Destelere dön

🎧 The Most Dangerous Sentence in English History | B2 Listening Practice

1952'de Derek Bentley'in söylediği "Let him have it" sözünün iki zıt anlamı olması, onun idamına yol açan gerçek bir hikâyeyi anlatıyor. Video, İngilizcede anlamın bağlama ne kadar bağlı olduğunu ve dilin belirsizliğinin hayati sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 16 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#gramer #günlük konuşma #kelime
Son güncelleme: 2026-10-20
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 16 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

✨

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

16 kart

ambiguous

belirsiz
+ iki anlama gelebilen, çift anlamlı, muğlak

"The phrase 'let him have it' is genuinely ambiguous."

'Let him have it' ifadesi gerçekten iki anlama gelebilir.

👍 0 👎 0

prosecution

savcılık
+ iddia makamı, dava açan taraf

"The prosecution argued that Bentley meant 'attack him'."

Savcılık, Bentley'in 'ona saldır' demek istediğini savundu.

👍 0 👎 0

defense

savunma
+ müdafaa

"The defense claimed Bentley was trying to surrender the weapon."

Savunma, Bentley'in silahı teslim etmeye çalıştığını iddia etti.

👍 0 👎 0

jury

jüri
+ mahkeme heyeti

"The jury chose the prosecution's interpretation."

Jüri, savcılığın yorumunu seçti.

👍 0 👎 0

executed

idam edildi
+ infaz edildi

"Derek Bentley was executed on the 28th of January 1953."

Derek Bentley 28 Ocak 1953'te idam edildi.

👍 0 👎 0

pardon

af
+ bağışlama

"In 1991, the British government gave Derek Bentley a partial pardon."

1991'de İngiliz hükümeti Derek Bentley'e kısmi af çıkardı.

👍 0 👎 0

exoneration

aklanma
+ suçsuz bulunma, beraat

"The court gave Bentley full and unconditional exoneration."

Mahkeme Bentley'i tam ve koşulsuz olarak aklandı.

👍 0 👎 0

context

bağlam
+ içerik, durum

"Words receive their meaning from context."

Kelimeler anlamlarını bağlamdan alır.

👍 0 👎 0

intention

niyet
+ amaç

"Only Bentley knew his true intention."

Gerçek niyetini sadece Bentley biliyordu.

👍 0 👎 0

imprecision

belirsizlik
+ kesin olmama, muğlaklık

"Bentley paid the highest price for the imprecision of language."

Bentley dilin belirsizliği için en yüksek bedeli ödedi.

👍 0 👎 0

give it to him

ona ver
+ teslim et

"In one meaning, 'let him have it' means give it to him."

Bir anlamda 'let him have it' ona ver demektir.

👍 0 👎 0

attack him

ona saldır
+ üzerine git

"The other meaning of 'let him have it' is attack him."

'Let him have it'in diğer anlamı ona saldır demektir.

👍 0 👎 0

surrender

teslim etmek
+ bırakmak

"Bentley was telling Craig to surrender the weapon."

Bentley, Craig'e silahı teslim etmesini söylüyordu.

👍 0 👎 0

fundamentally unfair

temelden adaletsiz
+ esasen haksız

"The judges ruled that the original trial had been fundamentally unfair."

Hâkimler, ilk yargılamanın temelden adaletsiz olduğuna karar verdi.

👍 0 👎 0

clear someone's name

birinin adını temize çıkarmak
+ aklamak

"Iris Bentley fought for decades to clear her brother's name."

Iris Bentley kardeşinin adını temize çıkarmak için onlarca yıl savaştı.

👍 0 👎 0

meet halfway

ortada buluşmak
+ uzlaşmak, karşılıklı anlayış göstermek

"Understanding requires the listener to meet the speaker halfway."

Anlamak, dinleyicinin konuşmacıyla ortada buluşmasını gerektirir.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele