Destelere dön

🎧 Living in Tokyo || Learn English Through Story Level 2🔥|| Learn English Speaking || Graded Reader

Asami, Tokyo'da yaşayan bir grafik tasarımcıdır. Hızlı şehir hayatı, iş stresi ve arkadaşlık ilişkileriyle başa çıkarken, erkek arkadaşı Kenji'ye olan bağlılığı ve yalnızlık korkusuyla mücadele eder. Bu hikaye, onun Tokyo'daki kişisel gelişimini ve duygusal yolculuğunu anlatır.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 35 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#günlük konuşma #ilişkiler #kişisel gelişim #şehir hayatı
Son güncelleme: 2026-08-15
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 35 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 4–6 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

35 kart

balance

denge

"Life in Tokyo is a constant balancing act."

Tokyo'da hayat sürekli bir denge oyunudur.

👍 0 👎 0

attached

bağlı
+ düşkün

"I am very attached to Kenji."

Kenji'ye çok bağlıyım.

👍 0 👎 0

anxiety

kaygı
+ endişe

"My fear of being alone causes anxiety."

Yalnız kalma korkum kaygıya neden oluyor.

👍 0 👎 0

vibrant

canlı
+ hareketli

"Tokyo has a vibrant party culture."

Tokyo'nun canlı bir parti kültürü var.

👍 0 👎 0

insecure

güvensiz
+ kendine güvensiz

"I feel insecure at parties sometimes."

Partilerde bazen kendimi güvensiz hissediyorum.

👍 0 👎 0

passionate

tutkulu

"I am passionate about skincare."

Cilt bakımına karşı tutkuluyum.

👍 0 👎 0

drama

drama
+ dram

"My life in Tokyo is full of drama."

Tokyo'daki hayatım dramalarla dolu.

👍 0 👎 0

connection

bağ
+ bağlantı

"Kenji and I have a strong connection."

Kenji ve benim güçlü bir bağımız var.

👍 0 👎 0

pressure

baskı

"My parents put pressure on me to settle down."

Ailem üzerime yerleşme baskısı yapıyor.

👍 0 👎 0

lonely

yalnız

"I sometimes feel lonely in this big city."

Bu büyük şehirde bazen yalnız hissediyorum.

👍 0 👎 0

resilience

dayanıklılık
+ direnç

"Tokyo has taught me resilience."

Tokyo bana dayanıklılığı öğretti.

👍 0 👎 0

mindfulness

farkındalık
+ bilinçli farkındalık

"I practice mindfulness to manage stress."

Stresi yönetmek için farkındalık pratiği yapıyorum.

👍 0 👎 0

solace

teselli
+ avuntu

"I find solace in creating art."

Sanat yaparken teselli buluyorum.

👍 0 👎 0

spirituality

maneviyat
+ ruhsallık

"Visiting temples sparked my interest in spirituality."

Tapınakları ziyaret etmek maneviyata ilgimi uyandırdı.

👍 0 👎 0

secret talent

gizli yetenek

"I have a secret talent for playing the piano."

Piyano çalmak gibi gizli bir yeteneğim var.

👍 0 👎 0

let go

bırakmak
+ vazgeçmek

"I need to let go of toxic relationships."

Toksik ilişkileri bırakmam gerekiyor.

👍 0 👎 0

solitude

yalnızlık
+ tenhalık

"I enjoy spending time in solitude."

Yalnız başıma vakit geçirmekten hoşlanıyorum.

👍 0 👎 0

gratitude

minnettarlık
+ şükran

"I feel gratitude for my life in Tokyo."

Tokyo'daki hayatım için minnettarlık hissediyorum.

👍 0 👎 0

toxic

toksik
+ zehirli

"She is nice but sometimes toxic."

O iyi biri ama bazen toksik.

👍 0 👎 0

cozy

rahat
+ samimi, sıcak

"My apartment is small but cozy."

Dairem küçük ama rahat.

👍 0 👎 0

stretch

esnemek
+ gerinmek

"I stretch every morning after waking up."

Her sabah uyandıktan sonra esnerim.

👍 0 👎 0

cleanser

temizleyici
+ yüz yıkama jeli

"I wash my face with a gentle cleanser."

Yüzümü nazik bir temizleyiciyle yıkarım.

👍 0 👎 0

toner

tonik

"After cleansing, I apply toner and moisturizer."

Temizledikten sonra tonik ve nemlendirici uygularım.

👍 0 👎 0

serum

serum

"I use a vitamin C serum in the morning."

Sabahları C vitamini serumu kullanırım.

👍 0 👎 0

moisturizer

nemlendirici

"Moisturizer keeps my skin hydrated."

Nemlendirici cildimi nemli tutar.

👍 0 👎 0

graphic designer

grafik tasarımcı

"I work as a graphic designer for a fashion company."

Bir moda şirketinde grafik tasarımcı olarak çalışıyorum.

👍 0 👎 0

colleague

iş arkadaşı
+ meslektaş

"My best friend at work is a colleague named Yumi."

İşteki en iyi arkadaşım Yumi adında bir iş arkadaşımdır.

👍 0 👎 0

routine

rutin
+ günlük düzen

"My daily routine starts with a skincare routine."

Günlük rutinim cilt bakımıyla başlar.

👍 0 👎 0

obsession

takıntı
+ saplantı

"I have a deep obsession with Kenji."

Kenji'ye karşı derin bir takıntım var.

👍 0 👎 0

lullaby

ninni

"His voice is like a lullaby to me."

Onun sesi benim için bir ninni gibidir.

👍 0 👎 0

overwhelmed

bunalmış
+ ezilmiş

"Sometimes I feel overwhelmed by the pressure."

Bazen baskıdan bunalmış hissediyorum.

👍 0 👎 0

doubt

şüphe etmek
+ kuşku duymak

"I doubt myself on difficult days."

Zor günlerde kendimden şüphe ederim.

👍 0 👎 0

emotional turmoil

duygusal karmaşa
+ duygusal çalkantı

"I feel emotional turmoil when I'm stressed."

Stresli olduğumda duygusal karmaşa yaşıyorum.

👍 0 👎 0

deadline

son teslim tarihi
+ teslim tarihi

"Work is stressful when deadlines are tight."

Teslim tarihleri sıkı olduğunda iş stresli oluyor.

👍 0 👎 0

exhausted

bitkin
+ tükenmiş

"I work late and feel exhausted."

Geç saatlere kadar çalışıp bitkin hissediyorum.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele