Destelere dön

Akademik İngilizce Kelimeler (F-I) - Orta-İleri part 3

F'den I'ye kadar akademik İngilizce kelimeler ve Türkçe anlamları, örnek cümlelerle birlikte.

B2 🧠 Kelime Hazinesi EN → TR 🃏 50 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#akademik #sınav #toefl #yds
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 50 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 5–9 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

50 kart

Implicate

İlişkilendirmek
+ bulaştırmak, karıştırmak

"The evidence implicates him in the crime."

Kanıtlar onu suça karıştırıyor.

👍 0 👎 0

Hierarchy

Hiyerarşi
+ aşama sırası, kademe

"There is a clear hierarchy in the company."

Şirkette net bir hiyerarşi var.

👍 0 👎 0

Highlight

Vurgulamak
+ dikkat çekmek, öne çıkarmak

"The report highlights key issues."

Rapor önemli sorunları vurguluyor.

👍 0 👎 0

Hypothesis

Hipotez
+ varsayım, faraziye

"We need to test this hypothesis."

Bu hipotezi test etmeliyiz.

👍 0 👎 0

Identical

Birebir aynı
+ eş, tıpatıp

"The twins are identical."

İkizler birebir aynı.

👍 0 👎 0

Identify

Belirlemek
+ tespit etmek, tanımlamak, saptamak

"Can you identify the problem?"

Sorunu belirleyebilir misiniz?

👍 0 👎 0

Ideology

İdeoloji
+ doktrin, öğreti

"Their ideology is based on equality."

İdeolojileri eşitliğe dayanır.

👍 0 👎 0

Ignorant

Cahil
+ bilgisiz, habersiz

"He was ignorant of the facts."

Gerçeklerden habersizdi.

👍 0 👎 0

Illustrate

Örneklendirmek
+ resimlemek, göstermek

"The graph illustrates the trend."

Grafik eğilimi gösteriyor.

👍 0 👎 0

Image

Görüntü
+ imaj, resim

"She has a positive self-image."

Olumlu bir öz imaja sahip.

👍 0 👎 0

Immigrate

Göç etmek (ülke içine)
+ yerleşmek

"They decided to immigrate to Canada."

Kanada'ya göç etmeye karar verdiler.

👍 0 👎 0

Impact

Etki
+ darbe, tesir

"The new policy had a big impact."

Yeni politikanın büyük etkisi oldu.

👍 0 👎 0

Implement

Uygulamak
+ yerine getirmek, gerçekleştirmek

"We will implement the plan next week."

Planı gelecek hafta uygulayacağız.

👍 0 👎 0

Hence

Bu nedenle
+ bundan dolayı, dolayısıyla

"He was late; hence we started without him."

Geç kaldı, bu nedenle onsuz başladık.

👍 0 👎 0

Implicit

Üstü kapalı
+ imalı, örtük

"There was an implicit agreement."

Üstü kapalı bir anlaşma vardı.

👍 0 👎 0

Imply

İma etmek
+ anlamına gelmek, demek olmak

"What are you implying?"

Ne ima ediyorsun?

👍 0 👎 0

Incentive

Teşvik
+ güdü, özendirme

"Bonuses are a good incentive."

Primler iyi bir teşviktir.

👍 0 👎 0

Incidence

Oran
+ görülme sıklığı, insidans

"The incidence of flu is high."

Grip görülme sıklığı yüksek.

👍 0 👎 0

Incline

Eğilim göstermek
+ eğmek, meyletmek

"I incline to agree with you."

Sana katılma eğilimindeyim.

👍 0 👎 0

Income

Gelir
+ kazanç, maaş

"Her income is quite high."

Geliri oldukça yüksek.

👍 0 👎 0

Incorporate

Dahil etmek
+ bünyesine katmak, birleştirmek

"We will incorporate your feedback."

Geri bildiriminizi dahil edeceğiz.

👍 0 👎 0

Index

İndeks
+ dizin, gösterge, endeks

"Check the index for the topic."

Konu için indekse bakın.

👍 0 👎 0

Indicate

Göstermek
+ işaret etmek, belirtmek

"The sign indicates the way."

İşaret yolu gösteriyor.

👍 0 👎 0

Individual

Birey
+ bireysel, kişi

"Each individual has rights."

Her bireyin hakları vardır.

👍 0 👎 0

Induce

Neden olmak
+ ikna etmek, tetiklemek, teşvik etmek

"The drug induces sleep."

İlaç uykuya neden olur.

👍 0 👎 0

Function

İşlev
+ fonksiyon, görev

"The function of the heart is to pump blood."

Kalbin işlevi kan pompalamaktır.

👍 0 👎 0

Feature

Özellik
+ nitelik, karakteristik

"This phone has many advanced features."

Bu telefonun birçok gelişmiş özelliği var.

👍 0 👎 0

Federal

Federal
+ merkezi hükümete ait

"The federal government passed a new law."

Federal hükümet yeni bir yasa çıkardı.

👍 0 👎 0

Finance

Finans
+ maliye, fon sağlamak, finanse etmek

"She works in corporate finance."

Kurumsal finans alanında çalışıyor.

👍 0 👎 0

Finite

Sınırlı
+ sonu olan, sonlu

"Our resources are finite."

Kaynaklarımız sınırlıdır.

👍 0 👎 0

Flexible

Esnek
+ değişken, uyumlu

"We need a flexible schedule."

Esnek bir programa ihtiyacımız var.

👍 0 👎 0

Fluctuate

Dalgalanmak
+ istikrarsız olmak, değişmek

"Stock prices fluctuate daily."

Hisse fiyatları günlük dalgalanır.

👍 0 👎 0

Focus

Odaklanmak
+ odak noktası, yoğunlaşmak

"Please focus on the main issue."

Lütfen ana konuya odaklanın.

👍 0 👎 0

Format

Biçim
+ format, düzen

"Save the file in PDF format."

Dosyayı PDF formatında kaydedin.

👍 0 👎 0

Formula

Formül

"The formula for water is H2O."

Suyun formülü H2O'dur.

👍 0 👎 0

Forthwith

Derhal
+ hemen

"You must leave forthwith."

Derhal ayrılmalısınız.

👍 0 👎 0

Foundation

Vakıf
+ temel, kuruluş

"The foundation of the building is strong."

Binanın temeli sağlamdır.

👍 0 👎 0

Framework

İskelet
+ yapı, çerçeve, çatı

"We need a legal framework for this."

Bunun için yasal bir çerçeveye ihtiyacımız var.

👍 0 👎 0

Factor

Faktör
+ etken, etmen

"Cost is a major factor in our decision."

Maliyet, kararımızda önemli bir faktördür.

👍 0 👎 0

Fund

Fon
+ kaynak, sermaye sağlamak, finanse etmek

"They fund research projects."

Araştırma projelerini finanse ediyorlar.

👍 0 👎 0

Fundamental

Temel
+ esas, köklü, ana

"This is a fundamental principle."

Bu temel bir ilkedir.

👍 0 👎 0

Furthermore

Dahası
+ üstelik, ayrıca

"Furthermore, we need more data."

Dahası, daha fazla veriye ihtiyacımız var.

👍 0 👎 0

Generate

Üretmek
+ oluşturmak, yaratmak

"The wind turbines generate electricity."

Rüzgar türbinleri elektrik üretir.

👍 0 👎 0

Generation

Nesil
+ kuşak, üretim, jenerasyon

"The younger generation loves technology."

Genç nesil teknolojiyi seviyor.

👍 0 👎 0

Globe

Küre
+ dünya, yeryüzü

"She traveled around the globe."

Dünyayı dolaştı.

👍 0 👎 0

Goal

Hedef
+ amaç

"Our goal is to reduce costs."

Hedefimiz maliyetleri düşürmek.

👍 0 👎 0

Grade

Derece
+ rütbe, not, sınıf, seviye

"She got a good grade on the exam."

Sınavdan iyi bir not aldı.

👍 0 👎 0

Grant

Hibe
+ burs, bağışlamak, onaylamak, verme

"The university awarded a research grant."

Üniversite bir araştırma hibesi verdi.

👍 0 👎 0

Guarantee

Garanti
+ güvence vermek, teminat

"We guarantee your satisfaction."

Memnuniyetinizi garanti ediyoruz.

👍 0 👎 0

Guidelines

Kılavuz ilkeler
+ yönergeler, talimatlar

"Follow the safety guidelines."

Güvenlik yönergelerini izleyin.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.