Destelere dön

🎧 Learn English Through Story Level 2🔥 || English Listening Practice || Beautiful Story for Beginners

Mutlu bir evliliği olan bir kadın, yan komşuları Lily'nin kocası Ethan'a aşırı ilgi göstermesi ve sürekli bahanelerle onunla vakit geçirmesiyle huzursuz olmaya başlar. Kadının şüpheleri artsa da Ethan durumu önemsemez ve aralarındaki mesafe giderek büyür.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#günlük konuşma #hikaye #ilişkiler #kıskançlık
Son güncelleme: 2026-06-19
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

rehearsed

ezberlenmiş
+ prova edilmiş, hazırlıklı

"His answers were starting to sound rehearsed."

Cevapları ezberlenmiş gibi gelmeye başlamıştı.

👍 0 👎 0

jeopardize

tehlikeye atmak
+ riske sokmak

"I can't keep helping you if it jeopardizes our marriage."

Evliliğimizi tehlikeye atacaksa sana yardım etmeye devam edemem.

👍 0 👎 0

stand one's ground

dik durmak
+ fikrinde ısrar etmek, savunmak

"I cleared my throat, ready to stand my ground."

Boğazımı temizledim, dik durmaya hazırdım.

👍 0 👎 0

storm

fırtına (mecazi: sorun)
+ kriz

"She seemed unaware of the storm brewing inside me."

İçimde kopan fırtınanın farkında değil gibiydi.

👍 0 👎 0

trivial

önemsiz
+ sıradan, basit

"They chatted about trivial things."

Önemsiz şeyler hakkında sohbet ettiler.

👍 0 👎 0

vows

yeminler
+ sözler, evlilik yemini

"Remember our love and our vows to communicate."

Aşkımızı ve iletişim kurma yeminlerimizi hatırla.

👍 0 👎 0

distant

mesafeli
+ soğuk, uzak

"You seem distant lately, is something wrong?"

Son zamanlarda mesafelisin, bir sorun mu var?

👍 0 👎 0

flicker

kıvılcım
+ parıltı, umut ışığı

"I felt a flicker of hope when he came home early."

Erken eve geldiğinde bir umut kıvılcımı hissettim.

👍 0 👎 0

unreadable

okunamaz
+ anlaşılmaz, ifadesiz

"Her face was unreadable as she walked away."

Uzaklaşırken yüzü okunamazdı.

👍 0 👎 0

spectator

seyirci
+ izleyici

"I felt like a spectator in my own life."

Kendi hayatımda bir seyirci gibi hissettim.

👍 0 👎 0

intimacy

samimiyet
+ yakınlık, mahremiyet

"The dinner had a sense of calculated intimacy."

Akşam yemeğinde hesaplanmış bir samimiyet havası vardı.

👍 0 👎 0

polished

bakımlı
+ cilalı, mükemmel

"Her appearance became even more polished."

Görünümü daha da bakımlı hale geldi.

👍 0 👎 0

plant a seed

tohum ekmek (mecazi)
+ şüphe uyandırmak

"She was trying to plant a seed of doubt in my mind."

Zihnime bir şüphe tohumu ekmeye çalışıyordu.

👍 0 👎 0

savior

kurtarıcı
+ yardımcı

"He's been such a savior, helping me so much."

Bana çok yardım ederek tam bir kurtarıcı oldu.

👍 0 👎 0

pang

sızı
+ ani duygu, burukluk

"I felt a pang of doubt in that moment."

O anda bir şüphe sızısı hissettim.

👍 0 👎 0

content

memnun
+ mutlu, hoşnut, tatmin

"I was content with my simple life."

Basit hayatımdan memnundum.

👍 0 👎 0

flattering

gurur okşayıcı
+ hoş

"Her words were flattering but unsettling."

Sözleri gurur okşayıcıydı ama rahatsız ediciydi.

👍 0 👎 0

attention-grabbing

dikkat çekici
+ gösterişli

"She wore bold, attention-grabbing perfume."

Cesur, dikkat çekici bir parfüm sürüyordu.

👍 0 👎 0

perplexing

şaşırtıcı
+ kafa karıştırıcı, anlaşılmaz

"Her behavior grew even more perplexing."

Davranışı daha da kafa karıştırıcı hale geldi.

👍 0 👎 0

glint

parıltı
+ ışıltı, pırıltı

"She looked at him with a strange glint in her eye."

Gözünde tuhaf bir ışıltıyla ona baktı.

👍 0 👎 0

replay

zihninde tekrar oynatmak
+ yeniden canlandırmak

"I lay awake replaying those moments in my mind."

O anları zihnimde tekrar oynatarak uyanık yattım.

👍 0 👎 0

edge

sızmak
+ yavaşça girmek, sokuşturmak

"She was trying to edge her way into our lives."

Hayatımıza yavaşça sızmaya çalışıyordu.

👍 0 👎 0

uneasy

huzursuz
+ rahatsız, endişeli

"I couldn't shake the uneasy feeling inside me."

İçimdeki huzursuz hissi atamıyordum.

👍 0 👎 0

knot

düğüm (mecazi: sıkıntı)
+ yumru

"I felt a knot forming in my stomach."

Midemde bir düğüm oluştuğunu hissettim.

👍 0 👎 0

brush off

önemsememek
+ geçiştirmek, umursamamak

"He brushed off my concerns with a laugh."

Endişelerimi gülerek geçiştirdi.

👍 0 👎 0

compliment

iltifat etmek
+ övmek

"She often complimented him on his kindness."

Sık sık nezaketi konusunda ona iltifat ediyordu.

👍 0 👎 0

uncomfortable

rahatsız
+ huzursuz

"I began feeling uncomfortable about their time together."

Birlikte geçirdikleri zaman konusunda rahatsız hissetmeye başladım.

👍 0 👎 0

sincere

samimi
+ içten, dürüst

"Her words sounded sincere and friendly."

Sözleri samimi ve arkadaşça geliyordu.

👍 0 👎 0

elegant

zarif
+ şık

"She looked elegant with her long hair."

Uzun saçlarıyla zarif görünüyordu.

👍 0 👎 0

cozy

rahat
+ samimi, sıcak, konforlu

"Our routine was cozy and comforting."

Rutinimiz rahat ve huzur vericiydi.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele