Destelere dön

🎧 Johnny Depp: From Struggle to Stardom || Learn English Through Story Level 2 🔥 || Graded Reader ✅️

Johnny Depp'in yoksul ve zorlu çocukluğundan Hollywood yıldızlığına uzanan hayat hikayesi anlatılıyor. Müzikle başlayan yolculuğu, unutulmaz film rolleri ve kişisel mücadeleleriyle şekillenen bu hikaye, ünlü aktörün inişli çıkışlı yaşamını gözler önüne seriyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 35 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#dinleme pratiği #günlük konuşma
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 35 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 4–6 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

35 kart

legend

efsane
+ destan

"He became a living legend."

Yaşayan bir efsane haline geldi.

👍 0 👎 0

testimony

ifade
+ tanıklık

"He gave his testimony in court."

Mahkemede ifadesini verdi.

👍 0 👎 0

verdict

karar
+ hüküm

"The jury reached a verdict."

Jüri bir karara vardı.

👍 0 👎 0

awarded

ödüllendirilmiş
+ verilmiş, kazanmış

"He was awarded ten million dollars."

On milyon dolar tazminata hükmedildi.

👍 0 👎 0

healing

iyileşme
+ şifa

"He found healing in painting."

Resim yaparak iyileşme buldu.

👍 0 👎 0

invisible

görünmez
+ gözle görülmez

"He felt invisible in Hollywood."

Hollywood'da kendini görünmez hissetti.

👍 0 👎 0

standing ovation

ayakta alkış
+ ayakta alkışlanma

"The film received a standing ovation."

Film ayakta alkışlandı.

👍 0 👎 0

scars

yara izleri
+ izler

"The scars of the past remained."

Geçmişin yara izleri kaldı.

👍 0 👎 0

betrayal

ihanet
+ aldatma

"He felt deep betrayal from the media."

Medyadan derin bir ihanet hissetti.

👍 0 👎 0

defamation

iftira
+ karalama

"He filed a defamation lawsuit."

İftira davası açtı.

👍 0 👎 0

survive

hayatta kalmak
+ sağ kalmak

"He survived the storm of fame."

Şöhret fırtınasından sağ çıktı.

👍 0 👎 0

numb

uyuşturmak
+ hissizleştirmek

"He drank to numb the pain."

Acıyı uyuşturmak için içti.

👍 0 👎 0

heartbreak

kalp kırıklığı
+ gönül yarası

"His first heartbreak was devastating."

İlk kalp kırıklığı yıkıcıydı.

👍 0 👎 0

reputation

itibar
+ şöhret, ün

"His reputation was damaged by the trial."

Duruşma itibarına zarar verdi.

👍 0 👎 0

passionate

tutkulu
+ ateşli

"They had a passionate but wild relationship."

Tutkulu ama vahşi bir ilişkileri vardı.

👍 0 👎 0

isolating

izole edici
+ yalnızlaştırıcı

"He started isolating himself from others."

Kendini başkalarından izole etmeye başladı.

👍 0 👎 0

resilience

dayanıklılık
+ direnç

"His resilience inspired many fans."

Dayanıklılığı birçok hayrana ilham verdi.

👍 0 👎 0

redemption

kurtuluş
+ telafi

"He found redemption through art."

Sanat aracılığıyla kurtuluş buldu.

👍 0 👎 0

overdose

aşırı doz
+ doz aşımı

"His friend died of a drug overdose."

Arkadaşı uyuşturucu aşırı dozundan öldü.

👍 0 👎 0

sensitive

hassas
+ duyarlı, duygusal

"He was a sensitive soul in a cruel world."

Acımasız bir dünyada hassas bir ruhtu.

👍 0 👎 0

abusive

taciz edici
+ kötü davranan, istismarcı

"His mother was emotionally abusive."

Annesi duygusal olarak taciz ediciydi.

👍 0 👎 0

escape

kaçış
+ kaçmak, kaçamak

"Music became his escape from reality."

Müzik onun gerçeklikten kaçışı oldu.

👍 0 👎 0

drop out

okulu bırakmak
+ terk etmek, ayrılmak

"He dropped out of high school at sixteen."

On altı yaşında liseyi bıraktı.

👍 0 👎 0

audition

seçme
+ deneme, seçmelere katılmak

"He auditioned for a horror movie role."

Bir korku filmi rolü için seçmelere katıldı.

👍 0 👎 0

heartthrob

kalp çarpıntısı
+ gönül eğlendiren, yakışıklı ünlü

"He became a teenage heartthrob overnight."

Bir gecede gençlerin kalp çarpıntısı oldu.

👍 0 👎 0

devastated

yıkılmış
+ harap olmuş, perişan

"He was devastated after the breakup."

Ayrılıktan sonra yıkılmıştı.

👍 0 👎 0

soulmate

ruh eşi
+ can dostu, ikiz ruh

"He called Winona his soulmate."

Winona'ya ruh eşi dedi.

👍 0 👎 0

journey

yolculuk
+ seyahat, serüven

"His journey through pain and fame is remarkable."

Acı ve şöhret arasındaki yolculuğu dikkat çekicidir.

👍 0 👎 0

masterpiece

başyapıt
+ şaheser

"Edward Scissorhands became a masterpiece."

Edward Scissorhands bir başyapıt haline geldi.

👍 0 👎 0

chaos

kaos
+ kargaşa

"Their relationship was full of chaos."

İlişkileri kaosla doluydu.

👍 0 👎 0

arrested

tutuklanmış
+ gözaltına alınmış

"He was arrested for destroying a hotel room."

Bir otel odasını tahrip ettiği için tutuklandı.

👍 0 👎 0

elegant

zarif
+ şık

"Vanessa was elegant and soft-spoken."

Vanessa zarif ve yumuşak sesliydi.

👍 0 👎 0

alter ego

öteki benlik
+ ikinci kişilik

"Jack Sparrow became his alter ego."

Jack Sparrow onun öteki benliği oldu.

👍 0 👎 0

toxic

zehirli
+ toksik

"The relationship turned toxic quickly."

İlişki hızla zehirli hale geldi.

👍 0 👎 0

accusation

suçlama
+ itham

"She filed accusations of domestic abuse."

Aile içi şiddet suçlamalarında bulundu.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.