Destelere dön

🎧 You're Missing the Best Part of Your Day | B1 English podcast

Hayatımızda yolunda giden binlerce küçük şeyi fark etmeyiz; yalnızca aksilikler dikkatimizi çeker ve günün hikâyesini onlar belirler. Oysa görünmeyen yarıda, birilerinin sessiz emeği sayesinde her şey sorunsuz işler. Bu bölüm, sıradan bir günün aslında ne kadar çok şeyin doğru gittiğini ve bu sessiz çabayı fark edip teşekkür etmenin değerini anlatıyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#dinleme #farkındalık #günlük konuşma #kelime
Son güncelleme: 2026-11-05
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

✨

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

complain about

şikayet etmek
+ yakınmak, dert yanmak

"When someone makes a mistake, we know who to complain about."

Biri hata yaptığında, kimden şikayet edeceğimizi biliriz.

👍 0 👎 0

become part of your day

gününüzün bir parçası haline gelmek
+ gününüze dahil olmak, günlük rutininize girmek

"Then one goes wrong, and suddenly the elevator becomes part of your day."

Sonra bir şey ters gider ve aniden asansör gününüzün bir parçası olur.

👍 0 👎 0

stay safe

güvende kalmak
+ emniyette olmak, güvenli kalmak

"Noticing trouble helps us stay safe."

Sorunu fark etmek güvende kalmamıza yardımcı olur.

👍 0 👎 0

a little unfair

biraz haksız
+ birazcık adaletsiz, hafifçe haksız

"There is something beautiful about that, and something a little unfair."

Bunda güzel bir şey var ve biraz da haksız bir şey.

👍 0 👎 0

turn an ordinary morning into a lesson about being grateful

sıradan bir sabahı minnettarlık dersine dönüştürmek
+ sıradan bir sabahı şükran dersine çevirmek, basit bir sabahı minnet dersine dönüştürmek

"You don't have to turn an ordinary morning into a lesson about being grateful."

Sıradan bir sabahı minnettarlık dersine dönüştürmek zorunda değilsiniz.

👍 0 👎 0

make noise

gürültü yapmak
+ ses çıkarmak, patırtı etmek

"The invisible half of life is the half that doesn't make noise."

Hayatın görünmez yarısı, gürültü yapmayan yarısıdır.

👍 0 👎 0

invisible

görünmez
+ fark edilmeyen, gözle görülmeyen

"They are part of the invisible half of life, the half that doesn't make noise."

Onlar hayatın görünmez yarısının parçasıdır, gürültü yapmayan yarısının.

👍 0 👎 0

make a difference

fark yaratmak
+ değişiklik yapmak, etkilemek

"Small words can make a difference in someone's day."

Küçük sözler birinin gününde fark yaratabilir.

👍 0 👎 0

be worth noticing

fark edilmeye değer olmak
+ dikkate değer olmak, görülmeye değer olmak

"Once in a while, there is something worth noticing in an ordinary day."

Arada sırada, sıradan bir günde fark edilmeye değer bir şey vardır.

👍 0 👎 0

fix a problem

bir sorunu çözmek
+ problemi gidermek, arıza onarmak

"Somebody cleaned the floor, checked a machine, or fixed a problem before anyone else knew it existed."

Birisi yeri temizledi, bir makineyi kontrol etti veya bir sorunu kimse fark etmeden önce çözdü.

👍 0 👎 0

invisible half

görünmez yarı
+ görünmeyen yarı, fark edilmeyen kısım

"These moments are part of the invisible half of life, the half that doesn't make noise."

Bu anlar hayatın görünmez yarısının parçasıdır, gürültü yapmayan yarısının.

👍 0 👎 0

go right

iyi gitmek
+ yolunda gitmek, doğru gitmek

"What if our days are full of things going right, but we only remember the few that went wrong?"

Ya günlerimiz iyi giden şeylerle doluysa ama biz sadece ters giden birkaçını hatırlıyorsak?

👍 0 👎 0

ordinary

sıradan
+ olağan, normal

"There may have been a thousand perfectly ordinary journeys that you never noticed."

Hiç fark etmediğiniz binlerce tamamen sıradan yolculuk olmuş olabilir.

👍 0 👎 0

keep a promise

sözünü tutmak
+ vaadini yerine getirmek, sözünde durmak

"A friend kept a promise."

Bir arkadaş sözünü tuttu.

👍 0 👎 0

make a big celebration out of

büyük bir kutlamaya dönüştürmek
+ abartılı kutlamak, olay haline getirmek

"We don't need to make a big celebration out of every email that arrives on time."

Zamanında gelen her e-postayı büyük bir kutlamaya dönüştürmemize gerek yok.

👍 0 👎 0

pay attention

dikkat etmek
+ ilgi göstermek, önemsemek

"Our minds pay attention when something changes, especially when that change might cause trouble."

Zihnimiz bir şey değiştiğinde, özellikle bu değişiklik sorun yaratabilecekse dikkat eder.

👍 0 👎 0

take for granted

kanıksamak
+ verili saymak, değerini bilmemek

"We often take for granted the things that work perfectly every day."

Her gün mükemmel çalışan şeyleri sıklıkla kanıksarız.

👍 0 👎 0

notice

fark etmek
+ görmek, dikkat etmek

"You never go home and say, 'Something wonderful happened today. I went up six floors.' But one morning, the doors don't open. A sign says the elevator is broken. Now you have to take the stairs, and you are already late. Later, when somebody asks about your morning, you have a story ready. 'The elevator broke again. Nothing ever works in that building.' 'Nothing ever works.' That is a strange thing to say about a machine that carried you upstairs and downstairs almost every day for years. Yesterday, it worked. The day before, it worked. There may have been a thousand perfectly ordinary journeys that you never noticed."

Eve gidip 'Bugün harika bir şey oldu. Altı kat yukarı çıktım.' demezsiniz. Ama bir sabah kapılar açılmaz. Bir tabela asansörün bozuk olduğunu söyler. Şimdi merdivenleri kullanmanız gerekir ve zaten geç kalmışsınızdır. Sonra biri sabahınızı sorduğunda anlatacak bir hikayeniz vardır. 'Asansör yine bozuldu. O binada hiçbir şey çalışmaz.' 'Hiçbir şey çalışmaz.' Bu, sizi neredeyse her gün yıllarca yukarı ve aşağı taşıyan bir makine için söylenecek garip bir şey. Dün çalışıyordu. Ondan önceki gün çalışıyordu. Hiç fark etmediğiniz binlerce tamamen sıradan yolculuk olmuş olabilir.

👍 0 👎 0

go wrong

ters gitmek
+ bozulmak, yanlış gitmek

"Then one goes wrong, and suddenly the elevator becomes part of your day."

Sonra bir şey ters gider ve aniden asansör gününüzün bir parçası olur.

👍 0 👎 0

quiet effort

sessiz çaba
+ sessiz emek, gösterişsiz çaba

"A few simple words can tell another person that their quiet effort has been seen."

Birkaç basit kelime, başka birine sessiz çabasının görüldüğünü söyleyebilir.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
GebzeMoto.com

GebzeMoto.com

Birlikte süren , birlikte eğlenen , birlikte maceralara atılan bir ekibin parçası olmak istersen bekleriz.

İncele