break the rules
"They break the rules."
Kuralları çiğnerler.
Japon bir profesörün Zen ustasına ders almak için gitmesini anlatan bu hikaye, "boş fincan" metaforuyla öğrenmeye açık olmanın önemini vurguluyor. Zihniniz önceden edindiğiniz bilgilerle doluysa yeni şeyler öğrenemezsiniz. İngilizce öğrenirken de başlangıç zihniyetiyle hareket edip eski alışkanlıkları bırakmak gerekir.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"They break the rules."
Kuralları çiğnerler.
"You always translate."
Her zaman çeviri yaparsın.
"Simple stories can teach big lessons."
Basit hikâyeler büyük dersler verebilir.
"The wisdom is still here."
Bilgelik hâlâ burada.
"Always humble."
Her zaman mütevazı.
"But then you hear native speakers."
Ama sonra anadili İngilizce olanları duyarsın.
"Your cup is full of book English."
Bardağın kitap İngilizcesiyle dolu.
"You did not learn everyday English."
Günlük İngilizce öğrenmedin.
"You cannot think in English."
İngilizce düşünemezsin.
"First, you must empty your cup."
Önce, bardağını boşaltmalısın.
"The cup got full, but he kept pouring."
Bardak doldu ama dökmeye devam etti.
"He started to pour tea into the professor's cup."
Profesörün bardağına çay dökmeye başladı.
"When you ask, you make room."
Sorduğunda yer açarsın.
"Be curious like a child."
Bir çocuk gibi meraklı ol.
"Be open. Be ready. Be curious."
Açık ol. Hazır ol. Meraklı ol.
"Let go of what you think you know."
Bildiğini sandığın şeylerden vazgeç.
"This is the full cup problem."
Bu dolu bardak sorunudur.
"In Zen, there is an idea called beginner's mind."
Zen'de acemi zihni denilen bir fikir vardır.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle