Destelere dön

🎧 Headway Upper-Intermediate Ünite 4 - Haber ve Gerçeklik (B2)

Bu destede, ünitenin anahtar kelimeleri ve ifadeleri yer almaktadır. Sahte haber, dezenformasyon ve doğruluk kavramlarına odaklanır.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#dezenformasyon #haber #ingilizce #medya #medya okuryazarlığı #sahte haber
Son güncelleme: 2026-06-12
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

white lie

beyaz yalan
+ küçük yalan

"I think it's more white lies to save hurting people's feelings."

Bence insanların duygularını incitmemek için daha çok beyaz yalanlar söylüyoruz.

👍 0 👎 0

to be double booked

çifte rezervasyon yapılmış olmak
+ müsait olmamak

"I said I was double booked rather than I don't want to go."

Gitmek istemediğim için çifte rezervasyonum var dedim.

👍 0 👎 0

to preemptively

önleyici olarak
+ önceden

"You can develop resistance by preemptively thinking about ways you might be deceived."

Önleyici olarak nasıl aldatılabileceğinizi düşünerek direnç geliştirebilirsiniz.

👍 0 👎 0

to be akin to

benzemek
+ eşdeğer olmak

"Misleading information can be akin to some kind of infection."

Yanıltıcı bilgi bir tür enfeksiyona benzer olabilir.

👍 0 👎 0

to be resilient against

karşı dirençli olmak
+ karşı dayanıklı olmak

"Media literacy focuses on making people more resilient against deception."

Medya okuryazarlığı, insanları aldatmacaya karşı daha dirençli hale getirmeye odaklanır.

👍 0 👎 0

to tweak the algorithm

algoritmayı ayarlamak
+ algoritmayı değiştirmek

"Facebook can tweak the algorithm in such a way that fake news becomes less visible."

Facebook, algoritmayı sahte haberlerin daha az görünür olacağı şekilde ayarlayabilir.

👍 0 👎 0

to be conditioned to

koşullanmış olmak
+ şartlanmış olmak

"I think that we're kind of conditioned to believe that things in print are true."

Sanırım basılı şeylerin doğru olduğuna inanmaya koşullanmışız.

👍 0 👎 0

to be susceptible to

duyarlı olmak
+ etkilenmeye açık olmak

"I think a lot of people are quite susceptible to social networking."

Bence birçok insan sosyal ağlara oldukça duyarlı.

👍 0 👎 0

to ring true

doğru gibi gelmek
+ inandırıcı olmak

"Certain aspects of how these stories are told may ring true with them."

Bu hikayelerin anlatılma şeklinin belirli yönleri onlara doğru gelebilir.

👍 0 👎 0

double-edged sword

iki ucu keskin kılıç

"Sometimes honesty can be a bit of a double-edged sword."

Bazen dürüstlük biraz iki ucu keskin bir kılıç olabilir.

👍 0 👎 0

fake news

sahte haber
+ yalan haber

"It seems these days we can't escape fake news."

Bugünlerde sahte haberlerden kaçamıyormuşuz gibi görünüyor.

👍 0 👎 0

freedom of the press

basın özgürlüğü

"You run into issues of freedom of the press very quickly."

Çok hızlı bir şekilde basın özgürlüğü sorunlarıyla karşılaşırsınız.

👍 0 👎 0

legislation

yasama
+ mevzuat

"The first is legislation, trying to write laws that regulate the flow of information."

Birincisi, bilgi akışını düzenleyen yasalar yazmaya çalışmak olan yasamadır.

👍 0 👎 0

fact-checking

doğrulama
+ gerçek kontrolü

"The third category is fact-checking, meaning correcting false stories."

Üçüncü kategori, yanlış hikayeleri düzeltmek anlamına gelen doğrulamadır.

👍 0 👎 0

algorithm

algoritma

"All social media sites use algorithms to choose the information they present to their users."

Tüm sosyal medya siteleri, kullanıcılarına sundukları bilgileri seçmek için algoritmalar kullanır.

👍 0 👎 0

media literacy

medya okuryazarlığı

"The fourth category is education or what you would call media literacy."

Dördüncü kategori eğitim veya medya okuryazarlığı dediğiniz şeydir.

👍 0 👎 0

inoculation theory

aşı teorisi
+ bağışıklama teorisi

"Inoculation theory says information can work the same way as a vaccine."

Aşı teorisi, bilginin bir aşıyla aynı şekilde çalışabileceğini söyler.

👍 0 👎 0

credibility

güvenilirlik
+ inandırıcılık

"The player's score is measured by followers and credibility."

Oyuncunun puanı takipçi sayısı ve güvenilirlikle ölçülür.

👍 0 👎 0

misinformation

yanlış bilgi
+ hatalı bilgi

"Misinformation is information that is false and that includes simple human error."

Yanlış bilgi, yanlış olan ve basit insan hatasını da içeren bilgidir.

👍 0 👎 0

disinformation

dezenformasyon
+ kasıtlı yanlış bilgi

"I prefer the term disinformation which is much more clear."

Çok daha net olan dezenformasyon terimini tercih ediyorum.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.