Destelere dön

🎧 35+ C1 Level Vocabulary (Lifestyles) || Powerful Words to Talk About Modern Lifestyles

Bu podcast, modern yaşam tarzlarını tanımlamak için 40’tan fazla C1 seviyesi İngilizce kelimeyi derinlemesine inceliyor. Göçebe dijital gezginlerden minimalistlere ve kentli bireylere kadar farklı yaşam felsefelerini, seçimlerin nüanslarını ve bu terimlerin günlük kullanımdaki anlamlarını ele alıyor.

C1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 18 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#ileri düzey #kelime #yaşam tarzı
Son güncelleme: 2026-07-12
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 18 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

18 kart

van life

karavan hayatı

"Van life involves living full-time in a customized vehicle, combining nomadic dreams with a personal home base."

Karavan hayatı, özelleştirilmiş bir araçta tam zamanlı yaşamayı içerir, göçebe hayalleri kişisel bir üsle birleştirir.

👍 0 👎 0

sedentary

hareketsiz (sedanter)
+ masa başı

"A sedentary lifestyle, common in desk jobs, is a major risk factor for health problems."

Masa başı işlerde yaygın olan hareketsiz bir yaşam tarzı, sağlık sorunları için büyük bir risk faktörüdür.

👍 0 👎 0

workaholic

işkolik

"A workaholic works compulsively, often driven by anxiety or an addiction to productivity."

Bir işkolik, genellikle kaygı veya üretkenlik bağımlılığı tarafından yönlendirilen zorunlu bir şekilde çalışır.

👍 0 👎 0

consumerism

tüketimcilik
+ materyalizm

"Consumerism is a societal preoccupation with acquiring material goods, often driven by advertising."

Tüketimcilik, genellikle reklamcılık tarafından yönlendirilen, maddi mallar edinme konusunda toplumsal bir saplantıdır.

👍 0 👎 0

hedonistic

hedonist (hazcı)
+ zevk düşkünü

"A hedonistic lifestyle prioritizes immediate intense sensory experiences over long-term plans."

Hedonist bir yaşam tarzı, uzun vadeli planlar yerine anlık yoğun duyusal deneyimlere öncelik verir.

👍 0 👎 0

opulent

gösterişli
+ ihtişamlı

"Opulent homes often feature custom-made crystal chandeliers and marble floors."

Gösterişli evlerde genellikle özel yapım kristal avizeler ve mermer zeminler bulunur.

👍 0 👎 0

spartan

Spartalı gibi (sade ve disiplinli)
+ sert, çileci

"An elite athlete might adopt a spartan training regime, stripping away all non-essentials."

Seçkin bir atlet, gereksiz her şeyi ortadan kaldırarak Spartalı bir antrenman rejimi benimseyebilir.

👍 0 👎 0

frugal

tutumlu
+ idareli

"A frugal person is economical with money and resources, often buying secondhand or mending items."

Tutumlu bir kişi para ve kaynaklarda ekonomiktir, genellikle ikinci el alır veya eşyaları onarır.

👍 0 👎 0

minimalism

minimalizm
+ sadelik

"Minimalism encourages owning only the essentials to reduce mental weight and stress."

Minimalizm, zihinsel yükü ve stresi azaltmak için yalnızca temel ihtiyaçlara sahip olmayı teşvik eder.

👍 0 👎 0

nomadic

göçebe
+ seyyar

"Historically, nomadic life wasn't really a choice; it was about survival."

Tarihsel olarak, göçebe yaşam gerçekten bir seçim değildi; hayatta kalmakla ilgiliydi.

👍 0 👎 0

rustic

kırsal
+ pastoral

"The rustic lifestyle is deeply tied to the traditional countryside, emphasizing simplicity."

Kırsal yaşam tarzı, geleneksel kırsal alanlarla derinden bağlantılıdır ve sadeliği vurgular.

👍 0 👎 0

urban sprawl

kentsel yayılma
+ şehirlerin kontrolsüz büyümesi

"Urban sprawl describes the rapid, disorganized growth of suburban areas, often eating into farmland."

Kentsel yayılma, banliyö alanlarının hızlı ve düzensiz büyümesini tanımlar, genellikle tarım arazilerini yok eder.

👍 0 👎 0

suburban

banliyö
+ varoş

"Suburban areas grew up for families who wanted a balance between city jobs and quiet space."

Banliyö bölgeleri, şehir işleri ile sessiz alan arasında bir denge isteyen aileler için ortaya çıktı.

👍 0 👎 0

urbanite

şehir sakini
+ kentli

"An urbanite thrives on the constant buzz of the city, prioritizing convenience and proximity."

Bir şehir sakini, şehrin sürekli hareketliliğinden beslenir, rahatlığa ve yakınlığa öncelik verir.

👍 0 👎 0

cosmopolitan

kozmopolit
+ dünyevi

"A truly cosmopolitan outlook is about being comfortable navigating different global cultures."

Gerçekten kozmopolit bir bakış açısı, farklı küresel kültürlerde rahatça hareket edebilmekle ilgilidir.

👍 0 👎 0

jet setter

jet sosyete mensubu
+ zengin ve sık seyahat eden kişi

"A jet setter travels frequently for leisure and status, often attending exclusive events."

Bir jet sosyete mensubu, eğlence ve statü için sık sık seyahat eder, genellikle özel etkinliklere katılır.

👍 0 👎 0

geo-arbitrage

coğrafi arbitraj

"Digital nomads often rely on geo-arbitrage: earning in a high-wage economy but spending in a low-cost one."

Dijital göçebeler genellikle coğrafi arbitraja güvenir: yüksek ücretli bir ekonomide kazanıp düşük maliyetli bir ekonomide harcamak.

👍 0 👎 0

digital nomad

dijital göçebe

"A digital nomad uses remote work and technology to travel constantly."

Bir dijital göçebe, sürekli seyahat etmek için uzaktan çalışma ve teknolojiyi kullanır.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele