Minefield
"Navigating the international legal regulations proved to be a minefield for the firm."
Uluslararası yasal düzenlemeler arasında yolunu bulmanın firma için gizli problemlerle karşılaşılan bir konu olduğu görüldü.
Tuzaklar, erteleme süreçleri, engelleme ve soyut işaretler üzerine karışık akademik kelimeler.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"Navigating the international legal regulations proved to be a minefield for the firm."
Uluslararası yasal düzenlemeler arasında yolunu bulmanın firma için gizli problemlerle karşılaşılan bir konu olduğu görüldü.
"The modern digital network connection allows an instantaneous exchange of data."
Modern dijital ağ bağlantısı, ani bir veri alışverişine izin verir.
"We must focus closely on the critical tasks at hand right now."
Şu anda tam olarak eldeki kritik görevlere yakından odaklanmalıyız.
"The doctor managed to identify the sudden onset of the clinical disease."
Doktor, klinik hastalığın ani başlangıcını tespit etmeyi başardı.
"He gave his friend a gentle nudge to make him look at the blackboard."
Kara tahtaya bakmasını sağlamak için arkadaşına hafif bir dürtme verdi.
"The central bank introduced high rates to curb the rising spending trends."
Merkez bankası, artan harcama eğilimlerini zapt etmek için yüksek oranlar getirdi.
"The archeologist shared an intriguing theory about the ancient building structures."
Arkeolog, antik bina yapıları hakkında merak uyandıran, ilgi çekici bir teori paylaştı.
"The technical update caused only a negligible delay in the server systems."
Teknik güncelleme, sunucu sistemlerinde yalnızca önemsiz bir gecikmeye neden oldu.
"The engineer checked the digital circuits of the computer for any errors."
Mühendis, herhangi bir hata olup olmadığını görmek için bilgisayarın dijital devrelerini kontrol etti.
"Scientific research requires years of continuous professional endeavour."
Bilimsel araştırma, yıllarca süren sürekli bir mesleki emek gerektirir.
"The actor waited patiently for his specific verbal cue to enter the stage."
Oyuncu, sahneye girmek için kendine özel sözlü işaretini sabırla bekledi.
"The cameras were adjusted to fixate their position on the main laboratory gate."
Kameralar, konumlarını ana laboratuvar kapısına sabitleştirmek üzere ayarlandı.
"The young sprinter completed the hundred-meter race in record time."
Genç koşucu, yüz metre yarışını rekor bir sürede tamamladı.
"There are deep financial risks inherent in any new stock market venture."
Herhangi bir yeni borsa girişiminin doğasında var olan derin finansal riskler vardır.
"A desire to explore the nature is inherent in early childhood development."
Doğayı keşfetme arzusu, erken çocukluk gelişiminin özünde olan bir durumdur.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle