Destelere dön

🎧 The Waves Were Always Going to Come | B1 English Podcast

Hayatın iniş çıkışları kaçınılmazdır; önemli olan dalgaları kişisel bir başarısızlık olarak görmek yerine onların geçici olduğunu kabul etmektir. Sonuçlar değişse de öz değeriniz ve yönünüz sizde kalır; bu bakış açısı İngilizce öğrenirken yaşanan dalgalanmalarda da dengeyi korumayı sağlar.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#günlük konuşma #kelime #kişisel gelişim #motivasyon
Son güncelleme: 2026-11-05
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

✨

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

turn one bad result into a bad life

kötü bir sonucu kötü bir hayata dönüştürmek
+ tek bir kötü sonuçtan kötü bir hayat çıkarmak

"Can you still do the next small thing without turning one bad result into a bad life?"

Tek bir kötü sonucu kötü bir hayata dönüştürmeden sıradaki küçük şeyi yapabiliyor musun?

👍 0 👎 0

a bad week arrives

kötü bir hafta gelir
+ kötü bir hafta baş gösterir

"A bad week arrives and instead of saying, 'This is a bad week,' we say, 'Something is wrong with my life.'"

Kötü bir hafta gelir ve 'Bu kötü bir hafta' demek yerine 'Hayatımda bir sorun var' deriz.

👍 0 👎 0

be kind to the people around you

çevrendeki insanlara karşı nazik olmak
+ etrafındakilere iyi davranmak

"Can you still be kind to the people around you?"

Hâlâ çevrendeki insanlara karşı nazik olabiliyor musun?

👍 0 👎 0

keep your balance

dengeni korumak
+ dengede kalmak

"You learn much more about your balance when the water begins to move."

Su hareket etmeye başladığında dengen hakkında çok daha fazlasını öğrenirsin.

👍 0 👎 0

a perfect system will remove the waves

mükemmel bir sistemin dalgaları ortadan kaldıracağı
+ kusursuz bir düzenin dalgaları yok edeceği

"We secretly believe that a perfect system will remove the waves."

Gizlice mükemmel bir sistemin dalgaları ortadan kaldıracağına inanırız.

👍 0 👎 0

make the sea flat

denizi düzleştirmek
+ denizi durgunlaştırmak

"We keep trying to make the sea flat."

Denizi düzleştirmeye çalışıp duruyoruz.

👍 0 👎 0

a glass of water on a table

masadaki bir bardak su
+ masa üstünde duran bir bardak su

"We often think progress should look like a glass of water on a table."

İlerlemenin masadaki bir bardak su gibi görünmesi gerektiğini sık düşünürüz.

👍 0 👎 0

let the wave be a wave

bırak dalga dalga olsun
+ dalgayı olduğu gibi kabul et

"Let the wave be a wave. Let it rise. Let it fall."

Bırak dalga dalga olsun. Yükselsin. Düşsün.

👍 0 👎 0

the waves were always going to come

dalgalar her zaman gelecekti
+ dalgaların gelmesi kaçınılmazdı

"The waves were always going to come."

Dalgalar her zaman gelecekti.

👍 0 👎 0

wave by wave

dalga dalga
+ adım adım

"You have to build it slowly, wave by wave."

Onu yavaşça, dalga dalga inşa etmelisin.

👍 0 👎 0

take something personally

kişisel algılamak
+ üzerine alınmak

"We often take every wave personally."

Her dalgayı sıklıkla kişisel algılarız.

👍 0 👎 0

sense of where you are going

nereye gittiğine dair his
+ yön duygusu

"The goal was to keep your sense of where you are going."

Amaç, nereye gittiğine dair hissini korumaktı.

👍 0 👎 0

stay yourself

kendin olarak kalmak
+ kendini korumak

"You learn how to stay yourself while things move."

İşler değişirken kendin olarak kalmayı öğrenirsin.

👍 0 👎 0

be controlled by a wave

bir dalga tarafından kontrol edilmek
+ dalganın kontrolünde olmak

"There is a big difference between being controlled by a wave and being moved by one."

Bir dalga tarafından kontrol edilmek ile onun tarafından hareket ettirilmek arasında büyük bir fark vardır.

👍 0 👎 0

come in waves

dalgalar halinde gelmek
+ inişli çıkışlı olmak

"Positive feelings also come in waves."

Olumlu duygular da dalgalar halinde gelir.

👍 0 👎 0

feel positive

pozitif hissetmek
+ iyimser hissetmek

"Trying to feel positive all the time is not the answer."

Sürekli pozitif hissetmeye çalışmak çözüm değildir.

👍 0 👎 0

give something more power than it has

bir şeye hak ettiğinden fazla güç vermek
+ bir şeyi olduğundan fazla büyütmek

"They do not give the bad result more power than it has."

Kötü sonuca hak ettiğinden fazla güç vermezler.

👍 0 👎 0

survive difficult weeks

zor haftaları atlatmak
+ zor haftalara dayanmak

"A strong relationship can survive difficult weeks."

Güçlü bir ilişki zor haftaları atlatabilir.

👍 0 👎 0

question the whole thing

her şeyi sorgulamak
+ bütünüyle sorgulamak

"One bad result made you question the whole thing."

Kötü bir sonuç her şeyi sorgulamana neden oldu.

👍 0 👎 0

go backwards

geriye gitmek
+ gerilemek

"There were days when you felt as if you had gone backwards."

Geriye gitmişsin gibi hissettiğin günler oldu.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
GebzeMoto.com

GebzeMoto.com

Birlikte süren , birlikte eğlenen , birlikte maceralara atılan bir ekibin parçası olmak istersen bekleriz.

İncele