Destelere dön

🎧 50+ C1 Advanced English Vocabulary You Must Know || Level Up Your English!

Bu video, C1 seviyesinde İngilizce iletişim için gerekli 50'den fazla gelişmiş kelimeyi, anlamları ve kullanım bağlamlarıyla açıklıyor. Kelimeler; netlik, ikna ve soyut kavramlar gibi işlevsel gruplara ayrılarak, doğru bağlamda doğru kelimeyi seçme becerisi kazandırmayı hedefliyor.

C1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#akademik ingilizce #iş ingilizcesi #kelime #sınav
Son güncelleme: 2026-07-05
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

plausible

makul
+ inandırıcı, akla yatkın

"A witness providing a plausible account sounds reasonable even if not proven."

Makul bir ifade veren tanık, kanıtlanmamış olsa bile mantıklı gelir.

👍 0 👎 0

intuitive

sezgisel
+ içgüdüsel

"An intuitive interface is one that users immediately know how to operate."

Sezgisel bir arayüz, kullanıcıların hemen nasıl kullanılacağını bildiği arayüzdür.

👍 0 👎 0

substantiate

kanıtlamak
+ doğrulamak, desteklemek

"You must substantiate your expense report with receipts."

Harcama raporunuzu makbuzlarla kanıtlamalısınız.

👍 0 👎 0

skeptical

şüpheci
+ kuşkulu, kuşkucu

"A good investor maintains a skeptical attitude toward overly optimistic forecasts."

İyi bir yatırımcı, aşırı iyimser tahminlere karşı şüpheci bir tutum sergiler.

👍 0 👎 0

rigorous

titiz
+ sıkı, katı

"Rigorous testing ensures a product meets the highest standards."

Titiz testler, bir ürünün en yüksek standartları karşılamasını sağlar.

👍 0 👎 0

scrutinize

dikkatle incelemek
+ irdelemek, mercek altına almak

"Regulators scrutinize financial reports for errors."

Düzenleyiciler, hatalar için finansal raporları dikkatle inceler.

👍 0 👎 0

credible

güvenilir
+ inandırıcı, itibarlı

"If a source is credible, we inherently trust their information."

Bir kaynak güvenilirse, bilgilerine doğal olarak güveniriz.

👍 0 👎 0

pragmatic

pragmatik
+ gerçekçi, pratik

"A pragmatic solution to traffic congestion might involve unpopular but effective tolls."

Trafik sıkışıklığına pragmatik bir çözüm, popüler olmayan ancak etkili geçiş ücretlerini içerebilir.

👍 0 👎 0

viable

yaşayabilir
+ sürdürülebilir, geçerli

"A business plan might be feasible but not financially viable."

Bir iş planı uygulanabilir olabilir ancak mali açıdan sürdürülebilir olmayabilir.

👍 0 👎 0

feasible

uygulanabilir
+ mümkün, yapılabilir

"Is the plan feasible given the time and budget?"

Zaman ve bütçe göz önüne alındığında plan uygulanabilir mi?

👍 0 👎 0

assertive

kendinden emin
+ iddialı, girişken

"An assertive employee confidently explains why a deadline is impossible and suggests an alternative."

İddialı bir çalışan, bir teslim tarihinin neden imkansız olduğunu güvenle açıklar ve bir alternatif önerir.

👍 0 👎 0

implication

ima
+ sonuç, dolaylı anlam

"The report discusses the serious implications of climate change."

Rapor, iklim değişikliğinin ciddi sonuçlarını tartışıyor.

👍 0 👎 0

reiterate

tekrarlamak
+ yinelemek, vurgulamak

"Project managers reiterate key milestones in every meeting."

Proje yöneticileri her toplantıda kilit kilometre taşlarını yineler.

👍 0 👎 0

refute

çürütmek
+ yanlış olduğunu kanıtlamak, reddetmek

"A defense lawyer must refute accusations with counter-evidence."

Bir savunma avukatı, suçlamaları karşı kanıtlarla çürütmelidir.

👍 0 👎 0

provoke

kışkırtmak
+ neden olmak, tahrik etmek

"The smell of old books provoked strong memories."

Eski kitapların kokusu güçlü anıları kışkırttı.

👍 0 👎 0

elicit

ortaya çıkarmak
+ uyandırmak, elde etmek

"A well-crafted survey is designed to elicit specific feedback."

İyi hazırlanmış bir anket, belirli geri bildirimleri ortaya çıkarmak için tasarlanmıştır.

👍 0 👎 0

disseminate

yaymak
+ dağıtmak, duyurmak

"The rapid dissemination of misinformation via social media is a major concern."

Sosyal medya aracılığıyla yanlış bilginin hızla yayılması büyük bir endişe kaynağıdır.

👍 0 👎 0

coherent

tutarlı
+ anlaşılır, mantıklı

"A coherent argument has a logical flow from one point to the next."

Tutarlı bir argüman, bir noktadan diğerine mantıklı bir akışa sahiptir.

👍 0 👎 0

ambiguous

belirsiz
+ muğlak, çok anlamlı

"Ambiguous statements in a contract can lead to legal disputes."

Bir sözleşmedeki belirsiz ifadeler yasal anlaşmazlıklara yol açabilir.

👍 0 👎 0

authentic

otantik
+ gerçek, samimi

"Authentic leadership means aligning your actions with what you say you believe."

Otantik liderlik, eylemlerinizi inandığınızı söylediğiniz şeyle uyumlu hale getirmek anlamına gelir.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele