Destelere dön

🎧 Personal Feeling: Peer Pressure |LEP Learn English Podcast | 🎙️ 8 Minute English

Bu podcast, akran baskısının hem olumlu hem olumsuz yönlerini ele alıyor. Kişisel başarıları başkalarıyla karşılaştırmanın yarattığı özgüven eksikliği ve motivasyon kaybı gibi olumsuz etkiler anlatılırken, aynı zamanda bu baskının sağlıklı rekabet ve kişisel gelişim için nasıl bir itici güce dönüştürülebileceği vurgulanıyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 18 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#ingilizce
Son güncelleme: 2026-06-22
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 18 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Çözen kişi
1
Toplam çalışma
14
Ortalama başarı
%79
Ort. süre
3:42
🏆 Lider tablosu (1)
# Kullanıcı Çalışma Doğru Doğruluk Süre
1 @suheyla.oguz 14 11 %79 3:42

Sadece istatistik paylaşımına izin veren kullanıcılar görünür.

Bu destedeki kartlar

18 kart

burnout

tükenmişlik
+ bitkinlik

"That bad mindset can lead to burnout or even giving up."

Bu kötü zihniyet tükenmişliğe ve hatta pes etmeye yol açabilir.

👍 0 👎 0

model positive behaviors

olumlu davranışlara örnek olmak
+ olumlu davranış sergilemek

"Adults need to model positive behaviors themselves."

Yetişkinlerin kendileri olumlu davranışlara örnek olmaları gerekir.

👍 0 👎 0

discount

geçersiz kılmak
+ önemsizleştirmek, indirim yapmak (mecaz)

"Just because a friend reaches a milestone before me doesn't discount my own efforts."

Bir arkadaşım benden önce bir dönüm noktasına ulaştı diye bu benim çabalarımı geçersiz kılmaz.

👍 0 👎 0

milestone

dönüm noktası
+ kilometre taşı

"Just because a friend reaches a milestone before me doesn't discount my own efforts."

Bir arkadaşım benden önce bir dönüm noktasına ulaştı diye bu benim çabalarımı geçersiz kılmaz.

👍 0 👎 0

toxic

zehirli
+ toksik, zararlı

"Building unshakable self-esteem acts as a buffer against those toxic peer influences."

Sarsılmaz bir öz saygı inşa etmek, zehirli akran etkilerine karşı bir tampon görevi görür.

👍 0 👎 0

buffer

tampon
+ koruyucu

"Building unshakable self-esteem acts as a buffer against those toxic peer influences."

Sarsılmaz bir öz saygı inşa etmek, zehirli akran etkilerine karşı bir tampon görevi görür.

👍 0 👎 0

nurturing

besleme
+ geliştirme, destekleme

"Focusing on our own worthwhile journeys and nurturing our self-belief makes a huge difference."

Kendi değerli yolculuklarımıza odaklanmak ve kendimize olan inancımızı beslemek büyük fark yaratır.

👍 0 👎 0

resilient

dirençli
+ dayanıklı

"When facing peer pressure with the right guidance, we become so much more resilient."

Doğru rehberlikle akran baskısıyla yüzleştiğimizde çok daha dirençli oluruz.

👍 0 👎 0

self-esteem

öz saygı
+ benlik saygısı

"Building unshakable self-esteem acts as a buffer against those toxic peer influences."

Sarsılmaz bir öz saygı inşa etmek, zehirli akran etkilerine karşı bir tampon görevi görür.

👍 0 👎 0

peer pressure

akran baskısı
+ akraba baskısı

"I also have too much peer pressure."

Ben de çok fazla akran baskısı yaşıyorum.

👍 0 👎 0

motivation

motivasyon
+ güdü

"Sometimes seeing a friend do great can push me to work harder myself in a healthy way."

Bazen bir arkadaşın harika işler yapması beni sağlıklı bir şekilde daha çok çalışmaya itebilir.

👍 0 👎 0

worthless

değersiz
+ işe yaramaz

"He's just a worthless individual."

O sadece değersiz bir birey.

👍 0 👎 0

achievement

başarı
+ kazanım

"They were proud of their children's achievements."

Çocuklarının başarılarıyla gurur duyuyorlardı.

👍 0 👎 0

accomplished

başarılı
+ yetenekli, usta

"Bella is an accomplished artist."

Bella başarılı bir sanatçıdır.

👍 0 👎 0

self-doubt

kendinden şüphe duyma
+ özgüven eksikliği

"The negative way is when I get stuck feeling self-doubt."

Olumsuz yol, kendimden şüphe duyma hissine takılıp kaldığım zamandır.

👍 0 👎 0

highlight reel

en iyi anlar derlemesi
+ vitrin

"With social media we see the highlight reel of people's lives."

Sosyal medyada insanların hayatlarının en iyi anlarını görüyoruz.

👍 0 👎 0

falling behind

geride kalmak
+ yetinememek

"When I see my peers doing great things, it makes me feel like I'm falling behind."

Akranlarımın harika şeyler yaptığını gördüğümde, geride kaldığımı hissediyorum.

👍 0 👎 0

compare

karşılaştırmak
+ kıyaslamak

"It's when we compare ourselves to others and feel like we're not as good."

Kendimizi başkalarıyla karşılaştırdığımızda ve onlar kadar iyi olmadığımızı hissettiğimizde olur.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele