Destelere dön

Orta — YDS Akademik Fiiller: Problemler ve Çözümler

Engelleri, krizlerle mücadeleyi, riskleri azaltmayı ve sorunları bastırmayı konu alan fiiller.

Orta 🧠 Kelime Hazinesi EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#akademik #problems #sinav #yds #yokdil
Son güncelleme: 2026-06-12
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

Outweigh

ağır basmak
+ -den daha önemli olmak

"The long-term benefits of the medical treatment outweigh the short-term risks."

Tıbbi tedavinin uzun vadeli faydaları, kısa vadeli risklerine ağır basmaktadır.

👍 0 👎 0

Turn out to be

sonuçlanmak
+ olduğu ortaya çıkmak

"The difficult investment turned out to be highly profitable in the end."

Zorlu yatırım, sonunda oldukça karlı bir şekilde sonuçlandı.

👍 0 👎 0

Set out to

başlamak
+ girişmek, amaçlamak

"The young scientists set out to discover a cure for the rare disease."

Genç bilim insanları, nadir hastalığa bir çare bulmak için işe başladılar.

👍 0 👎 0

Brush up on

üzerine çalışmak
+ tazelemek, geliştirmek

"You should brush up on your French before you move to Paris."

Paris'e taşınmadan önce Fransızcanızın üzerine çalışmalısınız.

👍 0 👎 0

Get around to

zaman ayırmak
+ fırsat bulmak

"I hope I can get around to reading that academic report this weekend."

Umarım bu hafta sonu o akademik raporu okumaya zaman ayırabilirim.

👍 0 👎 0

Come down with

hastalanmak
+ yakalanmak

"Many children in the school come down with the flu every winter."

Okuldaki birçok çocuk her kış grip hastalığına yakalanır.

👍 0 👎 0

Carry on with

sürdürmek
+ devam etmek

"Despite the financial crisis, they decided to carry on with the research."

Finansal krize rağmen, araştırmayı sürdürmeye karar verdiler.

👍 0 👎 0

Wrap up

tamamlamak
+ bitirmek, paketlemek

"We hope to wrap up the project negotiations by Friday afternoon."

Proje müzakerelerini Cuma öğleden sonrasına kadar tamamlamayı umuyoruz.

👍 0 👎 0

Work out

çözmek
+ geliştirmek, hesaplamak

"The two countries are trying to work out a new trade agreement."

İki ülke yeni bir ticaret anlaşmasını çözmeye çalışıyor.

👍 0 👎 0

Reinforce

güçlendirmek
+ desteklemek

"The architect added steel bars to reinforce the concrete walls."

Mimar, beton duvarları güçlendirmek için çelik çubuklar ekledi.

👍 0 👎 0

Confront with

yüzleştirmek
+ karşı karşıya getirmek

"The lawyer decided to confront with the witness using new evidence."

Avukat, yeni kanıtlar kullanarak tanığı yüzleştirmeye karar verdi.

👍 0 👎 0

Neglect

ihmal etmek
+ göz ardı etmek

"Parents should never neglect the emotional needs of their growing children."

Ebeveynler, büyüyen çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını asla ihmal etmemelidir.

👍 0 👎 0

Come up with

ortaya koymak
+ bulmak, önermek

"We need to come up with a realistic solution to the parking problem."

Park sorununa gerçekçi bir çözüm ortaya koymamız gerekiyor.

👍 0 👎 0

Root out

kökünü kazımak
+ yok etmek

"The state intends to root out corruption in the judicial system."

Devlet, yargı sistemindeki yolsuzluğun kökünü kazımayı amaçlıyor.

👍 0 👎 0

Run into

karşılaşmak
+ rastlamak

"We might run into unexpected financial difficulties during our long journey."

Uzun yolculuğumuz sırasında beklenmedik finansal zorluklarla karşılaşabiliriz.

👍 0 👎 0

Put up with

katlanmak
+ tahammül etmek

"I cannot put up with this loud noise in the office any longer."

Ofisteki bu yüksek gürültüye daha fazla katlanamıyorum.

👍 0 👎 0

Squash

bastırmak
+ ezmek

"The government used the army to squash the local rebellion quickly."

Hükümet, yerel isyanı hızla bastırmak için orduyu kullandı.

👍 0 👎 0

Hamper

engellemek
+ kösteklemek

"The political strike will hamper economic progress in the country."

Siyasi grev, ülkedeki ekonomik ilerlemeyi engelleyecek.

👍 0 👎 0

Mitigate

hafifletmek
+ azaltmak

"Planting trees can mitigate the dangerous effects of climate change."

Ağaç dikmek, iklim değişikliğinin tehlikeli etkilerini hafifletebilir.

👍 0 👎 0

Deter

caydırmak
+ vazgeçirmek, engellemek

"Heavy fines will deter companies from polluting local rivers."

Ağır para cezaları, şirketleri yerel nehirleri kirletmekten caydıracaktır.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.