pay phone
"Pay phones are virtually extinct now."
Ankesörlü telefonlar artık neredeyse yok oldu.
Bu video, dijital iletişim alanında kullanılan 30'dan fazla C1 seviyesi İngilizce kelimeyi (browse, navigate, spam, clickbait, broadband gibi) derinlemesine inceliyor. Kelimelerin anlamlarını, kullanım bağlamlarını ve dijital dünyadaki nüanslarını açıklayarak ileri düzey İngilizce öğrenenlerin daha sofistike ve profesyonel konuşmalar yapmasını hedefliyor.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"Pay phones are virtually extinct now."
Ankesörlü telefonlar artık neredeyse yok oldu.
"The phablet describes devices larger than a typical smartphone but smaller than a standard tablet."
Fablet, tipik bir akıllı telefondan daha büyük ancak standart bir tabletten daha küçük cihazları tanımlar.
"Photobombing is the act of deliberately jumping into someone else's photo."
Fotobombalama, bir başkasının fotoğrafına kasıtlı olarak dalma eylemidir.
"Vlogging is kind of democratized broadcasting."
Vlog çekmek, bir tür demokratikleştirilmiş yayıncılıktır.
"The selfie has become a huge cultural phenomenon about controlling your own image."
Özçekim, kişinin kendi imajını kontrol etmesiyle ilgili büyük bir kültürel fenomen haline geldi.
"A clever meme can say a lot with just a picture and a few words."
Zeki bir meme, sadece bir resim ve birkaç kelimeyle çok şey anlatabilir.
"LOL is the standard way to show you found something funny in a chat."
LOL, sohbette bir şeyi komik bulduğunuzu göstermenin standart yoludur.
"Emojis are actual small digital images or icons originating in Japan."
Emojiler, Japonya kökenli küçük dijital resimler veya simgelerdir.
"Emoticons are purely typographic, like the classic smiley face :-)."
İfadeler tamamen tipografiktir, klasik gülen yüz :-) gibi.
"Public announcements are a common use of an intercom."
Duyurular, bir dahili telefon sisteminin yaygın bir kullanımıdır.
"Some professions still rely on fax machines for sending certain documents."
Bazı meslekler belirli belgeleri göndermek için hâlâ faks makinelerine güveniyor.
"In a big office, everyone has their own extension number."
Büyük bir ofiste herkesin kendi dahili numarası vardır.
"I might browse a huge database of articles or our company's internal knowledge base."
Büyük bir makale veritabanına veya şirketimizin iç bilgi tabanına göz atabilirim.
"The telegraph revolutionized communication in the 19th century."
Telgraf, 19. yüzyılda iletişimde devrim yarattı.
"Fiber offers symmetrical speeds; uploads are just as fast as downloads."
Fiber simetrik hızlar sunar; yüklemeler indirmeler kadar hızlıdır.
"This leads to big policy debates about the digital divide."
Bu durum, dijital uçurumla ilgili büyük politika tartışmalarına yol açıyor.
"Many rural communities still lack reliable, genuinely high-speed broadband."
Birçok kırsal topluluk hâlâ güvenilir, gerçekten yüksek hızlı geniş banda sahip değil.
"Cellular provides vital connectivity in remote areas."
Hücresel şebeke, uzak bölgelerde hayati bağlantı sağlar.
"Clickbait is content that's deliberately sensationalized or misleading."
Tık tuzağı, kasıtlı olarak sansasyonel veya yanıltıcı olan içeriktir.
"Sophisticated phishing scams often rely on spamming huge numbers of people."
Gelişmiş kimlik avı dolandırıcılıkları genellikle çok sayıda kişiye spam göndermeye dayanır.
"Parents unblocking an app for their kids on the weekend."
Ebeveynler hafta sonu çocukları için bir uygulamanın engelini kaldırıyor.
"My video call just disconnects. Bad signal."
Video görüşmem aniden kesiliyor. Sinyal zayıf.
"Can a new user easily navigate to find what they need?"
Yeni bir kullanıcı ihtiyacı olanı bulmak için kolayca gezinebilir mi?
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle