Destelere dön

🎧 Suzanne Talhouk: Don't kill your language

Suzanne Talhouk, Arapça'nın ihmal edilmesinin bir ulusun kimliğini ve yaratıcılığını nasıl zedelediğini anlatıyor. Anadilini korumanın, modernleşme ve üretkenlik için bir engel değil, aksine bir ön koşul olduğunu vurguluyor. Konuşma, dili canlı tutmak için bireysel ve toplumsal çabanın önemine dikkat çekiyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 15 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#ingilizce #ted #ted talks
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 15 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

15 kart

mother tongue

ana dil
+ anadil

"Mastery of other languages demands mastery of the mother tongue."

Diğer dillerde ustalık, ana dilde ustalık gerektirir.

👍 0 👎 0

to kill a language

bir dili öldürmek

"If you want to kill a nation, the only way is to kill its language."

Bir ulusu öldürmek istiyorsanız, tek yol dilini öldürmektir.

👍 0 👎 0

to legislate

yasalaştırmak
+ kanun çıkarmak, yasa yapmak

"That's why they legislate to protect their language."

Bu yüzden dillerini korumak için yasalar çıkarırlar.

👍 0 👎 0

to preserve

korumak
+ muhafaza etmek, saklamak

"We launched a campaign to preserve the Arabic language."

Arap dilini korumak için bir kampanya başlattık.

👍 0 👎 0

backward

geri kalmış
+ çağdışı, gerici

"How could she speak that way? She must be backward and ignorant."

Nasıl böyle konuşabilir? Geri kalmış ve cahil olmalı.

👍 0 👎 0

to conform

uymak
+ ayak uydurmak, uyum sağlamak

"Should I forget everything I learned in Arabic, just to conform?"

Sadece uyum sağlamak için Arapça öğrendiğim her şeyi unutmalı mıyım?

👍 0 👎 0

prerequisite

ön koşul
+ ön şart, gerekli şart

"Mastery of the mother tongue is a prerequisite for creative expression in other languages."

Ana dilde ustalık, diğer dillerde yaratıcı ifade için bir ön koşuldur.

👍 0 👎 0

baggage

birikim
+ yük, bagaj (mecazi)

"When he started writing in English, he had enough baggage."

İngilizce yazmaya başladığında yeterli birikime sahipti.

👍 0 👎 0

to innovate

yenilik yapmak
+ inovasyon yapmak, yenilemek

"In order for them to innovate and produce, they had to protect their language."

Yenilik yapmak ve üretmek için dillerini korumak zorundaydılar.

👍 0 👎 0

to be convinced

ikna olmak
+ inanmak, emin olmak

"We have to be convinced that a solution exists."

Bir çözüm olduğuna ikna olmalıyız.

👍 0 👎 0

cultural cringe

kültürel aşağılık kompleksi
+ kültürel eziklik

"Let's get rid of this cultural cringe."

Bu kültürel aşağılık kompleksinden kurtulalım.

👍 0 👎 0

to hit the spot

yerini bulmak
+ tam isabet olmak, tam ihtiyacı karşılamak

"'I talk to you from the East, but you reply from the West' has hit the spot."

'Doğu'dan konuşuyorum, Batı'dan cevap veriyorsun' tam isabet oldu.

👍 0 👎 0

to strip someone of something

birini bir şeyden mahrum bırakmak
+ soymak, çıkarmak (zorla)

"If we did so, they'd strip us of our clothes."

Bunu yapsaydık, üstümüzdekileri çıkarırlardı.

👍 0 👎 0

to ring a bell

bir şey çağrıştırmak
+ tanıdık gelmek, akla getirmek

"It doesn't ring a bell, does it?"

Hiçbir şey çağrıştırmıyor, değil mi?

👍 0 👎 0

to dress like us

bizim gibi giyinmek (mecazi: bize uygun olmak)
+ bize benzemek

"In a way that dresses like us and thinks like we do."

Bizim gibi giyinen ve bizim gibi düşünen bir şekilde.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.