Destelere dön

🎧 Hikayeyle İngilizce Kelime Öğrenimi - B1

Bu destede, 1892'de geçen bir hikayedeki önemli İngilizce kelimeler ve ifadeler yer almaktadır. Her kartta kelime, Türkçe çevirisi ve örnek cümle bulunur.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

creep

sessizce yürümek
+ sinsice ilerlemek

"She crept down the stairs to the library."

Kütüphaneye doğru merdivenlerden sessizce indi.

👍 0 👎 0

wages

ücret
+ maaş

"They pay good wages at the manor."

Malikanede iyi ücret ödüyorlar.

👍 0 👎 0

it's not my business

beni ilgilendirmez
+ bana ne

"I don't know what to do; it's not my business."

Ne yapacağımı bilmiyorum; bu beni ilgilendirmez.

👍 0 👎 0

dizzy

başı dönmek
+ sersem

"She felt dizzy and confused."

Başı döndü ve kafası karıştı.

👍 0 👎 0

secret room

gizli oda

"They kept their things in a secret room."

Eşyalarını gizli bir odada saklıyorlardı.

👍 0 👎 0

pretend

rol yapmak
+ gibi davranmak

"They had to pretend to be the family."

Aile gibi rol yapmak zorundaydılar.

👍 0 👎 0

trapped

kapana kısılmış
+ sıkışmış, mahsur kalmış

"They were trapped in the past."

Geçmişte mahsur kalmışlardı.

👍 0 👎 0

time machine

zaman makinesi

"They built a time machine for fun."

Eğlence için bir zaman makinesi yaptılar.

👍 0 👎 0

trainers

spor ayakkabı
+ eşofman ayakkabısı

"They wore trainers with bright white soles."

Parlak beyaz tabanlı spor ayakkabılar giyiyorlardı.

👍 0 👎 0

denim

kot
+ kot kumaşı

"The trousers were made of denim."

Pantolon kot kumaşından yapılmıştı.

👍 0 👎 0

mansion

konak
+ malikane, büyük ev

"The mansion was huge with many rooms."

Konak, birçok odasıyla çok büyüktü.

👍 0 👎 0

footsteps

ayak sesleri

"She heard footsteps approaching."

Yaklaşan ayak sesleri duydu.

👍 0 👎 0

what on earth

ne oluyor
+ ne demek, ne bu

"What on earth is going on?"

Ne oluyor böyle?

👍 0 👎 0

stuck

sıkışmış
+ takılı kalmış

"The book was stuck on the shelf."

Kitap rafta sıkışmıştı.

👍 0 👎 0

dust

toz almak
+ silmek

"She dusted one shelf in the library."

Kütüphanede bir rafın tozunu aldı.

👍 0 👎 0

servant

hizmetçi
+ uşak, hizmetkar

"She liked chatting with the other servants."

Diğer hizmetçilerle sohbet etmeyi severdi.

👍 0 👎 0

apron

önlük

"Her uniform was a black dress with a white apron."

Üniforması, beyaz önlüklü siyah bir elbiseydi.

👍 0 👎 0

housemaid

hizmetçi
+ ev hizmetçisi

"Emily was a housemaid at the manor."

Emily, malikanede hizmetçiydi.

👍 0 👎 0

gown

elbise
+ gece elbisesi, resmi elbise

"The ladies wore long gowns made of silk."

Kadınlar ipekten yapılmış uzun elbiseler giyiyordu.

👍 0 👎 0

aristocrat

aristokrat
+ soylu

"The Harrington family were aristocrats."

Harrington ailesi aristokrattı.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.