Destelere dön

YDS Akademik Kelimeler - Deste 3: Sıfatlar (A-I)

Niteleme sıfatları, durum belirteçleri ve sınavlarda sıkça eşleşen isim-sıfat tamlamaları (A-I arası).

Orta 🧠 Kelime Hazinesi EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#adjectives #akademik #sinav #yds
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

Discrete

ayrı
+ bağımsız, farklı

"The study divided the complex data system into several discrete units."

Çalışma, karmaşık veri sistemini birkaç ayrı birime böldü.

👍 0 👎 0

Incompatible with

uyumsuz
+ çelişen, bağdaşmayan

"His radical personal views are completely incompatible with the company rules."

Onun radikal kişisel görüşleri, şirket kurallarıyla tamamen uyumsuzdur.

👍 0 👎 0

Inclined to

eğilimli
+ atkın

"Young children are naturally inclined to believe what their teachers say."

Küçük çocuklar, öğretmenlerinin söylediklerine inanmaya doğal olarak eğilimlidirler.

👍 0 👎 0

Implicit

dolaylı
+ üstü kapalı, ima edilen

"There was an implicit agreement between the two commercial business partners."

İki ticari iş ortağı arasında dolaylı bir anlaşma vardı.

👍 0 👎 0

Fragile

kırılgan
+ hassas, narin

"The fragile ecosystem of the desert can be easily damaged by tourism."

Çölün kırılgan ekosistemi, turizm nedeniyle kolayca zarar görebilir.

👍 0 👎 0

Fluctuating

dalgalı
+ değişken

"Fluctuating exchange rates make international investment risky for firms."

Dalgalı döviz kurları, firmalar için uluslararası yatırımı riskli hale getirir.

👍 0 👎 0

Feeble

zayıf
+ halsiz, etkisiz

"The prisoner made a feeble attempt to escape from the high-security cell."

Mahkum, yüksek güvenlikli hücreden kaçmak için zayıf bir girişimde bulundu.

👍 0 👎 0

Feasible

mümkün
+ uygulanabilir, yapılabilir

"The financial advisor presented a highly feasible plan to reduce the total debt."

Finansal danışman, toplam borcu azaltmak için son derece uygulanabilir bir plan sundu.

👍 0 👎 0

Explicit

açık
+ net, belirgin

"The director gave explicit instructions on how to handle the critical emergency."

Direktör, kritik acil durumla nasıl başa çıkılacağına dair açık talimatlar verdi.

👍 0 👎 0

Evident

açık
+ belli, aşikar

"The positive effect of the education campaign became evident within months."

Eğitim kampanyasının olumlu etkisi aylar içinde açıkça belli oldu.

👍 0 👎 0

Empirical

deneysel
+ gözleme dayalı, ampirik

"There is no empirical evidence to support his controversial theory."

Onun tartışmalı teorisini destekleyecek hiçbir deneysel kanıt yoktur.

👍 0 👎 0

Durable

dayanıklı
+ uzun ömürlü

"Engineers prefer using durable materials to build long bridges."

Mühendisler, uzun köprüler inşa etmek için dayanıklı malzemeler kullanmayı tercih ederler.

👍 0 👎 0

Dominant

baskın
+ egemen, en güçlü

"The tech firm maintained its dominant position in the international market."

Teknoloji firması, uluslararası pazardaki baskın konumunu korudu.

👍 0 👎 0

Divergent

farklı
+ ayrışan, farklı yönlere giden

"The two political parties hold divergent views on the tax reform."

İki siyasi parti, vergi reformu konusunda farklı görüşlere sahip.

👍 0 👎 0

Distinct

farklı
+ belirgin, kendine has

"Each unique bird species has a distinct characteristic and singing style."

Her benzersiz kuş türünün kendine has farklı bir özelliği ve ötüş tarzı vardır.

👍 0 👎 0

Aware of

farkında
+ bilincinde

"Investors are fully aware of the financial risks in the current market."

Yatırımcılar, mevcut piyasadaki finansal risklerin tamamen farkındadır.

👍 0 👎 0

Different from

farklı
+ başka

"The new scientific method is completely different from the traditional approach."

Yeni bilimsel yöntem, geleneksel yaklaşımdan tamamen farklıdır.

👍 0 👎 0

Detrimental to

zararlı
+ hasar veren

"Dumping industrial chemical waste is highly detrimental to the environment."

Endüstriyel kimyasal atıkların dökülmesi çevreye son derece zararlıdır.

👍 0 👎 0

Dependent on

bağımlı
+ muhtaç, bağlı olan

"The local economic structure is heavily dependent on winter tourism."

Yerel ekonomik yapı büyük ölçüde kış turizmine bağımlıdır.

👍 0 👎 0

Deficient in

eksik
+ yetersiz

"The soil in this desert region is heavily deficient in essential nutrients."

Bu çöl bölgesindeki toprak, temel besin maddeleri bakımından büyük ölçüde eksiktir.

👍 0 👎 0

Cumulative

biriken
+ kümülatif, katlanarak artan

"The cumulative effect of smoking over twenty years causes severe diseases."

Yirmi yıl boyunca sigara içmenin biriken etkisi ciddi hastalıklara neden olur.

👍 0 👎 0

Contradictory

çelişkili
+ tutarsız

"The two independent witnesses gave completely contradictory statements to the police."

İki bağımsız tanık, polise tamamen çelişkili ifadeler verdi.

👍 0 👎 0

Contentious

tartışmalı
+ çekişmeli

"The construction of the new nuclear plant is a highly contentious topic."

Yeni nükleer santralin inşası oldukça tartışmalı bir konudur.

👍 0 👎 0

Consistent with

uyumlu
+ tutarlı, paralellik gösteren

"The survey results are consistent with our initial theoretical claims."

Anket sonuçları, başlangıçtaki teorik iddialarımızla uyumludur.

👍 0 👎 0

Conspicuous

göze çarpan
+ belli, açık

"His conspicuous absence during the corporate meeting raised several questions."

Kurumsal toplantı sırasındaki göze çarpan devamsızlığı birçok soruyu beraberinde getirdi.

👍 0 👎 0

Compatible with

uyumlu
+ bağdaşan

"The new digital application is completely compatible with old phone models."

Yeni dijital uygulama, eski telefon modelleriyle tamamen uyumludur.

👍 0 👎 0

Coherent

tutarlı
+ mantıklı, anlaşılır

"The defense lawyer presented a coherent argument to the court."

Savunma avukatı mahkemeye tutarlı bir argüman sundu.

👍 0 👎 0

Capable of

yetenekli
+ yapabilen, gücü yeten

"The modern production factory is capable of handling thousands of requests daily."

Modern üretim fabrikası, günlük binlerce talebi yerine getirme yeteneğine sahiptir.

👍 0 👎 0

Bewildering

kafa karıştırıcı
+ şaşırtıcı, hayret verici

"The city has a bewildering array of ancient architectural styles."

Şehir, kafa karıştırıcı çeşitlilikte antik mimari tarzlara sahiptir.

👍 0 👎 0

Based on

dayalı
+ göre, esas alınan

"The scientific report is strictly based on experimental data and observations."

Bilimsel rapor, kesinlikle deneysel verilere ve gözlemlere dayalıdır.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.