Destelere dön

🎧 Headway Intermediate 5. Ünite - Kurallar ve İzinler (B1)

Headway Intermediate 5. ünitedeki zorunluluk, izin ve tavsiye ifadeleriyle ilgili kelimeler ve ifadeler.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 22 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#advice #headway #modal fiiller #modal verbs #rules
Son güncelleme: 2026-06-10
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 22 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

22 kart

enforce rules

kuralları uygulatmak
+ kuralları dayatmak

"We had a firm few rules that my wife enforced."

Karımın uyguladığı birkaç kesin kuralımız vardı.

👍 0 👎 0

household chores

ev işleri
+ ev temizliği

"She got us to help with a lot of household chores."

Bize birçok ev işinde yardım ettirirdi.

👍 0 👎 0

table manners

sofra adabı
+ masa görgü kuralları

"We had to have good table manners."

İyi sofra adabına sahip olmalıydık.

👍 0 👎 0

impose rules

kurallar koymak
+ dayatmak, kuralları zorla kabul ettirmek

"Those were just two places where I imposed strict rules."

Bunlar katı kurallar koyduğum sadece iki yerdi.

👍 0 👎 0

rebel

isyan etmek
+ başkaldırmak, karşı gelmek

"There were times when I didn't agree with what she'd said and I rebelled."

Onun söylediklerine katılmadığım ve isyan ettiğim zamanlar oldu.

👍 0 👎 0

paper round

gazete dağıtma işi
+ gazete dağıtımı

"I wanted to get a part-time job like a paper round."

Gazete dağıtma gibi yarı zamanlı bir iş bulmak istedim.

👍 0 👎 0

bring up

yetiştirmek (çocuk)
+ büyütmek

"He has some traditional ideas about bringing up girls."

Kız çocukları yetiştirme konusunda bazı geleneksel fikirleri var.

👍 0 👎 0

mixed race

karışık ırk
+ melez, farklı ırklardan

"I didn't know anyone else who was half mixed race."

Yarı karışık ırktan başka kimseyi tanımıyordum.

👍 0 👎 0

lenient

hoşgörülü
+ müsamahakâr, yumuşak

"I think they're much more lenient with them."

Sanırım onlara karşı çok daha hoşgörülüler.

👍 0 👎 0

let someone do something

birinin bir şey yapmasına izin vermek
+ müsaade etmek

"They let them go out a bit more."

Biraz daha fazla dışarı çıkmalarına izin verdiler.

👍 0 👎 0

have to

zorunda olmak
+ -meli, -malı, mecbur olmak

"You had to be home for that time."

O saatte evde olmanız gerekiyordu.

👍 0 👎 0

follow rules

kurallara uymak
+ kuralları takip etmek

"Are you the kind of person who follows rules or do you break them?"

Kurallara uyan biri misiniz yoksa onları çiğneyen biri misiniz?

👍 0 👎 0

strict

katı
+ sert, disiplinli

"My mother was quite a strict person."

Annem oldukça katı bir insandı.

👍 0 👎 0

make requests

rica etmek
+ istekte bulunmak, talepte bulunmak

"Everyday English will help you to sound polite when making requests and offers."

Günlük İngilizce, rica ve tekliflerde bulunurken kibar görünmenize yardımcı olacak.

👍 0 👎 0

idiomatic meaning

deyimsel anlam
+ mecazi anlam

"Phrasal verbs have both an obvious literal meaning and an idiomatic meaning."

Deyimsel fiillerin hem açık bir gerçek anlamı hem de deyimsel bir anlamı vardır.

👍 0 👎 0

take off

çıkarmak (giysi)
+ havalanmak (uçak), kalkmak

"Taking off your shoes – a plane taking off."

Ayakkabılarını çıkarmak – bir uçağın havalanması.

👍 0 👎 0

phrasal verb

deyimsel fiil
+ öbek fiil

"Phrasal verbs can be confusing."

Deyimsel fiiller kafa karıştırıcı olabilir.

👍 0 👎 0

fulfilling life

tatmin edici bir hayat
+ doyurucu bir yaşam

"It's all about a philosophy that could help you to have a happy and fulfilling life."

Bu, mutlu ve tatmin edici bir hayat yaşamanıza yardımcı olabilecek bir felsefeyle ilgili.

👍 0 👎 0

permission

izin
+ müsaade

"These verbs are all important when talking about rules and giving advice."

Bu fiiller kurallar hakkında konuşurken ve tavsiye verirken önemlidir.

👍 0 👎 0

obligation

zorunluluk
+ yükümlülük, mecburiyet

"Modal verbs are used to talk about obligation and permission."

Modal fiiller zorunluluk ve izin hakkında konuşmak için kullanılır.

👍 0 👎 0

be allowed to

izinli olmak
+ -e izin verilmek, -ebilmek

"In my school we weren't allowed to interrupt when somebody was talking."

Okulumda biri konuşurken sözünü kesmemize izin verilmezdi.

👍 0 👎 0

break rules

kuralları çiğnemek
+ kuralları ihlal etmek

"Sometimes I park somewhere I shouldn't – nobody's perfect."

Bazen park etmemem gereken bir yere park ederim – kimse mükemmel değildir.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.