full
"The bus is full of people."
Otobüs insanlarla dolu.
Bir kadının telefonu bozulunca, önce kaybolmuş hisseder. Ancak arkadaşıyla yürürken çevresini fark eder; ekmek kokusunu, çiçekleri, kuşları ve insanları görür. Telefon olmadan da hayatın güzel olduğunu keşfeder.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"The bus is full of people."
Otobüs insanlarla dolu.
"Today was a big lesson for me."
Bugün benim için büyük bir dersti.
"You can enjoy life without a phone."
Telefon olmadan hayatın keyfini çıkarabilirsin.
"A broken phone gave me a full day."
Bozuk bir telefon bana dolu dolu bir gün verdi.
"The park is peaceful and calm."
Park huzurlu ve sakin.
"The street feels alive with people."
Sokak insanlarla canlı hissediliyor.
"The coffee tastes bitter and smooth."
Kahvenin tadı acı ve yumuşak.
"The coffee is bitter but smooth."
Kahve acı ama yumuşak.
"The steam goes up from the hot coffee."
Sıcak kahveden buhar yükseliyor.
"No, there are empty seats."
Hayır, boş koltuklar var.
"My phone is broken and won't turn on."
Telefonum bozuk ve açılmıyor.
"Fresh bread is better than food on a screen."
Taze ekmek, ekrandaki yemekten daha iyidir.
"The bakery smells so good."
Fırın çok güzel kokuyor.
"Look around and see the beautiful morning."
Etrafa bak ve güzel sabahı gör.
"I feel nervous without my phone."
Telefonum olmadan gergin hissediyorum.
"Without my phone, I feel lost."
Telefonum olmadan kaybolmuş hissediyorum.
"Let's take it to the repair shop."
Hadi tamirciye götürelim.
"Maybe the battery is dead."
Belki pil bitmiştir.
"Did you charge your phone last night?"
Dün gece telefonunu şarj ettin mi?
"The screen is black and shows nothing."
Ekran siyah ve hiçbir şey göstermiyor.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle