Implicate
"The evidence implicates him in the crime."
Kanıtlar onu suça karıştırıyor.
F'den I'ye kadar akademik İngilizce kelimeler ve Türkçe anlamları, örnek cümlelerle birlikte.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"The evidence implicates him in the crime."
Kanıtlar onu suça karıştırıyor.
"There is a clear hierarchy in the company."
Şirkette net bir hiyerarşi var.
"The report highlights key issues."
Rapor önemli sorunları vurguluyor.
"We need to test this hypothesis."
Bu hipotezi test etmeliyiz.
"The twins are identical."
İkizler birebir aynı.
"Can you identify the problem?"
Sorunu belirleyebilir misiniz?
"Their ideology is based on equality."
İdeolojileri eşitliğe dayanır.
"He was ignorant of the facts."
Gerçeklerden habersizdi.
"The graph illustrates the trend."
Grafik eğilimi gösteriyor.
"She has a positive self-image."
Olumlu bir öz imaja sahip.
"They decided to immigrate to Canada."
Kanada'ya göç etmeye karar verdiler.
"The new policy had a big impact."
Yeni politikanın büyük etkisi oldu.
"We will implement the plan next week."
Planı gelecek hafta uygulayacağız.
"He was late; hence we started without him."
Geç kaldı, bu nedenle onsuz başladık.
"There was an implicit agreement."
Üstü kapalı bir anlaşma vardı.
"What are you implying?"
Ne ima ediyorsun?
"Bonuses are a good incentive."
Primler iyi bir teşviktir.
"The incidence of flu is high."
Grip görülme sıklığı yüksek.
"I incline to agree with you."
Sana katılma eğilimindeyim.
"Her income is quite high."
Geliri oldukça yüksek.
"We will incorporate your feedback."
Geri bildiriminizi dahil edeceğiz.
"Check the index for the topic."
Konu için indekse bakın.
"The sign indicates the way."
İşaret yolu gösteriyor.
"Each individual has rights."
Her bireyin hakları vardır.
"The drug induces sleep."
İlaç uykuya neden olur.
"The function of the heart is to pump blood."
Kalbin işlevi kan pompalamaktır.
"This phone has many advanced features."
Bu telefonun birçok gelişmiş özelliği var.
"The federal government passed a new law."
Federal hükümet yeni bir yasa çıkardı.
"She works in corporate finance."
Kurumsal finans alanında çalışıyor.
"Our resources are finite."
Kaynaklarımız sınırlıdır.
"We need a flexible schedule."
Esnek bir programa ihtiyacımız var.
"Stock prices fluctuate daily."
Hisse fiyatları günlük dalgalanır.
"Please focus on the main issue."
Lütfen ana konuya odaklanın.
"Save the file in PDF format."
Dosyayı PDF formatında kaydedin.
"The formula for water is H2O."
Suyun formülü H2O'dur.
"You must leave forthwith."
Derhal ayrılmalısınız.
"The foundation of the building is strong."
Binanın temeli sağlamdır.
"We need a legal framework for this."
Bunun için yasal bir çerçeveye ihtiyacımız var.
"Cost is a major factor in our decision."
Maliyet, kararımızda önemli bir faktördür.
"They fund research projects."
Araştırma projelerini finanse ediyorlar.
"This is a fundamental principle."
Bu temel bir ilkedir.
"Furthermore, we need more data."
Dahası, daha fazla veriye ihtiyacımız var.
"The wind turbines generate electricity."
Rüzgar türbinleri elektrik üretir.
"The younger generation loves technology."
Genç nesil teknolojiyi seviyor.
"She traveled around the globe."
Dünyayı dolaştı.
"Our goal is to reduce costs."
Hedefimiz maliyetleri düşürmek.
"She got a good grade on the exam."
Sınavdan iyi bir not aldı.
"The university awarded a research grant."
Üniversite bir araştırma hibesi verdi.
"We guarantee your satisfaction."
Memnuniyetinizi garanti ediyoruz.
"Follow the safety guidelines."
Güvenlik yönergelerini izleyin.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle