full professor
"A full professor mentors doctoral candidates."
Bir profesör, doktora adaylarına danışmanlık yapar.
Bu podcast, C1 seviyesi İngilizce için gerekli olan 30'dan fazla ileri düzey iş unvanını (CFO, CTO, mütevelli, psikiyatrist gibi) ve bu rollerin şirket yapılarındaki stratejik önemini açıklıyor. Profesyonel kelime dağarcığınızı geliştirerek, iş dünyasındaki karmaşık hiyerarşileri ve uzmanlık alanlarını daha doğru ifade etmenizi sağlıyor.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"A full professor mentors doctoral candidates."
Bir profesör, doktora adaylarına danışmanlık yapar.
"A trustee has a fiduciary duty to act in the beneficiaries' best interests."
Bir mütevelli, yararlanıcıların çıkarları doğrultusunda hareket etme yükümlülüğüne sahiptir.
"The nanny focuses solely on the child's development."
Dadı, yalnızca çocuğun gelişimine odaklanır.
"The au pair teaches the children her native language."
Au pair, çocuklara kendi ana dilini öğretir.
"The congressional aide drafted policy summaries for the senator."
Kongre yardımcısı, senatör için politika özetleri hazırladı.
"The ranger monitors wildlife populations in the park."
Orman bekçisi, parktaki yaban hayatı popülasyonlarını izler.
"A civil servant handles administrative tasks in the government."
Bir memur, hükümette idari görevleri yürütür.
"The fire chief led the response during the citywide flood."
İtfaiye müdürü, şehir çapındaki sel sırasında müdahaleyi yönetti.
"The curator organized a major Renaissance art exhibition."
Küratör, büyük bir Rönesans sanat sergisi düzenledi.
"The CFO presented the budget plan to the shareholders."
Finans Direktörü bütçe planını hissedarlara sundu.
"The physiotherapist designed a recovery plan for the athlete."
Fizyoterapist, sporcu için bir iyileşme planı hazırladı.
"An optometrist can spot early signs of glaucoma."
Bir optometrist, glokomun erken belirtilerini fark edebilir.
"The psychiatrist prescribed medication for severe anxiety."
Psikiyatrist, şiddetli anksiyete için ilaç yazdı.
"A medical practitioner diagnoses complex conditions."
Bir tıp pratisyeni karmaşık hastalıkları teşhis eder.
"Election monitors ensure the voting process is fair."
Seçim gözlemcileri oylama sürecinin adil olmasını sağlar.
"The trustee manages the inheritance for the beneficiaries."
Mütevelli, mirası yararlanıcılar adına yönetir.
"The hospital administrator ensures compliance with health regulations."
Hastane yöneticisi, sağlık yönetmeliklerine uyumu sağlar.
"The CTO decided to implement AI to boost productivity."
Teknoloji Direktörü, verimliliği artırmak için yapay zeka uygulamaya karar verdi.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle