Destelere dön

🎧 Gossip Girl: Şükran Günü Sahnesi Kelimeleri

Gossip Girl dizisindeki Şükran Günü yemeği sahnesinden seçilmiş günlük ifadeler ve deyimler.

B2 📺 Dizi & Film EN → TR 🃏 13 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#aile #diyalog #dizi #film #gossip girl #şükran günü
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 13 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

13 kart

bountiful harvest

bereketli hasat
+ bol ürün

"Thanksgiving began when the pilgrims and Indians came together to share the bountiful harvest."

Şükran Günü, hacılar ve Kızılderililerin bereketli hasadı paylaşmak için bir araya gelmesiyle başladı.

👍 0 👎 0

stuffing

iç harç (hindinin içine konulan)
+ dolma

"Okay, I've got the stuffing and Jenny, you have the sweet potatoes as usual."

Tamam, iç harcı ben getirdim, Jenny sen de her zamanki gibi tatlı patatesleri getir.

👍 0 👎 0

sweet potatoes

tatlı patates

"Okay, I've got the stuffing and Jenny, you have the sweet potatoes as usual."

Tamam, iç harcı ben getirdim, Jenny sen de her zamanki gibi tatlı patatesleri getir.

👍 0 👎 0

soup kitchen

aşevi
+ sıcak yemek dağıtılan yer

"Trip has his staff volunteering at a soup kitchen."

Trip, personelini bir aşevinde gönüllü olarak çalıştırıyor.

👍 0 👎 0

hassle-free

sorunsuz
+ zahmetsiz, dertsiz

"Keep it small, hassle-free."

Küçük tutalım, sorunsuz olsun.

👍 0 👎 0

to stick one's nose in someone's business

burnunu sokmak
+ işine karışmak

"Why does my mom have to stick her nose in everyone's business?"

Annem neden herkesin işine burnunu sokmak zorunda?

👍 0 👎 0

to make a face

surat yapmak
+ yüz ifadesi yapmak

"You're making that face again."

Yine o suratı yapıyorsun.

👍 0 👎 0

to sabotage

sabote etmek
+ baltalamak, engellemek

"Blair told me you were responsible for sabotaging me at Catilian."

Blair bana Catilian'da beni sabote etmekten senin sorumlu olduğunu söyledi.

👍 0 👎 0

pregnant

hamile
+ gebe

"You're the one who's pregnant."

Hamile olan sensin.

👍 0 👎 0

decency

nezaket
+ terbiye, edep

"Don't you have any sense of decency?"

Hiç mi terbiyen yok?

👍 0 👎 0

to grow old together

birlikte yaşlanmak

"Trip and I are going to grow old together without you."

Trip ve ben sensiz birlikte yaşlanacağız.

👍 0 👎 0

punchline

can alıcı nokta
+ esprinin vurucu kısmı

"He'll be a political joke and you'll be a punchline."

O politik bir şaka olacak, sen de onun can alıcı noktası.

👍 0 👎 0

to lose one's appetite

iştahı kaçmak

"I've lost my appetite."

İştahım kaçtı.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.