Destelere dön

🎧 Gossip Girl - Serena Needs To Go

Gossip Girl dizisinden bir sahnede geçen temel ifadeler ve kelimeler.

B1 📺 Dizi & Film EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#diyalog #dizi #film #gossip girl #günlük ifadeler
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

leave someone alone

birini rahat bırakmak
+ yalnız bırakmak

"I'm sure they'll leave you alone."

Eminim seni rahat bırakacaklar.

👍 0 👎 0

shine

parlamak
+ ışıldamak

"There will be enough light for both of us to shine."

İkimizin de parlamasına yetecek kadar ışık olacak.

👍 0 👎 0

sneak around

gizlice dolaşmak
+ gizlice buluşmak

"You guys have been sneaking around for months."

Aylardır gizlice buluşuyordunuz.

👍 0 👎 0

overstatement

abartı
+ mübalağa

"That's a little bit of an overstatement."

Bu biraz abartı.

👍 0 👎 0

biggest regret

en büyük pişmanlık
+ en büyük pişmanlığım

"Biggest regret of my life."

Hayatımın en büyük pişmanlığı.

👍 0 👎 0

take it slow

yavaştan almak
+ acele etmemek

"You're going to have to take it slow."

Yavaştan alman gerekecek.

👍 0 👎 0

off limits

yasak
+ dokunulmaz

"Sex is off limits until you're in a relationship."

Bir ilişkin olana kadar seks yasak.

👍 0 👎 0

harmless fun

zararsız eğlence
+ masum eğlence

"It was just a few nights of harmless fun."

Sadece birkaç gecelik zararsız eğlenceydi.

👍 0 👎 0

cancel on

iptal etmek (birini)
+ sözünden dönmek

"I have to cancel on tomorrow."

Yarını iptal etmek zorundayım.

👍 0 👎 0

get arrested

tutuklanmak
+ gözaltına alınmak

"It's not like you're going to get arrested again."

Yine tutuklanacak değilsin ya.

👍 0 👎 0

I have to go

Gitmeliyim
+ Gitmem gerek

"I have to go meet Blair."

Blair'le buluşmaya gitmeliyim.

👍 0 👎 0

go ahead

devam et
+ buyur, sen git

"Eric, go ahead."

Eric, sen git.

👍 0 👎 0

do you mind

sakıncası var mı
+ rahatsız olur musun

"I hope you don't mind but my daughter has to go."

Umarım sakıncası yoktur ama kızım gitmek zorunda.

👍 0 👎 0

good friend

iyi arkadaş
+ iyi dost

"You're such a good friend."

Sen çok iyi bir arkadaşsın.

👍 0 👎 0

can't say more

daha fazla söyleyemem
+ fazla bir şey diyemem

"I can't really say more."

Gerçekten daha fazla bir şey söyleyemem.

👍 0 👎 0

is everything all right

her şey yolunda mı
+ iyi misin

"Is everything all right?"

Her şey yolunda mı?

👍 0 👎 0

what's up

ne var
+ naber, ne oldu

"What's up?"

Ne var?

👍 0 👎 0

on my way

yoldayım
+ geliyorum

"I'm on my way."

Yoldayım.

👍 0 👎 0

right in the middle of

tam ortasında
+ tam ... sırasında

"We're right in the middle of dinner."

Yemeğin tam ortasındayız.

👍 0 👎 0

set a place

yer ayırmak
+ masada yer hazırlamak

"I set a place for you at the table next to Blair."

Blair'in yanındaki masada sana bir yer ayırdım.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.