Destelere dön

🎧 The Mask of Love || The Truth Behind Love - Learn English Through Story 🔥 || Listening Practice ✅

Emily, 28, anlatıyor: Ryan'la evlendikten sonra onun şizofreni hastası olduğunu keşfetti. Ona destek olmaya çalışsa da durumu kötüleşince kendini kaybetti ve boşanmaya karar verdi. Zamanla iyileşip yeniden mutluluğu buldu.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#dinleme pratiği #günlük konuşma
Son güncelleme: 2026-06-15
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

walking on eggshells

kılı kırk yarmak
+ dikkatli davranmak, buzda yürümek

"She felt like she was walking on eggshells around him."

Onun yanında kılı kırk yarıyormuş gibi hissediyordu.

👍 0 👎 0

rediscover

yeniden keşfetmek
+ tekrar bulmak

"She started painting again and rediscovered her passion."

Tekrar resim yapmaya başladı ve tutkusunu yeniden keşfetti.

👍 0 👎 0

persuade

ikna etmek
+ razı etmek

"She persuaded him to see a doctor after weeks of talking."

Haftalarca konuştuktan sonra onu doktora gitmeye ikna etti.

👍 0 👎 0

episode

atak
+ nöbet, dönem

"The doctor helped him cope with his episodes."

Doktor ataklarıyla başa çıkmasına yardımcı oldu.

👍 0 👎 0

battle

mücadele
+ savaş, kavga

"He was fighting a battle with his own mind."

Kendi zihniyle bir savaş veriyordu.

👍 0 👎 0

foundation

temel
+ altyapı

"They built a strong foundation for their relationship."

İlişkileri için sağlam bir temel oluşturdular.

👍 0 👎 0

commitment

bağlılık
+ taahhüt, söz verme

"A lifelong commitment requires trust and understanding."

Ömür boyu sürecek bir bağlılık güven ve anlayış gerektirir.

👍 0 👎 0

rush into

acele etmek
+ apar topar girmek, hemen karar vermek

"They rushed into marriage without knowing each other well."

Birbirlerini iyi tanımadan aceleyle evlendiler.

👍 0 👎 0

red flag

uyarı işareti
+ tehlike sinyali, kırmızı bayrak

"She ignored the red flags early in the relationship."

İlişkinin başındaki uyarı işaretlerini görmezden geldi.

👍 0 👎 0

let go

bırakmak
+ salıvermek, gitmesine izin vermek

"Sometimes the best way to love someone is to let them go."

Bazen birini sevmenin en iyi yolu onu bırakmaktır.

👍 0 👎 0

rebuild

yeniden inşa etmek
+ yeniden kurmak

"She worked hard to rebuild her confidence after the marriage."

Evlilikten sonra özgüvenini yeniden inşa etmek için çok çalıştı.

👍 0 👎 0

heal

iyileşmek
+ şifa bulmak

"With time, she began to heal from the emotional wounds."

Zamanla duygusal yaralarından iyileşmeye başladı.

👍 0 👎 0

divorce

boşanma

"The divorce was finalized after months of paperwork."

Boşanma aylarca süren evrak işlerinden sonra kesinleşti.

👍 0 👎 0

give up on

vazgeçmek
+ pes etmek, bırakmak

"She refused to give up on him despite the difficulties."

Zorluklara rağmen ondan vazgeçmeyi reddetti.

👍 0 👎 0

vow

yemin
+ söz, adak

"They exchanged vows in front of their families."

Ailelerinin önünde yeminler ettiler.

👍 0 👎 0

soulmate

ruh eşi
+ can dostu

"She believed she had found her soulmate at the wedding."

Düğünde ruh eşini bulduğuna inanıyordu.

👍 0 👎 0

break down

gözyaşlarına boğulmak
+ yıkılmak, çökmek

"He broke down and confessed his fears to her."

Yıkıldı ve korkularını ona itiraf etti.

👍 0 👎 0

medication

ilaç tedavisi
+ ilaç

"He stopped taking his medication because he felt fine."

İyi hissettiği için ilaçlarını almayı bıraktı.

👍 0 👎 0

schizophrenia

şizofreni

"He was diagnosed with severe schizophrenia in his twenties."

Yirmili yaşlarında ağır şizofreni teşhisi kondu.

👍 0 👎 0

shattered mirror

kırık ayna

"He stood over the shattered mirror with bleeding fists."

Kırık aynanın başında kanayan yumruklarıyla duruyordu.

👍 0 👎 0

haunted

musallat olmuş
+ rahatsız, tedirgin

"He looked like a man haunted by his own thoughts."

Kendi düşünceleri tarafından rahatsız edilen bir adama benziyordu.

👍 0 👎 0

erratic

dengesiz
+ tutarsız, istikrarsız

"His behavior became increasingly erratic and unpredictable."

Davranışları giderek daha dengesiz ve öngörülemez hale geldi.

👍 0 👎 0

storm out

öfkeyle çıkıp gitmek
+ sinirle terk etmek

"After the argument, he stormed out of the house."

Tartışmadan sonra öfkeyle evden çıkıp gitti.

👍 0 👎 0

snap

patlamak
+ bağırmak, sinirlenmek

"He would snap at her over small mistakes."

Küçük hatalar yüzünden ona bağırırdı.

👍 0 👎 0

whisper

fısıldamak

"He whispered sweet words into her ear."

Kulağına tatlı sözler fısıldadı.

👍 0 👎 0

fairy lights

peri ışıkları
+ ışıklı süsler

"The garden was decorated with fairy lights for the wedding."

Bahçe düğün için peri ışıklarıyla süslenmişti.

👍 0 👎 0

lace gown

dantelli elbise
+ dantel gelinlik

"She wore a beautiful white lace gown on her wedding day."

Düğün gününde güzel beyaz dantelli bir elbise giydi.

👍 0 👎 0

velvet box

kadife kutu

"He pulled a small velvet box from his pocket."

Cebinden küçük bir kadife kutu çıkardı.

👍 0 👎 0

propose

evlenme teklif etmek
+ teklif etmek

"He proposed to her at the beach during sunset."

Ona gün batımında sahilde evlenme teklif etti.

👍 0 👎 0

spark

kıvılcım
+ çekim

"They felt a spark the moment they met."

Tanıştıkları anda bir kıvılcım hissettiler.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele