Destelere dön

🎧 Friends Dizisi Kelimeleri - Orta Seviye

Friends dizisinden seçilmiş orta seviye İngilizce kelime ve ifadeler. Duygular, mizah ve günlük konuşma dilini kapsar.

B1 📺 Dizi & Film EN → TR 🃏 35 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#dizi #friends #günlük konuşma #karakter analizi #mizah
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 35 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 4–6 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

35 kart

toast

kadeh kaldırmak
+ şerefe yapmak

"I'd like to toast Ross and Emily."

Ross ve Emily'nin şerefine kadeh kaldırmak istiyorum.

👍 0 👎 0

dead inside

içi ölü
+ duygusuz

"You're dead inside! You never cry."

İçin ölü! Hiç ağlamıyorsun.

👍 0 👎 0

chicken soup for the soul

ruha iyi gelen çorba
+ moral kitabı

"Why are you reading Chicken Soup for the Soul?"

Neden 'Ruhun Çorbası'nı okuyorsun?

👍 0 👎 0

hollow tin chest

boş teneke göğüs
+ duygusuz kalp

"That makes me feel so warm in my hollow tin chest."

Bu, boş teneke göğsümde beni ısıtıyor.

👍 0 👎 0

altar

sunak
+ nikah masası

"I'm up at the altar and I'm like this."

Sunağın başında duruyorum ve böyleyim.

👍 0 👎 0

delivery room

doğum odası
+ doğumhane

"The doctor hands the baby to you in the delivery room."

Doktor bebeği doğum odasında sana veriyor.

👍 0 👎 0

eulogy

ağıt
+ methiye

"You're writing out my eulogy and find a note."

Ağıtımı yazıyorsun ve bir not buluyorsun.

👍 0 👎 0

shed a tear

gözyaşı dökmek
+ ağlamak

"You still can't shed one tiny tear?"

Hâlâ tek bir gözyaşı dökemiyor musun?

👍 0 👎 0

robot

robot
+ duygusuz insan

"No, you robot! I don't even know what to say."

Hayır, seni robot! Ne diyeceğimi bile bilmiyorum.

👍 0 👎 0

janitor

hademe
+ temizlikçi

"That's me with the janitor, Martin."

Bu, hademe Martin'le ben.

👍 0 👎 0

overinflate

fazla şişirmek
+ aşırı şişirmek

"He overinflated his first girlfriend."

İlk kız arkadaşını fazla şişirdi.

👍 0 👎 0

soulmate

ruh eşi
+ can dostu

"Do you believe in soulmates?"

Ruh eşlerine inanıyor musun?

👍 0 👎 0

destined

kaderinde olmak
+ mukadder

"We were destined to end up together."

Birbirimizle olmak kaderimizde varmış.

👍 0 👎 0

fall in love

aşık olmak
+ sevmek

"I believe in falling in love, but not soulmates."

Aşık olmaya inanıyorum ama ruh eşlerine değil.

👍 0 👎 0

intimacy issues

yakınlık sorunları
+ samimiyet sorunları

"Maybe you have intimacy issues."

Belki yakınlık sorunların var.

👍 0 👎 0

textbook

klasik
+ kitap gibi

"It's textbook. Parents divorced before puberty."

Klasik. Ergenlikten önce boşanan ebeveynler.

👍 0 👎 0

first impression

ilk izlenim
+ ilk intiba

"You don't make a very good first impression."

Çok iyi bir ilk izlenim bırakmıyorsun.

👍 0 👎 0

needy

muhtaç
+ ilgiye muhtaç

"You come off a little needy."

Biraz ilgiye muhtaç görünüyorsun.

👍 0 👎 0

cry

ağlamak
+ gözyaşı dökmek

"I cried for three days after watching that film."

O filmi izledikten sonra üç gün ağladım.

👍 0 👎 0

quit

bırakmak
+ terk etmek, vazgeçmek

"She decided to quit smoking last year."

Geçen yıl sigarayı bırakmaya karar verdi.

👍 0 👎 0

divorce

boşanma
+ ayrılık

"His parents' divorce affected him deeply."

Ailesinin boşanması onu derinden etkiledi.

👍 0 👎 0

defense mechanism

savunma mekanizması
+ korunma yöntemi

"He uses humor as a defense mechanism."

Mizahı bir savunma mekanizması olarak kullanıyor.

👍 0 👎 0

cabin

dağ evi
+ kulübe

"We spent the weekend at a cabin in the woods."

Hafta sonunu ormanda bir dağ evinde geçirdik.

👍 0 👎 0

skiing

kayak
+ kayak yapma

"They went skiing in the Alps last winter."

Geçen kış Alpler'de kayak yapmaya gittiler.

👍 0 👎 0

play by the rules

kurallara uymak
+ kurallara göre oynamak

"I'm playing by the rules, I asked you first."

Kurallara uyuyorum, önce sana sordum.

👍 0 👎 0

shut up

kapa çeneni
+ sus

"Hey, shut up! You're not my real mom."

Hey, kapa çeneni! Sen benim gerçek annem değilsin.

👍 0 👎 0

sad

üzgün
+ hüzünlü

"That movie made me really sad."

O film beni gerçekten üzdü.

👍 0 👎 0

feel bad

üzülmek
+ kötü hissetmek, pişman olmak

"I feel bad for hurting your feelings."

Duygularını incittiğim için üzgünüm.

👍 0 👎 0

cartoon

çizgi film
+ animasyon

"Bambi is a cartoon, but it made me cry."

Bambi bir çizgi film ama beni ağlattı.

👍 0 👎 0

macho

maço
+ erkeksi

"You don't have to be so macho all the time."

Her zaman bu kadar maço olmak zorunda değilsin.

👍 0 👎 0

choke up

boğazı düğümlenmek
+ duygulanmak

"There must be something that gets you choked up."

Seni duygulandıran bir şey olmalı.

👍 0 👎 0

puppy

köpek yavrusu
+ enik

"What if you saw a three-legged puppy?"

Ya üç bacaklı bir köpek yavrusu görseydin?

👍 0 👎 0

pick on

uğraşmak
+ rahatsız etmek, takılmak

"All the other puppies pick on me."

Diğer tüm köpek yavruları benimle uğraşıyor.

👍 0 👎 0

rich

zengin
+ varlıklı

"I just found a talking puppy. I'm rich!"

Az önce konuşan bir köpek yavrusu buldum. Zengin oldum!

👍 0 👎 0

childhood

çocukluk
+ çocukluk dönemi

"Pictures from your childhood will get you going."

Çocukluk fotoğrafların seni duygulandıracak.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.