Destelere dön

🎧 The Ones Who Survived Stopped Waiting | B2 English Listening Practice

Victor Frankl, bir Nazi toplama kampından sağ kurtulan psikiyatrist, hayatta kalanların sırrını gözlemledi: Umutlu bir sona ya da sonsuz acıya odaklanmak yerine, ellerindeki anlık işe ve yapabileceklerine odaklananlar ayakta kaldı. Bu, dış koşullar değişmese bile içsel özgürlüğü ve varlığımızı korumanın bir yoludur.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 15 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#kişisel gelişim #motivasyon #psikoloji #tarih
Son güncelleme: 2026-07-28
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 15 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

15 kart

survival

hayatta kalma
+ sağ kalma

"Survival was not a matter of strength or intelligence alone."

Hayatta kalma sadece güç veya zeka meselesi değildi.

👍 0 👎 0

break

kırılmak
+ çökmek, yıkılmak

"The first ones to break were those who believed it would all be over soon."

İlk kırılanlar, her şeyin yakında biteceğine inananlardı.

👍 0 👎 0

deadline

son tarih
+ bitiş zamanı, süre sınırı

"They gave the suffering a deadline."

Acıya bir son tarih verdiler.

👍 0 👎 0

collapse

çöküş
+ yıkılma

"This is a very specific kind of collapse."

Bu çok özel bir çöküş türüdür.

👍 0 👎 0

hope was attached to

umut bağlanmıştı
+ umut dayanıyordu

"The collapse of a person whose hope was attached to a particular outcome."

Umutları belirli bir sonuca bağlanmış bir kişinin çöküşü.

👍 0 👎 0

clear-eyed

gerçekçi
+ açık görüşlü, ayık kafalı

"This group looks more realistic, more clear-eyed."

Bu grup daha gerçekçi, daha açık görüşlü görünüyor.

👍 0 👎 0

erosion

aşınma
+ yıpranma, erozyon

"The belief that nothing will change produces a slow erosion."

Hiçbir şeyin değişmeyeceği inancı yavaş bir aşınma üretir.

👍 0 👎 0

interior ground

içsel alan
+ iç zemin, içsel dayanak

"They had found a small piece of interior ground that the situation could not reach."

Durumun ulaşamayacağı küçük bir içsel alan bulmuşlardı.

👍 0 👎 0

turn away from the window

pencereden uzaklaşmak
+ dışarıya odaklanmayı bırakmak

"The third person turns away from the window."

Üçüncü kişi pencereden uzaklaşır.

👍 0 👎 0

presence

var olma
+ mevcudiyet, hazır bulunuşluk

"A different quality of presence inside it."

Onun içinde farklı bir var olma kalitesi.

👍 0 👎 0

waiting

bekleme
+ bekleyiş, beklemek

"Stop looking at the window for a moment. Turn to the room."

Bir an için pencereye bakmayı bırak. Odaya dön.

👍 0 👎 0

the last human freedom

son insan özgürlüğü
+ insanın elinde kalan son özgürlük

"The last human freedom is the freedom to choose how you respond."

Son insan özgürlüğü, nasıl tepki vereceğini seçme özgürlüğüdür.

👍 0 👎 0

surrender

teslim etmek
+ vazgeçmek, bırakmak

"He refused to surrender it to circumstances."

Onu koşullara teslim etmeyi reddetti.

👍 0 👎 0

immediate

acil
+ hemen yapılabilecek, anlık

"Focus on the immediate, concrete, available thing."

Acile, somut ve mevcut olana odaklanın.

👍 0 👎 0

concrete

somut
+ maddi

"The specific, concrete, immediate thing that was theirs to do."

Yapmaları gereken belirli, somut, acil şey.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele