Destelere dön

🎧 Falling in love is the easy part | Mandy Len Catron

Bir psikolojik çalışma kapsamında 36 soruyla âşık olan bir çiftin hikâyesi, medyanın ilgisiyle birlikte aşkın kısa yoldan garantilenebileceği yanılgısını doğurur. Oysa âşık olmak kolaydır; asıl zorluk, bu seçimi her gün yeniden yaparak âşık kalmayı sürdürmektir.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 10 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#aşk #günlük konuşma #psikoloji #ted #ted talks
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 10 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 1–3 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Çözen kişi
1
Toplam çalışma
1
Ortalama başarı
%100
Ort. süre
🏆 Lider tablosu (1)
# Kullanıcı Çalışma Doğru Doğruluk Süre
1 @ninja 1 1 %100

Sadece istatistik paylaşımına izin veren kullanıcılar görünür.

Bu destedeki kartlar

10 kart

fall in love

aşık olmak
+ âşık olmak

"Falling in love is the easy part."

Aşık olmak işin kolay kısmı.

👍 0 👎 0

stay in love

aşık kalmak
+ aşık olarak kalmak

"But falling in love is not the same as staying in love."

Ancak aşık olmak, aşık kalmakla aynı şey değil.

👍 0 👎 0

mutual self-disclosure

karşılıklı kendini açma
+ karşılıklı ifşa

"The researchers wanted to increase interpersonal closeness using what Aron called 'sustained, escalating, reciprocal, personalistic self-disclosure'."

Araştırmacılar, Aron'un 'sürekli, artan, karşılıklı, kişisel kendini açma' dediği şeyi kullanarak kişiler arası yakınlığı artırmak istediler.

👍 0 👎 0

interpersonal closeness

kişiler arası yakınlık
+ kişilerarası yakınlık

"The original goal was to increase interpersonal closeness."

Orijinal amaç kişiler arası yakınlığı artırmaktı.

👍 0 👎 0

sustainable love

sürdürülebilir aşk
+ devam eden aşk

"Could it produce real love, sustainable love?"

Gerçek aşk, sürdürülebilir bir aşk üretebilir miydi?

👍 0 👎 0

guarantee

garanti
+ teminat

"What I want from love is a guarantee."

Aşktan istediğim şey garanti.

👍 0 👎 0

to be known, seen, understood

bilinmek
+ görülmek, anlaşılmak, tanınmak, fark edilmek

"What many of us really want from love is to be known, seen, understood."

Pek çoğumuzun aşktan gerçekten istediği şey bilinmek, görülmek, anlaşılmak.

👍 0 👎 0

shortcut

kısa yol
+ kestirme yol

"The story the media tells about the 36 questions is that there might be a shortcut to falling in love."

Medyanın 36 soruyla ilgili anlattığı hikâye, aşık olmanın kısa bir yolu olabileceği.

👍 0 👎 0

to choose to love

sevmeyi seçmek
+ aşık olmayı seçmek

"We are in love because we both chose to be."

Âşığız, çünkü ikimiz de böyle olmasını seçtik.

👍 0 👎 0

to turn into a myth

bir mite dönüştürmek
+ efsaneye çevirmek

"Instead, I turned my relationship into a kind of myth that I didn't really believe in."

Onun yerine ilişkimi pek inanmadığım bir tür mite dönüştürdüm.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.