Destelere dön

🎧 The Unbelievable Story of Socrates || Learn English Through Story Level 2 🔥 || Improve Your English

Sokrates'in hikayesi: Gücü, parası ve ordusu olmadan dünyayı değiştiren bir filozof. Sorgulamayı ve düşünmeyi öğreten bu bilge, Atina'da yargılanıp ölüme mahkum edilir. Ancak "Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez" diyerek gerçeğe olan bağlılığını son ana kadar korur.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#dinleme pratiği #günlük konuşma
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

dialogue

diyalog
+ konuşma

"Plato wrote dialogues featuring Socrates as the main character."

Platon, ana karakter olarak Sokrates'in yer aldığı diyaloglar yazdı.

👍 0 👎 0

justice

adalet
+ hak

"He questioned the meaning of justice."

Adaletin anlamını sorguladı.

👍 0 👎 0

truth

gerçek
+ hakikat

"Socrates dedicated his life to seeking the truth."

Sokrates, hayatını gerçeği aramaya adadı.

👍 0 👎 0

fear

korku
+ korkmak

"Do not fear death, he told his students."

Ölümden korkmayın, dedi öğrencilerine.

👍 0 👎 0

calm

sakin
+ huzurlu

"Socrates remained calm even in the face of death."

Sokrates, ölüm karşısında bile sakin kaldı.

👍 0 👎 0

poison

zehir
+ zehirlemek

"He drank the poison without hesitation."

Zehri tereddüt etmeden içti.

👍 0 👎 0

accusation

suçlama
+ itham

"The main accusation was corrupting the youth."

Ana suçlama, gençleri yozlaştırmaktı.

👍 0 👎 0

legacy

miras
+ bırakılan eser

"Socrates left a legacy of critical thinking."

Sokrates, eleştirel düşünce mirası bıraktı.

👍 0 👎 0

escape

kaçış
+ kaçmak

"Crito begged Socrates to escape from prison."

Kriton, Sokrates'e hapishaneden kaçması için yalvardı.

👍 0 👎 0

defense

savunma
+ müdafaa

"Socrates gave a powerful defense speech at his trial."

Sokrates, duruşmasında güçlü bir savunma konuşması yaptı.

👍 0 👎 0

guilty

suçlu
+ suçlu bulunan

"The jury voted and found him guilty."

Jüri oy kullandı ve onu suçlu buldu.

👍 0 👎 0

method

yöntem
+ metot

"The Socratic method is used in modern education."

Sokratik yöntem modern eğitimde kullanılır.

👍 0 👎 0

question

soru sormak
+ sorgulamak

"He would question everyone about their beliefs."

Herkesi inançları hakkında sorgulardı.

👍 0 👎 0

wisdom

bilgelik
+ hikmet

"True wisdom comes from knowing that you know nothing."

Gerçek bilgelik, hiçbir şey bilmediğini bilmekten gelir.

👍 0 👎 0

philosopher

filozof
+ düşünür

"Socrates is considered the father of Western philosophy."

Sokrates, Batı felsefesinin babası olarak kabul edilir.

👍 0 👎 0

barefoot

yalınayak
+ çıplak ayak

"Socrates walked barefoot through the streets of Athens."

Sokrates, Atina sokaklarında yalınayak yürüdü.

👍 0 👎 0

immortal

ölümsüz
+ ebedi

"Socrates became immortal through Plato's writings."

Sokrates, Platon'un yazıları sayesinde ölümsüz oldu.

👍 0 👎 0

soul

ruh
+ can

"He believed the soul is immortal."

Ruhun ölümsüz olduğuna inanıyordu.

👍 0 👎 0

virtue

erdem
+ fazilet

"Socrates taught that virtue is the highest good."

Sokrates, erdemin en yüksek iyilik olduğunu öğretti.

👍 0 👎 0

exile

sürgün
+ sürgün cezası

"His friends planned his escape to exile."

Arkadaşları onun sürgüne kaçışını planladı.

👍 0 👎 0

hemlock

baldıran otu
+ zehirli bitki

"The guard brought a cup of hemlock for Socrates."

Gardiyan, Sokrates için bir bardak baldıran otu getirdi.

👍 0 👎 0

sentence

ceza
+ hüküm

"He was sentenced to death by drinking poison hemlock."

Zehirli baldıran otu içerek ölüm cezasına çarptırıldı.

👍 0 👎 0

jury

jüri
+ jüri heyeti

"The jury found Socrates guilty by a narrow margin."

Jüri, Sokrates'i dar bir farkla suçlu buldu.

👍 0 👎 0

trial

duruşma
+ yargılama

"Socrates faced a public trial with 501 jurors."

Sokrates, 501 jüri üyesiyle halka açık bir duruşmayla karşı karşıya kaldı.

👍 0 👎 0

corrupt

yozlaştırmak
+ ahlakını bozmak

"He was accused of corrupting the youth of Athens."

Atina gençliğini yozlaştırmakla suçlandı.

👍 0 👎 0

ignorance

cehalet
+ bilgisizlik

"Socrates exposed the ignorance of powerful men."

Sokrates, güçlü adamların cehaletini ortaya çıkardı.

👍 0 👎 0

examine

incelemek
+ sorgulamak

"The unexamined life is not worth living."

Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.

👍 0 👎 0

gadfly

at sineği
+ rahatsız edici kişi

"Socrates called himself a gadfly sent to sting the city."

Sokrates kendini şehri sokmak için gönderilmiş bir at sineği olarak adlandırdı.

👍 0 👎 0

midwife

ebe
+ doğum yardımcısı

"His mother worked as a midwife helping women give birth."

Annesi, kadınların doğum yapmasına yardım eden bir ebe olarak çalıştı.

👍 0 👎 0

stonemason

taş ustası
+ duvarcı

"His father was a stonemason who built temples."

Babası tapınaklar inşa eden bir taş ustasıydı.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.