in the meantime
"I'm cooking dinner. In the meantime, can you set the table?"
Akşam yemeğini pişiriyorum. Bu arada masayı hazırlar mısın?
Bu videoda, bir ofis diyaloğu üzerinden İngilizce dinleme, kelime öğrenme, soru-cevap ve gölgeleme (shadowing) pratiği yaparak konuşma becerilerinizi geliştirebilirsiniz.
Topluluğun bu destedeki performansı.
| # | Kullanıcı | Çalışma | Doğru | Doğruluk | Süre |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | @eminetas126 | 13 | 13 | %100 | 2:09 |
| 2 | @Burcu | 13 | 13 | %100 | 2:06 |
Sadece istatistik paylaşımına izin veren kullanıcılar görünür.
"I'm cooking dinner. In the meantime, can you set the table?"
Akşam yemeğini pişiriyorum. Bu arada masayı hazırlar mısın?
"Hang on. I need to check my calendar."
Bir dakika. Takvimime bakmam gerek.
"I'm not sure about the price. I'll get back to you after I check."
Fiyattan emin değilim. Kontrol ettikten sonra sana döneceğim.
"I'm waiting to hear from my friend about the party."
Parti hakkında arkadaşımdan haber bekliyorum.
"Do you have the report for the Wilson project?"
Wilson projesi için rapor sende mi?
"I'm still waiting for the sales numbers."
Hâlâ satış rakamlarını bekliyorum.
"We need that report by 4 p.m. today."
O rapora bugün saat 4'e kadar ihtiyacımız var.
"He says he'll send the numbers in an hour."
Rakamları bir saat içinde göndereceğini söylüyor.
"Can you start working on the introduction?"
Giriş kısmı üzerinde çalışmaya başlar mısın?
"I'll finish the report on time."
Raporu zamanında bitireceğim.
"Let me know if anything changes."
Herhangi bir şey değişirse bana haber ver.
"Thanks, Mark. I appreciate it."
Teşekkürler Mark. Minnettarım.
"No problem."
Bir şey değil.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle