procrastination
"Procrastination means waiting to do something instead of doing it now."
Erteleme, bir şeyi şimdi yapmak yerine beklemek anlamına gelir.
Peter, sekiz yaşında bir çocuk, büyükbabasının sözlerini anlamaz: "İyi şeyler için çok beklemeyin, zaman hızlı geçer." Bir gün büyükbabasının ilacını alması gerekirken arkadaşlarıyla oynamaya gider ve geri döndüğünde çok geç kaldığını anlar. Bu hikaye, ertelemeyi bırakıp sevdiklerimiz için önemli şeyleri hemen yapmamız gerektiğini hatırlatır.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"Procrastination means waiting to do something instead of doing it now."
Erteleme, bir şeyi şimdi yapmak yerine beklemek anlamına gelir.
"Don't waste your time; do it now."
Zamanını harcama; şimdi yap.
"He was too late; the shop was closed."
Çok geç kalmıştı; dükkan kapalıydı.
"I'll do it later."
Onu sonra yaparım.
"If I went right away, I could have helped."
Hemen gitseydim, yardım edebilirdim.
"Every time we wait, we take a risk."
Her beklediğimizde risk alırız.
"It's not about blame; it's about doing the right thing."
Bu suçlamakla ilgili değil; doğru olanı yapmakla ilgili.
"Are you just escaping this?"
Sadece bundan mı kaçıyorsun?
"Every choice, even small ones, affects others."
Her seçim, küçük olanlar bile, başkalarını etkiler.
"Do what matters most."
En önemli olanı yap.
"Tomorrow is not promised."
Yarın söz verilmiş değil.
"We can only learn from our mistakes."
Hatalarımızdan ancak ders alabiliriz.
"Go hug your parents."
Git anne babana sarıl.
"Say sorry to your sister."
Kız kardeşinden özür dile.
"Say thank you to someone."
Birine teşekkür et.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle