorumluluk üstlenmek istemiyor.

👍 0 👎 0

Undertake

üstlenmek
+ girişmek, yapmayı kabul etmek

"The young researcher decided to undertake a very difficult task."

Genç araştırmacı çok zor bir görevi üstlenmeye karar verdi.

👍 0 👎 0

Allocate

tahsis etmek
+ ayırmak

"The committee will allocate specific duties to each member tomorrow."

Komite yarın her üyeye belirli görevler tahsis edecek.

👍 0 👎 0

Acknowledge

kabul etmek
+ tanımak

"They finally agreed to acknowledge the official rules of the competition."

Sonunda yarışmanın resmi kurallarını kabul etmeyi kabul ettiler.

👍 0 👎 0

Conform to

uymak
+ uyum göstermek

"Products must conform to European safety standards before they are sold."

Ürünler satılmadan önce Avrupa güvenlik standartlarına uymalıdır.

👍 0 👎 0

Impose

dayatmak
+ yürürlüğe koymak, yüklemek

"The council decided to impose a new tax on plastic products."

Konsey, plastik ürünlere yeni bir vergi dayatmaya karar verdi.

👍 0 👎 0

Curb

dizginlemek
+ sınırlamak, kontrol etmek

"New laws were made to curb carbon emissions from older vehicles."

Eski araçların karbon emisyonlarını dizginlemek için yeni yasalar çıkarıldı.

👍 0 👎 0

Constrain

sınırlamak
+ kısıtlamak, baskı altına almak

"A lack of funds will constrain the team's ability to travel."

Fon eksikliği, ekibin seyahat etme yeteneğini sınırlayacaktır.

👍 0 👎 0

Comply with

uymak
+ yerine getirmek, uyum sağlamak

"The factory had to comply with new environmental regulations regarding waste."

Fabrika, atıklarla ilgili yeni çevre düzenlemelerine uymak zorundaydı.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.