Destelere dön

🎧 Nezaket ve Yardımlaşma Üzerine Kelimeler

Yabancılara yardım etme, kültürel farklılıklar ve başarı hikayesi ile ilgili kelime kartları.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 25 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#diyalog #headway #kültür #nezaket #small-talk #yardım
Son güncelleme: 2026-06-10
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 25 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

25 kart

inspiration

ilham
+ esin

"Where does she get the inspiration for her stories?"

Hikayeleri için ilhamı nereden alıyor?

👍 0 👎 0

stand-alone

bağımsız
+ tek başına, seriden bağımsız

"I wanted to write a stand-alone book, so Sky Song exists as a story completely by itself."

Bağımsız bir kitap yazmak istedim, bu yüzden Sky Song tamamen kendi başına bir hikaye.

👍 0 👎 0

quintet

beşli (kitap serisi)
+ beşleme

"I think it might be called a quintet, but I don't know."

Sanırım buna beşli denebilir, ama emin değilim.

👍 0 👎 0

unfailingly

her zaman
+ sürekli, daima

"The midwives and doctors were so unfailingly kind."

Ebe ve doktorlar her zaman çok nazikti.

👍 0 👎 0

tolerant

hoşgörülü
+ toleranslı, müsamahakar

"It is important to return to this idea of being tolerant and kind."

Hoşgörülü ve nazik olma fikrine geri dönmek önemlidir.

👍 0 👎 0

turbulent

çalkantılı
+ karmaşık, sarsıntılı

"We live in a world that is often politically, socially, morally turbulent."

Siyasi, sosyal ve ahlaki açıdan çalkantılı bir dünyada yaşıyoruz.

👍 0 👎 0

cornerstone

temel taşı
+ köşe taşı

"Values of courage, kindness, hope and friendship are the cornerstones of what it means to be human."

Cesaret, nezaket, umut ve arkadaşlık değerleri insan olmanın temel taşlarıdır.

👍 0 👎 0

straddle

iki tür arasında olmak
+ iki tarafa birden ait olmak

"I straddle two genres: adventure and fantasy."

İki tür arasında yer alıyorum: macera ve fantastik.

👍 0 👎 0

doodle

karalamak
+ çiziktirmek, rastgele çizim yapmak

"I doodle if I draw the world I want to write about as a map."

Yazmak istediğim dünyayı harita olarak çizersem karalarım.

👍 0 👎 0

eagle huntress

kartal avcısı (kadın)
+ kartalla avlanan kadın

"She is the only eagle huntress in a tribe full of men and boys."

Erkek ve oğlanlarla dolu bir kabiledeki tek kartal avcısı kız.

👍 0 👎 0

heroine

kadın kahraman
+ baş karakter (kadın)

"The heroine of Sky Song is a girl called Esa."

Sky Song'un kadın kahramanı Esa adında bir kız.

👍 0 👎 0

tribe

kabile
+ aşiret

"I like writing about tribes people who live in the furthest corners."

Dünyanın en ücra köşelerinde yaşayan kabile insanları hakkında yazmayı severim.

👍 0 👎 0

far-flung

uzak
+ ıssız, ücra

"I go on an adventure to a far-flung place."

Uzak bir yere maceraya giderim.

👍 0 👎 0

kindness

nezaket
+ iyilik, kibarlık

"This unit demonstrates what people do to show kindness to others."

Bu ünite, insanların başkalarına nezaket göstermek için neler yaptığını gösteriyor.

👍 0 👎 0

grit

azim
+ kararlılık, metanet

"Inside every person who faces ongoing rejection grows a quiet grit."

Sürekli reddedilme ile karşılaşan her insanın içinde sessiz bir azim büyür.

👍 0 👎 0

rejection

reddedilme
+ ret

"I had 96 rejections before I became an author."

Yazar olmadan önce 96 ret aldım.

👍 0 👎 0

dyslexic

disleksik
+ okuma güçlüğü çeken

"I'm dyslexic and when I started writing I was very scared."

Disleksiğim ve yazmaya başladığımda çok korkmuştum.

👍 0 👎 0

anaphylactic shock

anafilaktik şok
+ alerjik şok

"She was having an anaphylactic shock to some medication."

Bir ilaca karşı anafilaktik şok geçiriyordu.

👍 0 👎 0

principle

ilke
+ prensip, kural

"Helping strangers in need is a principle of how we're raised."

İhtiyaç sahibi yabancılara yardım etmek, yetiştirilme tarzımızın bir ilkesidir.

👍 0 👎 0

neighborly

komşuya yakışır
+ dostça, komşuluk

"Basic neighborly kindness is important."

Temel komşuluk nezaketi önemlidir.

👍 0 👎 0

isolated

izole edilmiş
+ yalıtılmış, yalnız

"It seems to be harder as we become isolated in communities."

Toplumlarda izole hale geldikçe daha zor görünüyor.

👍 0 👎 0

context

bağlam
+ durum, ortam

"It depends on the context and the situation when you extend that kindness."

Bu nezaketi gösterirken bağlama ve duruma bağlıdır.

👍 0 👎 0

offend

gücendirmek
+ kırmak, rahatsız etmek

"You don't know if something that you do might offend them."

Yaptığınız bir şeyin onları gücendirip gücendirmeyeceğini bilemezsiniz.

👍 0 👎 0

make a difference

fark yaratmak
+ değişiklik yapmak

"We can all make a difference to someone by helping."

Hepimiz yardım ederek birinin hayatında fark yaratabiliriz.

👍 0 👎 0

stranger

yabancı
+ tanımadık kişi

"I think it's very easy to be kind to strangers."

Bence yabancılara karşı nazik olmak çok kolay.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.