disorganized
"They were disorganized."
Düzensizlerdi.
John D. Rockefeller, yoksul bir çocukken başlayıp disiplinli çalışma ve akıllı yatırımlarla dünyanın en zengin insanı haline gelen bir iş adamının hikayesini anlatıyor. Standard Oil şirketini kurarak petrol endüstrisinde dev bir güç olan Rockefeller'ın yükselişi, serveti ve hayatının ilerleyen dönemlerinde yaptığı bağışlar bu öyküde ele alınıyor.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"They were disorganized."
Düzensizlerdi.
"His childhood, his rise, his secrets, and his legacy."
Çocukluğu, yükselişi, sırları ve mirası.
"Give generously."
Cömertçe ver.
"He became the first person in American history with a fortune of $1 billion."
Amerikan tarihinde 1 milyar dolarlık servete sahip ilk kişi oldu.
"The court ordered Standard Oil to be broken into smaller companies."
Mahkeme, Standard Oil'in daha küçük şirketlere bölünmesini emretti.
"They felt that justice had been done."
Adaletin yerini bulduğunu hissettiler.
"Many small business owners felt crushed."
Birçok küçük işletme sahibi ezilmiş hissetti.
"He controlled nearly 90% of all the oil refined in the United States."
Amerika Birleşik Devletleri'nde rafine edilen petrolün yaklaşık %90'ını kontrol ediyordu.
"It could transport oil across America."
Petrolü Amerika genelinde taşıyabiliyordu.
"It had deals with the railroads."
Demiryollarıyla anlaşmaları vardı.
"If you do not join me, you will not survive."
Bana katılmazsan hayatta kalamazsın.
"He went to its owner and made an offer."
Sahibine gidip bir teklif yaptı.
"His story is not just a story about money. It is a story about a journey."
Onun hikayesi sadece para hakkında bir hikaye değil. Bu bir yolculuk hikayesi.
"Most oil companies were messy."
Çoğu petrol şirketi dağınıktı.
"The question was, who would control it?"
Soru şuydu: Onu kim kontrol edecekti?
"People could use it as fuel."
İnsanlar onu yakıt olarak kullanabilirdi.
"Oil was discovered in the ground."
Yer altında petrol keşfedildi.
"He wanted to start his own business."
Kendi işini kurmak istiyordu.
"Spend less than you earn."
Kazandığından daha az harca.
"He called it Ledger A."
Ona Defter A adını verdi.
"He checked accounts."
Hesapları kontrol etti.
"He worked as an assistant in a small company."
Küçük bir şirkette asistan olarak çalıştı.
"Money was not something to waste."
Para israf edilecek bir şey değildi.
"She believed in saving money."
Para biriktirmeye inanıyordu.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle