catch up (with someone)
"I haven't seen Maria in months, so we're meeting for coffee to catch up."
Maria'yı aylardır görmedim, bu yüzden kahve içip muhabbet etmek için buluşuyoruz.
Bu videoda, İngilizcede sık kullanılan "catch up" ifadesinin üç farklı anlamı öğretiliyor: birisiyle görüşüp sohbet etmek, gecikilen işleri tamamlamak ve aynı seviyeye gelmek. Her kullanım için örnek cümleler verilip tekrar edilerek pratik yapılıyor.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"I haven't seen Maria in months, so we're meeting for coffee to catch up."
Maria'yı aylardır görmedim, bu yüzden kahve içip muhabbet etmek için buluşuyoruz.
"I was sick last week, so I need to catch up on emails."
Geçen hafta hastaydım, bu yüzden emailleri halletmem gerekiyor.
"I'm finally catching up on that series everyone's been talking about."
Sonunda herkesin bahsettiği o diziyi izlemeye başlıyorum.
"I missed the meeting this morning. Can you catch me up quickly?"
Bu sabahki toplantıyı kaçırdım. Beni hızlıca bilgilendirebilir misin?
"The new team member is catching up fast. She'll be ready next week."
Yeni ekip arkadaşı hızla yetişiyor. Gelecek hafta hazır olacak.
"I finally finished all my work. I'm all caught up now."
Sonunda tüm işimi bitirdim. Artık tamamen güncelim.
"Hey, it's been too long. We should really catch up sometime soon."
Hey, çok uzun zaman oldu. Yakında mutlaka görüşüp muhabbet etmeliyiz.
"Are we just catching up or is this about the project?"
Sadece muhabbet mi ediyoruz yoksa bu projeyle mi ilgili?
"Let's grab lunch tomorrow and catch up properly. I miss our talks."
Yarın öğle yemeğinde buluşup güzelce muhabbet edelim. Sohbetlerimizi özledim.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle