Destelere dön

🎧 For Everyone Who Is Living Through Something Hard Right Now | B1-B2 English Listening Practice

Bu video, zor zamanlardan geçen herkese sesleniyor ve tarihten ilham verici örneklerle umut aşılıyor. Ekonomik kriz, savaş veya kişisel kayıplar yaşayan insanların, küçük rutinlere, başkalarına ve tek bir nedene tutunarak nasıl ayakta kaldığını anlatıyor. Zorluklar içinde öğrenmeye devam etmenin, geleceğe hazırlanmanın güçlü bir eylem olduğunu vurguluyor.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#günlük konuşma #kelime #motivasyon #tarih
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

to rebuild

yeniden inşa etmek
+ yeniden kurmak

"After losing everything, they began to rebuild their lives."

Her şeyi kaybettikten sonra hayatlarını yeniden inşa etmeye başladılar.

👍 0 👎 0

to be cut off from

bir şeyden koparılmak
+ izole edilmek, bağlantısı kesilmek

"The city was cut off from the outside world during the war."

Savaş sırasında şehir dış dünyadan koparılmıştı.

👍 0 👎 0

to carry something heavy

ağır bir yük taşımak
+ zor bir durumla baş etmek

"You might be carrying something heavy that most people do not fully see."

Çoğu insanın tam olarak görmediği ağır bir yük taşıyor olabilirsiniz.

👍 0 👎 0

to be grateful for

bir şey için minnettar olmak
+ şükretmek

"If you are listening from a quiet place, that is something worth being grateful for."

Sessiz bir yerden dinliyorsanız, bu minnettar olunacak bir şeydir.

👍 0 👎 0

to be worth something

bir şeye değmek
+ bir şey için çabalamaya değer olmak, değerli olmak

"What you are doing is not small; it is worth the effort."

Yaptığın şey küçük değil; çabalamaya değer.

👍 0 👎 0

to prepare for the future

geleceğe hazırlanmak
+ gelecek için hazırlık yapmak

"Teachers continued teaching to prepare children for the future."

Öğretmenler çocukları geleceğe hazırlamak için ders vermeye devam ettiler.

👍 0 👎 0

to read poetry out loud

şiiri yüksek sesle okumak
+ sesli şiir okumak

"A woman sat beside the microphone and read poetry out loud."

Bir kadın mikrofonun yanına oturdu ve yüksek sesle şiir okudu.

👍 0 👎 0

to broadcast

yayın yapmak
+ radyo yayını yapmak

"The radio kept broadcasting music every day."

Radyo her gün müzik yayını yapmaya devam etti.

👍 0 👎 0

to share

paylaşmak
+ bölüşmek

"Neighbors started sharing what little they had."

Komşular sahip oldukları azıcık şeyi paylaşmaya başladılar.

👍 0 👎 0

to fall apart

dağılmak
+ çökmek, parçalanmak

"The economy fell apart almost overnight."

Ekonomi neredeyse bir gecede çöktü.

👍 0 👎 0

to hold on to something

bir şeye tutunmak
+ bir şeyi bırakmamak, sarılmak

"They held on to hope even in the darkest days."

En karanlık günlerde bile umuda tutundular.

👍 0 👎 0

stubbornness

inatçılık
+ direnç, sebat

"Learning a language in difficult times is an act of stubbornness against chaos."

Zor zamanlarda dil öğrenmek, kaosa karşı bir inatçılık eylemidir.

👍 0 👎 0

to keep going

devam etmek
+ pes etmemek, ilerlemeye devam etmek

"He kept going even when everything around him was destroyed."

Etrafındaki her şey yok olmasına rağmen devam etti.

👍 0 👎 0

to stay human

insan kalmak
+ insanlığını korumak, insani değerlerini kaybetmemek

"In the midst of horror, they tried to stay human by reading poetry."

Dehşetin ortasında şiir okuyarak insan kalmaya çalıştılar.

👍 0 👎 0

ordinary people

sıradan insanlar
+ halk

"History is made by ordinary people facing extraordinary circumstances."

Tarih, olağanüstü koşullarla yüzleşen sıradan insanlar tarafından yapılır.

👍 0 👎 0

to cut off

kesmek
+ bağlantıyı koparmak, izole etmek

"The city was completely cut off from the outside world."

Şehir dış dünyadan tamamen koparılmıştı.

👍 0 👎 0

blockade

abluka
+ kuşatma, ambargo

"The city was under a blockade that lasted 872 days."

Şehir 872 gün süren bir abluka altındaydı.

👍 0 👎 0

to get through something together

bir şeyi birlikte atlatmak
+ birlikte üstesinden gelmek

"We got through the crisis together by supporting each other."

Birbirimizi destekleyerek krizi birlikte atlattık.

👍 0 👎 0

to take it one day at a time

günü gününe yaşamak
+ her günü ayrı ayrı ele almak, adım adım ilerlemek

"When facing a big challenge, it's best to take it one day at a time."

Büyük bir zorlukla karşı karşıyayken, günü gününe yaşamak en iyisidir.

👍 0 👎 0

to come through something

bir şeyi atlatmak
+ başarıyla geçmek, bir zorluğun üstesinden gelmek

"She came through a difficult period and became stronger."

Zor bir dönemi atlattı ve daha güçlü oldu.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.