Destelere dön

🎧 30+ C1 English Vocabulary on (Art) || Advanced English Podcast Listening

Bu podcast, sanat hakkında C1 seviyesinde İngilizce konuşmak için 30'dan fazla gelişmiş kelime ve kavramı inceliyor. Sanat piyasası, malzemeler, teknikler, estetik değerlendirme ve tarihsel akımlar gibi temalar etrafında gruplanan terimler, dinleyicilerin sanatı daha derinlemesine analiz etmesini ve tartışmasını hedefliyor.

C1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#akademik #kelime #sanat
Son güncelleme: 2026-07-28
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

depth

derinlik
+ perspektif

"Depth is about creating the illusion of space receding into the picture."

Derinlik, resmin içine doğru uzanan alan yanılsaması yaratmaktır.

👍 0 👎 0

cross-hatching

çapraz tarama

"In drawing, cross-hatching uses intersecting parallel lines to build up tone."

Çizimde çapraz tarama, ton oluşturmak için kesişen paralel çizgiler kullanır.

👍 0 👎 0

lost wax method

kayıp mum yöntemi
+ döküm tekniği

"The lost wax method is an ancient casting process that captures incredible detail."

Kayıp mum yöntemi, inanılmaz detayı yakalayan eski bir döküm sürecidir.

👍 0 👎 0

patronage

himaye
+ destek, patronaj

"Patronage was a tool to demonstrate wealth, culture, and political power."

Himaye, zenginlik, kültür ve siyasi gücü göstermek için bir araçtı.

👍 0 👎 0

vanitas

vanitas (boşluk teması)
+ fanilik

"Many still lifes were vanitas paintings, packed with symbolism about the shortness of life."

Birçok natürmort, hayatın kısalığıyla ilgili sembollerle dolu vanitas resimleriydi.

👍 0 👎 0

chiaroscuro

ışık-gölge kontrastı
+ karanlık-aydınlık

"Renaissance artists mastered chiaroscuro, that dramatic contrast between light and dark."

Rönesans sanatçıları, ışık ve karanlık arasındaki dramatik kontrast olan ışık-gölgeyi ustalıkla kullandılar.

👍 0 👎 0

glazing

sırlama
+ ince katman uygulama

"Glazing is applying thin, translucent layers of oil paint one over another."

Sırlama, birbiri üzerine ince, yarı saydam yağlı boya katmanları uygulamaktır.

👍 0 👎 0

layering

katmanlama
+ üst üste sürme

"Layering is a key technique in oil painting, involving glazing to build up color."

Katmanlama, yağlı boyada rengi oluşturmak için sırlama içeren önemli bir tekniktir.

👍 0 👎 0

symbolic

sembolik
+ simgesel

"Symbolic art carries a deeper meaning; recognizing symbolism means digging deeper."

Sembolik sanat daha derin bir anlam taşır; sembolizmi tanımak daha derine inmek demektir.

👍 0 👎 0

decorative

dekoratif
+ süsleyici, ornamental

"Decorative art's main job is to be attractive rather than functional or deeply conceptual."

Dekoratif sanatın ana işi, işlevsel veya derin kavramsal olmaktan ziyade çekici olmaktır.

👍 0 👎 0

silhouette

siluet
+ gölge

"Silhouette is just the outline, the shape against a lighter background."

Siluet, sadece ana hat, daha açık bir arka plana karşı şekildir.

👍 0 👎 0

harmony

uyum
+ ahenk, denge

"Harmony is achieving balance, unity, accord within the composition."

Uyum, kompozisyon içinde denge, birlik, ahenk sağlamaktır.

👍 0 👎 0

still life

natürmort
+ ölüdoğa

"Still life is an arrangement of inanimate objects, often symbolic."

Natürmort, genellikle sembolik olan cansız nesnelerin düzenlemesidir.

👍 0 👎 0

finish

son kat
+ cila, vernik

"The finish is the final layer, a coating, a varnish, a polish."

Son kat, son katman, bir kaplama, bir vernik, bir ciladır.

👍 0 👎 0

to shade

gölgelendirmek
+ tonlamak

"To shade is the careful application of darker tones to suggest volume and form."

Gölgelendirmek, hacim ve formu belirtmek için koyu tonların dikkatlice uygulanmasıdır.

👍 0 👎 0

authentic

otantik
+ gerçek, orijinal, hakiki

"If a piece isn't authentic, forget about serious financial worth."

Bir parça otantik değilse, ciddi bir maddi değerden söz edemeyiz.

👍 0 👎 0

to pose

poz vermek
+ duruş almak

"To pose means to sit or stand still for an artist, holding a particular posture."

Poz vermek, bir sanatçı için belirli bir duruşu koruyarak hareketsiz oturmak veya ayakta durmak anlamına gelir.

👍 0 👎 0

mural

duvar resmi
+ mural, fresk

"Murals can transform public spaces, turning a dingy alley into an outdoor gallery."

Duvar resimleri, kamusal alanları dönüştürebilir, pis bir ara sokağı açık hava galerisine çevirebilir.

👍 0 👎 0

palette

palet
+ renk paleti

"The palette is the mixing board where color decisions happen."

Palet, renk kararlarının alındığı karıştırma tahtasıdır.

👍 0 👎 0

watercolor

suluboya
+ akuarel

"Watercolor uses pigments suspended in a water-based solution, known for its transparency."

Suluboya, su bazlı bir çözeltide süspanse edilmiş pigmentler kullanır, saydamlığıyla bilinir.

👍 0 👎 0

canvas

tuval

"Canvas is the stretched fabric, usually cotton or linen, used as a base for oil painting."

Tuval, yağlı boya resim için taban olarak kullanılan, genellikle pamuk veya keten olan gerilmiş kumaştır.

👍 0 👎 0

to carve

yontmak
+ oymak, kesmek

"To carve is to shape by cutting away material, chiseling, engraving."

Yontmak, malzemeyi keserek, keskileyerek, kazıyarak şekil vermektir.

👍 0 👎 0

sculptor

heykeltıraş
+ heykelci

"The sculptor carves, models, and chisels to create three-dimensional art."

Heykeltıraş, üç boyutlu sanat yaratmak için yontar, modeller ve keski kullanır.

👍 0 👎 0

ceramic

seramik

"Ceramic refers to pottery, earthenware made from clay fired at high temperatures."

Seramik, yüksek sıcaklıkta pişirilmiş kilden yapılan çömlek, toprak eşya anlamına gelir.

👍 0 👎 0

bronze

bronz

"Bronze is famous for its strength and durability, ideal for outdoor pieces."

Bronz, dayanıklılığıyla ünlüdür, dış mekan parçaları için idealdir.

👍 0 👎 0

patron

patron
+ hami, destekçi, sponsor

"A patron isn't just a buyer; they're more like a sponsor, a benefactor."

Bir hami sadece alıcı değildir; daha çok bir sponsor, bir hayırseverdir.

👍 0 👎 0

auction house

müzayede evi

"The auction house is the main bidding venue, the high-stake sales gallery."

Müzayede evi, ana teklif verme mekanı, yüksek bahisli satış galerisidir.

👍 0 👎 0

amateur

amatör
+ profesyonel olmayan, acemi

"In art theory, amateur simply means non-professional, novice level."

Sanat teorisinde amatör, profesyonel olmayan, acemi seviyesi anlamına gelir.

👍 0 👎 0

reproduction

kopya
+ reprodüksiyon, taklit

"A reproduction is a copy, a duplicate, a replica."

Reprodüksiyon bir kopya, bir benzerdir.

👍 0 👎 0

provenance

menşei
+ geçmiş, belgelenmiş sahiplik geçmişi, köken

"Provenance is the documented ownership history that verifies a work's origin."

Menşei, bir eserin kökenini doğrulayan belgelenmiş sahiplik geçmişidir.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele