adventure
"They embarked on a grand adventure across Europe."
Avrupa'da büyük bir maceraya atıldılar.
Lily, bir düğünde tanıştığı Alex ile derin bir bağ kurar. Zorluklara rağmen ilişkilerini büyüterek evlenir ve hayallerini gerçekleştirirler. Bu hikaye, yeni kelimeler ve günlük ifadelerle İngilizce pratiği yapmanıza yardımcı olur.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"They embarked on a grand adventure across Europe."
Avrupa'da büyük bir maceraya atıldılar.
"Guests enjoyed the pre-wedding festivities."
Misafirler düğün öncesi kutlamaların tadını çıkardı.
"They exchanged vows under a canopy of flowers."
Çiçeklerle süslü bir gölgelik altında yeminlerini ettiler.
"They had a small, intimate wedding."
Küçük, samimi bir düğün yaptılar.
"They were supportive of each other's dreams."
Birbirlerinin hayallerini destekliyorlardı.
"They nurtured their children's creativity."
Çocuklarının yaratıcılığını beslediler.
"Lily's art career flourished."
Lily'nin sanat kariyeri gelişti.
"They celebrated many milestones together."
Birlikte birçok dönüm noktasını kutladılar.
"They cherished their time together."
Birlikte geçirdikleri zamana değer verdiler.
"They spent the afternoon reminiscing about old times."
Öğleden sonrayı eski günleri anarak geçirdiler.
"Lily found inspiration in the island's beauty."
Lily, adanın güzelliğinde ilham buldu.
"They overcame the challenges of distance."
Mesafenin zorluklarının üstesinden geldiler.
"Their bond grew stronger with each passing moment."
Bağları her geçen an daha da güçlendi.
"They formed a tight-knit community."
Sıkı sıkıya bağlı bir topluluk oluşturdular.
"They started a tradition of annual summer barbecues."
Her yıl yaz barbeküsü geleneği başlattılar.
"They celebrated triumphs together."
Birlikte başarıları kutladılar.
"He gave a heartfelt speech at the wedding."
Düğünde içten bir konuşma yaptı.
"Their love proved to be eternal."
Aşklarının sonsuz olduğu kanıtlandı.
"They had a blossoming romance."
Gelişen bir romansları vardı.
"The estate had sprawling gardens and elegant architecture."
Malikanenin geniş bahçeleri ve zarif mimarisi vardı.
"Lily attended her cousin Emma's wedding."
Lily, kuzeni Emma'nın düğününe katıldı.
"Alex was a childhood friend of the groom."
Alex, damadın çocukluk arkadaşıydı.
"The bride looked radiant in her wedding dress."
Gelin, gelinliği içinde ışıl ışıldı.
"They danced together at the wedding reception."
Düğün kutlamasında birlikte dans ettiler.
"The wedding ceremony was magical."
Düğün töreni büyüleyiciydi.
"They exchanged vows under a canopy of flowers."
Çiçeklerle süslü bir gölgelik altında yeminlerini ettiler.
"Alex confessed his feelings to Lily."
Alex, Lily'ye duygularını itiraf etti.
"The wedding was held at a grand estate."
Düğün büyük bir malikanede yapıldı.
"Alex was captivated by Lily's grace."
Alex, Lily'nin zarafetinden büyülenmişti.
"His presence was magnetic."
Varlığı manyetikti.
"She felt a flutter in her chest."
Göğsünde bir çarpıntı hissetti.
"Alex is Mark's childhood friend."
Alex, Mark'ın çocukluk arkadaşıdır.
"They faced the reality of a long-distance relationship."
Uzun mesafe ilişkisi gerçeğiyle yüzleştiler.
"Alex proposed to Lily in the garden."
Alex, Lily'ye bahçede evlenme teklif etti.
"Emma looked radiant in her pre-wedding glow."
Emma, düğün öncesi ışıltısıyla ışıl ışıldı.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle