Destelere dön

🎧 "A Seat at the Table" Isn't the Solution for Gender Equity | Lilly Singh | TED

Lilly Singh, "A Seat at the Table" anlayışının kadınlar için yeterli olmadığını anlatıyor. Kariyeri boyunca elde ettiği başarılara rağmen, masada sallantılı bir sandalyede oturduğunu fark ediyor. Gerçek çözümün, mevcut masalara uyum sağlamak değil, herkes için daha adil ve destekleyici yeni masalar inşa etmek olduğunu vurguluyor.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#cinsiyet eşitliği #iş ingilizcesi #motivasyon #ted #ted talks
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

decorated me with a flower garland

beni bir çiçek çelengi ile süsledi
+ çiçeklerden bir kolye taktı

"He raised his hand and decorated me with a flower garland."

Elini kaldırdı ve beni bir çiçek çelengi ile süsledi.

👍 0 👎 0

scarcity mindset

kıtlık zihniyeti
+ azlık düşüncesi

"We have to get rid of the scarcity mindset and champion each other."

Kıtlık zihniyetinden kurtulup birbirimizi desteklemeliyiz.

👍 0 👎 0

weaponize gratitude

minnettarlığı silah olarak kullanmak
+ minnettarlığı koz olarak kullanmak

"Don't weaponize gratitude."

Minnettarlığı silah olarak kullanmayın.

👍 0 👎 0

overindex on

aşırı vurgu yapmak
+ fazla odaklanmak

"Don't overindex on the South Asian stuff."

Güney Asya konularına aşırı vurgu yapma.

👍 0 👎 0

wobbly

sallantılı
+ dengesiz

"I think this chair's a little wobbly."

Sanırım bu sandalye biraz sallantılı.

👍 0 👎 0

silver lining

umut ışığı
+ iyi taraf

"I thought the silver lining is that we'll finally get a different perspective in late-night."

Umudum, sonunda gece kuşağında farklı bir bakış açısı görecek olmamızdı.

👍 0 👎 0

body slammed

yere çarpmak
+ güreşte yere vurmak

"Twitter leaped through my screen and body slammed me onto my desk."

Twitter ekranımdan fırladı ve beni masama yapıştırdı.

👍 0 👎 0

gatekeeper

bekçi
+ kapı bekçisi, denetleyici

"The digital space had always been a place that I thought was without gatekeepers."

Dijital alanın her zaman bekçisiz bir yer olduğunu düşünmüştüm.

👍 0 👎 0

chime in

lafa karışmak
+ söze girmek, fikir belirtmek

"I thought, I'm going to chime in here."

Burada lafa karışacağım diye düşündüm.

👍 0 👎 0

entrenched gender beliefs

kökleşmiş cinsiyet inançları
+ yerleşik cinsiyet kalıpları

"I challenged my grandfather's entrenched gender beliefs."

Büyükbabamın kökleşmiş cinsiyet inançlarına meydan okudum.

👍 0 👎 0

seat at the table

masada yer sahibi olmak
+ söz hakkına sahip olmak, karar mekanizmasında yer almak

"Success is often defined as having a seat at the table."

Başarı genellikle masada bir sandalyeye sahip olmak olarak tanımlanır.

👍 0 👎 0

monumental milestone

anıtsal dönüm noktası
+ büyük başarı

"The day after this monumental milestone, I was set to fly to Punjab."

Bu anıtsal dönüm noktasından bir gün sonra Pencap'a uçacaktım.

👍 0 👎 0

get the hang of

işin iç yüzünü kavramak
+ alışmak, ustalaşmak

"When I finally got the hang of it, I committed to posting two comedy videos a week."

Sonunda işin iç yüzünü kavradığımda, haftada iki komedi videosu yayınlamaya karar verdim.

👍 0 👎 0

up for grabs

alınmayı bekleyen
+ sahiplenilmeyi bekleyen

"I saw a seat up for grabs."

Alınmayı bekleyen bir koltuk gördüm.

👍 0 👎 0

driving force

itici güç
+ yönlendirici kuvvet

"That's been the driving force behind my entire career."

Bu, tüm kariyerimin arkasındaki itici güç oldu.

👍 0 👎 0

by any means necessary

ne pahasına olursa olsun
+ her ne gerekiyorsa yaparak

"Get a seat at this coveted table by any means necessary."

Bu imrenilen masada ne pahasına olursa olsun bir yer edin.

👍 0 👎 0

prove myself

kendimi kanıtlamak
+ kendimi ispatlamak

"Being born into this reality set me on a lifetime mission of trying to prove myself."

Bu gerçekliğin içine doğmak, beni ömür boyu kendimi kanıtlama görevine itti.

👍 0 👎 0

disappointment

hayal kırıklığı
+ düş kırıklığı

"From the moment I came into this world, I was already a disappointment to so many people."

Bu dünyaya geldiğim andan itibaren birçok insan için zaten bir hayal kırıklığıydım.

👍 0 👎 0

assigned female at birth

doğumda kadın olarak atanmak
+ biyolojik olarak kadın doğmak

"The complication was being assigned female at birth."

Sorun, doğumda kadın olarak atanmaktı.

👍 0 👎 0

gender equity

toplumsal cinsiyet eşitliği
+ cinsiyet adaleti

"A seat at the table isn't the solution for gender equity."

Masada bir sandalye sahibi olmak toplumsal cinsiyet eşitliği için çözüm değil.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.