burnout
"That bad mindset can lead to burnout or even giving up."
Bu kötü zihniyet tükenmişliğe ve hatta pes etmeye yol açabilir.
Bu podcast, akran baskısının hem olumlu hem olumsuz yönlerini ele alıyor. Kişisel başarıları başkalarıyla karşılaştırmanın yarattığı özgüven eksikliği ve motivasyon kaybı gibi olumsuz etkiler anlatılırken, aynı zamanda bu baskının sağlıklı rekabet ve kişisel gelişim için nasıl bir itici güce dönüştürülebileceği vurgulanıyor.
Topluluğun bu destedeki performansı.
| # | Kullanıcı | Çalışma | Doğru | Doğruluk | Süre |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | @suheyla.oguz | 14 | 11 | %79 | 3:42 |
Sadece istatistik paylaşımına izin veren kullanıcılar görünür.
"That bad mindset can lead to burnout or even giving up."
Bu kötü zihniyet tükenmişliğe ve hatta pes etmeye yol açabilir.
"Adults need to model positive behaviors themselves."
Yetişkinlerin kendileri olumlu davranışlara örnek olmaları gerekir.
"Just because a friend reaches a milestone before me doesn't discount my own efforts."
Bir arkadaşım benden önce bir dönüm noktasına ulaştı diye bu benim çabalarımı geçersiz kılmaz.
"Just because a friend reaches a milestone before me doesn't discount my own efforts."
Bir arkadaşım benden önce bir dönüm noktasına ulaştı diye bu benim çabalarımı geçersiz kılmaz.
"Building unshakable self-esteem acts as a buffer against those toxic peer influences."
Sarsılmaz bir öz saygı inşa etmek, zehirli akran etkilerine karşı bir tampon görevi görür.
"Building unshakable self-esteem acts as a buffer against those toxic peer influences."
Sarsılmaz bir öz saygı inşa etmek, zehirli akran etkilerine karşı bir tampon görevi görür.
"Focusing on our own worthwhile journeys and nurturing our self-belief makes a huge difference."
Kendi değerli yolculuklarımıza odaklanmak ve kendimize olan inancımızı beslemek büyük fark yaratır.
"When facing peer pressure with the right guidance, we become so much more resilient."
Doğru rehberlikle akran baskısıyla yüzleştiğimizde çok daha dirençli oluruz.
"Building unshakable self-esteem acts as a buffer against those toxic peer influences."
Sarsılmaz bir öz saygı inşa etmek, zehirli akran etkilerine karşı bir tampon görevi görür.
"I also have too much peer pressure."
Ben de çok fazla akran baskısı yaşıyorum.
"Sometimes seeing a friend do great can push me to work harder myself in a healthy way."
Bazen bir arkadaşın harika işler yapması beni sağlıklı bir şekilde daha çok çalışmaya itebilir.
"He's just a worthless individual."
O sadece değersiz bir birey.
"They were proud of their children's achievements."
Çocuklarının başarılarıyla gurur duyuyorlardı.
"Bella is an accomplished artist."
Bella başarılı bir sanatçıdır.
"The negative way is when I get stuck feeling self-doubt."
Olumsuz yol, kendimden şüphe duyma hissine takılıp kaldığım zamandır.
"With social media we see the highlight reel of people's lives."
Sosyal medyada insanların hayatlarının en iyi anlarını görüyoruz.
"When I see my peers doing great things, it makes me feel like I'm falling behind."
Akranlarımın harika şeyler yaptığını gördüğümde, geride kaldığımı hissediyorum.
"It's when we compare ourselves to others and feel like we're not as good."
Kendimizi başkalarıyla karşılaştırdığımızda ve onlar kadar iyi olmadığımızı hissettiğimizde olur.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle