Destelere dön

🎧 The case for curiosity-driven research | Suzie Sheehy

Merak odaklı araştırmaların, elektron ve X-ışınları gibi temel keşiflerle kanser tedavisinden akıllı cihazlara kadar birçok teknolojiye nasıl öncülük ettiğini anlatıyor. Bilimsel merakın, pratik uygulamaları öngörülemeyen ancak dünyayı dönüştüren buluşların temelini oluşturduğunu vurguluyor.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 13 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#bilim #fizik #merak #ted #ted talks #teknoloji
Son güncelleme: 2026-06-12
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 13 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

13 kart

curiosity-driven research

merak odaklı araştırma
+ merak güdümlü araştırma

"I'd like to make a case for curiosity-driven research, because without it, none of the technologies I'll talk about today would have been possible."

Merak odaklı araştırmayı savunmak istiyorum, çünkü onsuz bugün bahsedeceğim teknolojilerin hiçbiri mümkün olmazdı.

👍 0 👎 0

cathode rays

katot ışınları

"They found that if they had a vacuum tube and applied a high voltage across it, something strange happened. They called them cathode rays."

Bir vakum tüpüne yüksek voltaj uyguladıklarında garip bir şey olduğunu keşfettiler. Buna katot ışınları adını verdiler.

👍 0 👎 0

subatomic particle

atom altı parçacık

"Thompson had discovered the first subatomic particle, which we now call electrons."

Thompson, şimdi elektron dediğimiz ilk atom altı parçacığı keşfetmişti.

👍 0 👎 0

electron

elektron

"Thompson had discovered the first subatomic particle, which we now call electrons."

Thompson, şimdi elektron dediğimiz ilk atom altı parçacığı keşfetmişti.

👍 0 👎 0

X-rays

X-ışınları
+ röntgen ışınları

"As the electrons screech to a halt inside the metal, their energy gets thrown out again in a form of high-energy light, which we call X-rays."

Elektronlar metalin içinde aniden durduğunda, enerjileri yüksek enerjili ışık formunda yeniden yayılır; buna X-ışınları diyoruz.

👍 0 👎 0

antimatter

antimadde
+ karşıt madde

"He predicted that there ought to be a second kind of matter, the opposite to normal matter, that literally annihilates when it comes in contact: antimatter."

Normal maddenin tam tersi, temas ettiğinde yok olan ikinci bir madde türü olması gerektiğini öngördü: antimadde.

👍 0 👎 0

positron emission tomography (PET scan)

pozitron emisyon tomografisi (PET taraması)

"Nowadays, we use it every day in hospitals, in positron emission tomography, or PET scans, used for detecting disease."

Günümüzde bunu hastanelerde her gün, hastalık tespiti için kullanılan pozitron emisyon tomografisi veya PET taramalarında kullanıyoruz.

👍 0 👎 0

radiotherapy

radyoterapi
+ ışın tedavisi

"That allows us to treat cancer without drugs or surgery, which we call radiotherapy."

Bu, ilaç veya ameliyat olmadan kanseri tedavi etmemizi sağlar; buna radyoterapi diyoruz.

👍 0 👎 0

particle accelerator

parçacık hızlandırıcı

"This tube also threw open the gates for our understanding of the universe and the field of particle physics, because it's also the first, very simple particle accelerator."

Bu tüp aynı zamanda evreni anlamamızın ve parçacık fiziği alanının kapılarını araladı, çünkü aynı zamanda ilk, çok basit parçacık hızlandırıcıydı.

👍 0 👎 0

ion implantation

iyon implantasyonu

"Inside those devices are chips that are made by implanting single ions into silicon, in a process called ion implantation."

Bu cihazların içinde, iyon implantasyonu adı verilen bir süreçle silikona tek iyonlar yerleştirilerek yapılan çipler bulunur.

👍 0 👎 0

to screech to a halt

aniden durmak
+ gıcırdayarak durmak

"As the electrons screech to a halt inside the metal, their energy gets thrown out again in a form of high-energy light."

Elektronlar metalin içinde aniden durduğunda, enerjileri yüksek enerjili ışık formunda yeniden yayılır.

👍 0 👎 0

to throw open the gates

kapıları aralamak
+ önünü açmak

"This tube also threw open the gates for our understanding of the universe and the field of particle physics."

Bu tüp aynı zamanda evreni anlamamızın ve parçacık fiziği alanının kapılarını araladı.

👍 0 👎 0

to make a case for

savunmak
+ lehinde argüman sunmak

"I'd like to make a case for curiosity-driven research."

Merak odaklı araştırmayı savunmak istiyorum.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.