Destelere dön

🎧 Falling For A Mute Girl | Learn English Through Story Level 2 | Improve Your English | Graded Reader

Ethan, tehlikeli görünümüyle tanınan bir adamdır, ancak konuşamayan Katrina'ya aşık olur. İşaret diliyle iletişim kurarak derin bir bağ kurarlar, ancak Katrina'nın kanser olduğunu öğrenmesiyle hayalleri yıkılır. Hikaye, sessizliğin ötesinde gerçek aşkı ve kaybın acısını anlatır.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#ingilizce
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

dim

sönmek
+ kararmak, azalmak

"The light in her eyes began to dim."

Gözlerindeki ışık sönmeye başladı.

👍 0 👎 0

carry with

içinde taşımak
+ hatırlamak

"I will carry her memory with me forever."

Onun anısını sonsuza dek içimde taşıyacağım.

👍 0 👎 0

heal

iyileşmek
+ şifa bulmak

"Little by little, I began to heal."

Azar azar iyileşmeye başladım.

👍 0 👎 0

consume

tüketmek
+ sarmak, kaplamak

"Grief consumed me for months."

Aylarca keder beni tüketti.

👍 0 👎 0

silence

sessizlik

"The silence after her death was unbearable."

Ölümünden sonraki sessizlik dayanılmazdı.

👍 0 👎 0

fiercely

şiddetle
+ azimle, sertçe

"I shook my head fiercely, refusing to accept it."

Kabul etmeyi reddederek şiddetle başımı salladım.

👍 0 👎 0

betray

ele vermek
+ ihanet etmek, belli etmek

"My tears betrayed my true feelings."

Gözyaşlarım gerçek duygularımı ele verdi.

👍 0 👎 0

inevitable

kaçınılmaz

"Death is inevitable, but love remains."

Ölüm kaçınılmazdır ama aşk kalır.

👍 0 👎 0

savor

tadını çıkarmak
+ keyfini sürmek

"We savored every moment we had together."

Birlikte geçirdiğimiz her anın tadını çıkardık.

👍 0 👎 0

fragile

kırılgan
+ narin, zayıf

"She looked so fragile lying in the hospital bed."

Hastane yatağında yatarken çok kırılgan görünüyordu.

👍 0 👎 0

take a toll

yıpratmak
+ zarar vermek, etkilemek

"The illness took a toll on her body."

Hastalık vücudunu yıprattı.

👍 0 👎 0

chemo

kemoterapi

"The chemo made her weak, but she never gave up."

Kemoterapi onu zayıflattı ama asla pes etmedi.

👍 0 👎 0

numb

uyuşmuş
+ hissiz, duygusuz

"I felt completely numb after hearing the diagnosis."

Teşhisi duyduktan sonra tamamen hissizleştim.

👍 0 👎 0

shatter

paramparça etmek
+ kırmak, yok etmek

"Her news shattered my heart."

Haberleri kalbimi paramparça etti.

👍 0 👎 0

rent out

kiralamak
+ tutmak

"I rented out a cabin by the lake for us."

Bizim için göl kenarında bir kulübe kiraladım.

👍 0 👎 0

mute

dilsiz
+ konuşamayan, sessiz

"She was mute, but her eyes spoke volumes."

Dilsizdi ama gözleri çok şey anlatıyordu.

👍 0 👎 0

distant

mesafeli
+ uzak, soğuk

"She became distant and I didn't know why."

Mesafeli oldu ve nedenini bilmiyordum.

👍 0 👎 0

unravel

çözülmek
+ dağılmak, bozulmak

"Everything started to unravel when I learned the truth."

Gerçeği öğrendiğimde her şey çözülmeye başladı.

👍 0 👎 0

curveball

beklenmedik zorluk
+ sürpriz, ters köşe

"Life threw us a curveball when she got sick."

Hastalandığında hayat bize beklenmedik bir darbe vurdu.

👍 0 👎 0

loyal

sadık
+ vefalı, bağlı

"She wanted a partner who was loyal above all else."

Her şeyden önce sadık bir partner istiyordu.

👍 0 👎 0

connection

bağ
+ bağlantı, ilişki

"We shared a deep connection that went beyond words."

Kelimelerin ötesine geçen derin bir bağımız vardı.

👍 0 👎 0

cross a line

sınırı aşmak
+ çizgiyi geçmek

"I thought I had crossed a line by touching her hair."

Saçına dokunarak sınırı aştığımı düşündüm.

👍 0 👎 0

tuck

kıvırmak
+ sokmak, yerleştirmek

"He tucked a strand of hair behind her ear."

Bir tutam saçını kulağının arkasına sıkıştırdı.

👍 0 👎 0

pick up

öğrenmek
+ kapmak, kavramak

"I picked up sign language quickly because I wanted to understand her."

Onu anlamak istediğim için işaret dilini çabucak öğrendim.

👍 0 👎 0

sign language

işaret dili

"She taught me sign language so we could communicate."

İletişim kurabilmemiz için bana işaret dili öğretti.

👍 0 👎 0

approach

yaklaşmak
+ yanına gitmek

"I approached her slowly, not wanting to scare her."

Onu korkutmamak için yavaşça yaklaştım.

👍 0 👎 0

gather courage

cesaret toplamak
+ cesaretlenmek

"He finally gathered the courage to talk to her."

Sonunda onunla konuşmak için cesaret topladı.

👍 0 👎 0

sensual

şehvetli
+ duyusal, cazibeli

"The way she sipped her coffee was sensual."

Kahvesini yudumlayışı şehvetliydi.

👍 0 👎 0

gracefully

zarifçe
+ nazikçe

"She moved gracefully through the crowd."

Kalabalığın arasında zarifçe ilerledi.

👍 0 👎 0

stunning

büyüleyici
+ nefes kesici, çarpıcı

"Her beauty was absolutely stunning."

Güzelliği kesinlikle büyüleyiciydi.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.