Destelere dön

Sosyal Sözleşme ve Günlük Hayat Kelimeleri (B2)

Sosyal sözleşme, günlük hayat ve toplumsal kavramlarla ilgili İngilizce-Türkçe kelime kartları.

B2 🧠 Kelime Hazinesi EN → TR 🃏 50 kart 🌍 Herkese Açık Deste
Son güncelleme: 2026-06-12
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 50 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 5–9 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

50 kart

Different

farklı
+ değişik

"They have different opinions."

Farklı görüşleri var.

👍 0 👎 0

Etiquette

görgü kuralları
+ protokol

"Etiquette is important in formal dinners."

Resmi yemeklerde görgü kuralları önemlidir.

👍 0 👎 0

Table

masa
+ gündeme getirmek

"Let's table this issue for later."

Bu konuyu sonraya bırakalım.

👍 0 👎 0

Work

çalışmak
+ iş

"I work at a hospital."

Bir hastanede çalışıyorum.

👍 0 👎 0

Entitled

hak sahibi
+ ayrıcalıklı

"He feels entitled to special treatment."

Özel muameleye hakkı olduğunu düşünüyor.

👍 0 👎 0

Congested

tıkalı
+ kalabalık

"The roads are congested during rush hour."

Yollar yoğun saatlerde tıkalı.

👍 0 👎 0

Dedicated

adanmış
+ özel, özverili

"She is a dedicated teacher."

Kendini adamış bir öğretmendir.

👍 0 👎 0

Out of bounds

yasak bölge
+ sınır dışı

"That area is out of bounds for students."

O alan öğrenciler için yasak bölgedir.

👍 0 👎 0

Labor laws

iş kanunları
+ çalışma yasaları

"Labor laws protect workers' rights."

İş kanunları işçi haklarını korur.

👍 0 👎 0

Irritable

sinirli
+ asabi

"He gets irritable when he is tired."

Yorgunken sinirli oluyor.

👍 0 👎 0

Incompetence

yetersizlik
+ beceriksizlik

"His incompetence cost the company money."

Yetersizliği şirkete para kaybettirdi.

👍 0 👎 0

Get heated

kızışmak
+ sinirlenmek

"The argument got heated quickly."

Tartışma çabucak kızıştı.

👍 0 👎 0

Superstitious

batıl inançlı

"She is superstitious about black cats."

Kara kedilerle ilgili batıl inançlıdır.

👍 0 👎 0

Public

halk
+ kamu

"The public has a right to know."

Halkın bilme hakkı var.

👍 0 👎 0

Internal

içsel
+ dahili

"The company is facing internal problems."

Şirket içsel sorunlarla karşı karşıya.

👍 0 👎 0

Brown envelope

rüşvet
+ zarf

"He was caught with a brown envelope."

Rüşvet alırken yakalandı.

👍 0 👎 0

Sue

dava açmak

"She decided to sue the company."

Şirkete dava açmaya karar verdi.

👍 0 👎 0

Guilt trip

suçluluk duygusu yaratmak

"Don't guilt trip me into going."

Gitmem için bana suçluluk duygusu yaratma.

👍 0 👎 0

Hypocrite

ikiyüzlü
+ münafık

"He is a hypocrite who preaches honesty but lies."

Dürüstlük vaaz edip yalan söyleyen bir ikiyüzlü.

👍 0 👎 0

Bribe

rüşvet

"The official accepted a bribe."

Memur rüşvet kabul etti.

👍 0 👎 0

Bonafide

gerçek
+ samimi

"She is a bonafide expert in her field."

Alanında gerçek bir uzmandır.

👍 0 👎 0

Opinion

fikir
+ görüş

"In my opinion, this is a good idea."

Bence bu iyi bir fikir.

👍 0 👎 0

Tolerant

hoşgörülü
+ toleranslı

"We should be tolerant of others' beliefs."

Başkalarının inançlarına hoşgörülü olmalıyız.

👍 0 👎 0

Epiphany

ilham
+ aydınlanma

"He had an epiphany while walking."

Yürürken bir ilham anı yaşadı.

👍 0 👎 0

Vacate seat

koltuğu boşaltmak

"Please vacate your seat for the elderly."

Lütfen yaşlılar için koltuğunuzu boşaltın.

👍 0 👎 0

Resources

kaynaklar
+ kaynak

"We must use our resources wisely."

Kaynaklarımızı akıllıca kullanmalıyız.

👍 0 👎 0

Fomo

gelişmeleri kaçırma korkusu
+ FOMO, kaçırma korkusu

"Fomo makes people check social media constantly."

Gelişmeleri kaçırma korkusu insanları sürekli sosyal medyaya bakmaya iter.

👍 0 👎 0

Boredom

can sıkıntısı
+ sıkıntı, bıkkınlık

"Boredom often leads to creativity."

Can sıkıntısı genellikle yaratıcılığa yol açar.

👍 0 👎 0

Social anxiety

sosyal kaygı
+ sosyal anksiyete

"Social anxiety can make parties stressful."

Sosyal kaygı partileri stresli hale getirebilir.

👍 0 👎 0

Respect

saygı
+ hürmet

"Respect is important in any relationship."

Saygı her ilişkide önemlidir.

👍 0 👎 0

Disrespect

saygısızlık
+ hürmetsizlik

"Disrespect can cause arguments."

Saygısızlık tartışmalara yol açabilir.

👍 0 👎 0

Social Contract

sosyal sözleşme
+ toplumsal sözleşme

"The social contract defines our duties."

Sosyal sözleşme görevlerimizi tanımlar.

👍 0 👎 0

Breach

ihlal
+ bozma, delme

"A breach of trust is hard to repair."

Güven ihlalini onarmak zordur.

👍 0 👎 0

Inequality

eşitsizlik
+ adaletsizlik

"Inequality exists in many societies."

Eşitsizlik birçok toplumda mevcuttur.

👍 0 👎 0

Distributed

dağıtılmış
+ paylaştırılmış

"The resources were distributed fairly."

Kaynaklar adil bir şekilde dağıtıldı.

👍 0 👎 0

One Child Policy

tek çocuk politikası

"China's one child policy affected millions."

Çin'in tek çocuk politikası milyonları etkiledi.

👍 0 👎 0

Necessary Evil

gerekli kötülük

"Some see taxes as a necessary evil."

Bazıları vergileri gerekli bir kötülük olarak görür.

👍 0 👎 0

Acquire

edinmek
+ elde etmek, kazanmak

"She acquired new skills at work."

İşte yeni beceriler edindi.

👍 0 👎 0

Phubbing

birini telefonla yok sayma
+ telefonla yok sayma, phubbing

"Phubbing can damage relationships."

Birini telefonla yok saymak ilişkilere zarar verebilir.

👍 0 👎 0

Greediness

açgözlülük
+ hırs

"Greediness can lead to unethical behavior."

Açgözlülük etik olmayan davranışlara yol açabilir.

👍 0 👎 0

Universal Wage

evrensel ücret
+ temel gelir

"Universal wage is a debated concept."

Evrensel ücret tartışmalı bir kavramdır.

👍 0 👎 0

Pros and Cons

artılar ve eksiler
+ avantajlar ve dezavantajlar

"Let's weigh the pros and cons."

Artıları ve eksileri tartalım.

👍 0 👎 0

Advantages

avantajlar
+ üstünlükler

"This plan has many advantages."

Bu planın birçok avantajı var.

👍 0 👎 0

Disadvantages

dezavantajlar
+ sakıncalar

"Consider the disadvantages before deciding."

Karar vermeden önce dezavantajları düşünün.

👍 0 👎 0

Drop in the Ocean

devede kulak
+ damlada deniz

"My donation was a drop in the ocean."

Bağışım devede kulaktı.

👍 0 👎 0

Nature

doğa
+ tabiat

"Nature inspires many artists."

Doğa birçok sanatçıya ilham verir.

👍 0 👎 0

Control

kontrol
+ denetim

"He lost control of the car."

Arabanın kontrolünü kaybetti.

👍 0 👎 0

Regulate

düzenlemek
+ ayarlamak

"The government regulates the economy."

Hükümet ekonomiyi düzenler.

👍 0 👎 0

Nurture

yetiştirmek
+ bakmak, beslemek

"Parents nurture their children."

Ebeveynler çocuklarını yetiştirir.

👍 0 👎 0

Good Will

iyi niyet
+ hayırseverlik

"She acted out of good will."

İyi niyetle hareket etti.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.