Destelere dön

🎧 Every Flower Blooms in Its Own Time | B1 English Practice Podcast

Bu video, toplumun başarı için dayattığı genç yaş baskısının bir yalan olduğunu anlatıyor. Vera Wang, Julia Child ve Laura Ingalls Wilder gibi isimlerin hayatlarından örneklerle, başarının 40'lı, 50'li ve hatta 65 yaşında bile gelebileceğini vurguluyor. Önemli olanın kendi zamanınızda ve kendi hızınızda büyümek olduğunu hatırlatıyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 15 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#başarı #dil öğrenimi #kişisel gelişim #motivasyon
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 15 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

15 kart

bloom

çiçek açmak
+ açmak, serpilmek

"Every flower blooms in its own time."

Her çiçek kendi zamanında açar.

👍 0 👎 0

late bloomer

geç çiçek açan kişi
+ geç başarılı olan

"We will talk about late bloomers who found success later in life."

Hayatta daha sonra başarıya ulaşan geç çiçek açanlardan bahsedeceğiz.

👍 0 👎 0

society

toplum

"Society tells us we need to be successful when we are young."

Toplum bize gençken başarılı olmamız gerektiğini söylüyor.

👍 0 👎 0

pressure

baskı

"What if the pressure you feel is based on a lie?"

Ya hissettiğiniz baskı bir yalana dayanıyorsa?

👍 0 👎 0

succeed

başarılı olmak

"People who succeed later in life often stay successful longer."

Hayatta daha sonra başarılı olan insanlar genellikle daha uzun süre başarılı kalırlar.

👍 0 👎 0

fail

başarısız olmak

"She tried to join the Olympic team. She failed."

Olimpiyat takımına katılmaya çalıştı. Başarısız oldu.

👍 0 👎 0

give up

vazgeçmek
+ pes etmek

"Julia could have stopped there. She could have said, 'I tried. I failed. I am too old.' But she did not give up."

Julia orada durabilirdi. 'Denedim, başarısız oldum, çok yaşlıyım' diyebilirdi. Ama pes etmedi.

👍 0 👎 0

experience

deneyim
+ tecrübe

"They have more experience. They know themselves better."

Daha fazla deneyimleri var. Kendilerini daha iyi tanıyorlar.

👍 0 👎 0

compare

karşılaştırmak

"Stop comparing yourself to people who bloomed early."

Kendinizi erken çiçek açan insanlarla karşılaştırmayı bırakın.

👍 0 👎 0

timeline

zaman çizelgesi
+ zaman akışı

"Society's timeline is not your timeline."

Toplumun zaman çizelgesi sizin zaman çizelgeniz değildir.

👍 0 👎 0

worth

değer
+ değmek

"It will be worth the wait."

Beklemeye değecek.

👍 0 👎 0

let go of

bırakmak
+ vazgeçmek, salıvermek

"Let go of the idea that you are late."

Geç kaldığınız fikrinden vazgeçin.

👍 0 👎 0

season

mevsim
+ dönem

"You are blooming in your season."

Kendi mevsiminizde çiçek açıyorsunuz.

👍 0 👎 0

publisher

yayınevi
+ yayıncı

"She sent it to publishers. The first publisher said no."

Yayınevlerine gönderdi. İlk yayınevi hayır dedi.

👍 0 👎 0

cookbook

yemek kitabı

"She finished writing her first cookbook."

İlk yemek kitabını yazmayı bitirdi.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.