Destelere dön

Orta — YDS Akademik Sıfatlar: Durum ve Koşullar

Bilimsel metinlerde durumları, çevre koşullarını ve mantıksal yapıları betimleyen sıfatlar.

Orta 🧠 Kelime Hazinesi EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#adjectives #akademik #sinav #yds #yokdil
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

Discrete

ayrı
+ bağımsız, farklı

"The machine consists of several discrete units working together."

Makine, birlikte çalışan birkaç ayrı üniteden oluşmaktadır.

👍 0 👎 0

Feeble

zayıf
+ halsiz, etkisiz

"The economy showed a feeble recovery after the international financial crisis."

Ekonomi, uluslararası finansal krizin ardından zayıf bir toparlanma gösterdi.

👍 0 👎 0

Feasible

mpossible
+ mümkün, uygulanabilir, yapılabilir

"With our current small budget, building a new laboratory is not feasible."

Mevcut küçük bütçemizle yeni bir laboratuvar inşa etmek mümkün değil.

👍 0 👎 0

Explicit

açık
+ net, belirgin

"The teacher gave explicit instructions on how to complete the project."

Öğretmen, projenin nasıl tamamlanacağına dair açık talimatlar verdi.

👍 0 👎 0

Evident

açık
+ belirgin, ortada

"It was evident from his face that he was very disappointed with the score."

Skordan dolayı çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadığı yüzünden açıktı.

👍 0 👎 0

Empirical

deneysel
+ gözleme dayalı, ampirik

"The scientist presented empirical evidence to support his original theory."

Bilim insanı, özgün teorisini desteklemek için deneysel kanıtlar sundu.

👍 0 👎 0

Durable

dayanıklı
+ sağlam

"They use durable materials to build houses in earthquake zones."

Deprem bölgelerinde evler inşa etmek için dayanıklı malzemeler kullanıyorlar.

👍 0 👎 0

Dominant

baskın
+ egemen, en önemli

"The tech giant maintains a dominant position in the mobile market."

Teknoloji devi, mobil pazarda baskın bir konumu elinde tutuyor.

👍 0 👎 0

Divergent

farklı
+ farklılaşan, ayrışan

"The two political parties hold divergent views on the immigration laws."

İki siyasi parti, göçmenlik yasaları konusunda farklı görüşlere sahip.

👍 0 👎 0

Distinct

farklı
+ belirgin, ayrı

"There are distinct differences between the two operating systems."

İki işletim sistemi arasında belirgin farklılıklar vardır.

👍 0 👎 0

Adverse

olumsuz
+ zararlı, aksi

"The economic crisis had adverse effects on the global market conditions."

Ekonomik krizin küresel piyasa koşulları üzerinde olumsuz etkileri oldu.

👍 0 👎 0

Cumulative

biriken
+ kümülatif, artan

"The cumulative effect of smoking for years can lead to serious illness."

Yıllarca sigara içmenin biriken etkisi ciddi hastalıklara yol açabilir.

👍 0 👎 0

Contradictory

çelişkili
+ tutarsız

"The witnesses gave contradictory statements to the police about the accident."

Tanıklar, kaza hakkında polise çelişkili ifadeler verdiler.

👍 0 👎 0

Contentious

tartışmalı
+ çekişmeli

"Tax reduction remains a highly contentious issue among politicians."

Vergi indirimi, politikacılar arasında oldukça tartışmalı bir konu olmaya devam ediyor.

👍 0 👎 0

Conspicuous

göze çarpan
+ belli, belirgin

"There was a conspicuous absence of young people at the political meeting."

Siyasi toplantıda gençlerin göze çarpan bir yokluğu vardı.

👍 0 👎 0

Coherent

tutarlı
+ mantıklı

"The government needs a coherent policy to solve the traffic problem."

Hükümetin trafik sorununu çözmek için tutarlı bir politikaya ihtiyacı var.

👍 0 👎 0

Bewildering

kafa karıştırıcı
+ şaşırtıcı

"The museum offers a bewildering variety of historic options to choose from."

Müze, aralarından seçim yapılabilecek kafa karıştırıcı çeşitlilikte tarihi seçenekler sunuyor.

👍 0 👎 0

Attainable

elde edilebilir
+ ulaşılabilir

"Setting realistic goals makes academic success more attainable for students."

Gerçekçi hedefler koymak, akademik başarıyı öğrenciler için daha elde edilebilir kılar.

👍 0 👎 0

Arbitrary

keyfi
+ rastgele

"The company's choice of the winner seemed completely arbitrary to us."

Şirketin kazananı seçimi bize tamamen keyfi göründü.

👍 0 👎 0

Ambiguous

belirsiz
+ muğlak, iki anlamlı

"The law is ambiguous, so judges interpret it in different ways."

Kanun belirsiz, bu yüzden yargıçlar onu farklı şekillerde yorumluyor.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.