Destelere dön

🎧 Stop Telling Single People to Get Married | Peter McGraw | TED

Peter McGraw, bir solo hareketi savunucusu olarak, bekar insanlara evlenmeleri için baskı yapmayı bırakmayı talep ediyor. Evliliğin mutluluk getirdiği iddiasının korelasyonel verilere dayandığını ve bekar bireylerin de anlamlı, bağlantılı hayatlar yaşayabileceğini vurguluyor. Toplumun evliliği yüceltmek yerine, bireysel seçimlere saygı duyan ve bekar yaşamı da eşit gören bir anlayışa geçmesi gerektiğini savunuyor.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 20 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#ilişkiler #ted #ted talks #toplum #yaşam tarzı
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 20 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

20 kart

correlational data

korelasyonel veri

"I am against overprescribing marriage based on correlational data."

Korelasyonel verilere dayanarak evliliği aşırı reçete etmeye karşıyım.

👍 0 👎 0

pearl clutching

aşırı tepki
+ telaş, dehşete düşme

"No amount of pearl clutching or calls to get married are going to drag us back."

Hiçbir aşırı tepki veya evlenme çağrısı bizi geri sürükleyemez.

👍 0 👎 0

wholehearted

tüm kalbiyle
+ bütün, içten

"I'm not half waiting for a whole. I'm wholehearted."

Bir bütün için yarısını beklemiyorum. Ben bütünüm.

👍 0 👎 0

significant other

hayat arkadaşı
+ önemli diğer

"Let's start by expanding the concept of significant other."

Hayat arkadaşı kavramını genişleterek başlayalım.

👍 0 👎 0

trailblazers

öncüler
+ çığır açanlar

"They're trailblazers. Pioneers of independence."

Onlar öncüler. Bağımsızlığın öncüleri.

👍 0 👎 0

spinsters

kocakarı
+ evlenmemiş kadın, bekar kadın

"The spinsters of yesterday and the cat ladies of today are not old maids. They're trailblazers."

Dünün kocakarıları ve bugünün kedi kadınları yaşlı kızlar değil. Onlar öncüler.

👍 0 👎 0

arranged marriage

görücü usulü evlilik

"The arranged marriage was invented 4,400 years ago."

Görücü usulü evlilik 4.400 yıl önce icat edildi.

👍 0 👎 0

feature

özellik
+ nitelik

"Let's treat it as a feature. A feature of progress, especially for women."

Bunu bir özellik olarak ele alalım. İlerlemenin bir özelliği, özellikle kadınlar için.

👍 0 👎 0

wedding-day bump

düğün günü mutluluk artışı

"There's a wedding-day bump, but it fades fast."

Bir düğün günü mutluluk artışı var, ama çabuk sönüyor.

👍 0 👎 0

wedded to

bağlı olmak
+ sıkı sıkıya bağlı

"The 'get married' crowd is a little too wedded to."

'Evlen' tayfası biraz fazla bağlı.

👍 0 👎 0

solo movement

solo hareketi
+ bekar yaşam hareketi

"Unbeknownst to me, that night I joined a movement, the solo movement, where being single isn't just tolerated, it's celebrated."

Habersizce, o gece bir harekete katıldım, solo hareketine; burada bekar olmak sadece tolere edilmez, kutlanır.

👍 0 👎 0

prescription

reçete
+ tavsiye

"Lately, a chorus of media voices have traded Aunt Sally's question for a prescription. Get married."

Son zamanlarda, bir medya sesleri korosu Sally Teyze'nin sorusunu bir reçeteyle değiştirdi. Evlen.

👍 0 👎 0

crock pot

yavaş pişirici
+ güveç tenceresi

"We have to buy our own crock pots."

Kendi yavaş pişiricilerimizi almak zorundayız.

👍 0 👎 0

marital milestones

evlilik dönüm noktaları

"Singles invest heavily in marital milestones."

Bekarlar evlilik dönüm noktalarına yoğun yatırım yapar.

👍 0 👎 0

tax breaks

vergi indirimleri

"Tax breaks, social security benefits."

Vergi indirimleri, sosyal güvenlik yardımları.

👍 0 👎 0

legal advantages

yasal avantajlar

"Married people have access to over 1,000 legal advantages unavailable to singles."

Evli insanlar, bekarların erişemediği 1000'den fazla yasal avantaja sahiptir.

👍 0 👎 0

tolerated

tolere edilmek
+ hoş görülmek

"Being single isn't just tolerated, it's celebrated."

Bekar olmak sadece tolere edilmez, kutlanır.

👍 0 👎 0

rationale

gerekçe
+ mantık

"My rationale, without a wedding in sight, why do married folks get to have all the fun?"

Gerekçem, ortada bir düğün yokken, neden evliler tüm eğlenceye sahip olsun?

👍 0 👎 0

bachelor party

bekarlığa veda partisi

"Twenty years ago, I threw myself a bachelor party as a new professor at CU Boulder."

Yirmi yıl önce, CU Boulder'da yeni bir profesör olarak kendime bir bekarlığa veda partisi düzenledim.

👍 0 👎 0

get hitched

evlenmek
+ nikah masasına oturmak

"I wasn't getting hitched."

Evlenmiyordum.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.