Destelere dön

🎧 Tax the Rich — and Save the Planet | Esther Duflo | TED

Nobel ödüllü ekonomist Esther Duflo, iklim değişikliğinin en çok yoksul ülkeleri öldürdüğünü ve zengin ülkelerin karbon emisyonlarının yılda 1,7 trilyon dolarlık zarara yol açtığını anlatıyor. Bu borcu ödemek için dünyanın en zengin 3.000 kişisine %3 oranında bir servet vergisi ve çokuluslu şirketlere asgari kurumlar vergisi getirilmesini öneriyor. Toplanan paranın doğrudan iklimden etkilenen yoksul bölgelerdeki bireylere nakit olarak aktarılması gerektiğini savunuyor.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 19 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#ekonomi #iklim değişikliği #kelime #sosyal adalet #ted #ted talks
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 19 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

19 kart

expropriation

kamulaştırma
+ mülk edinme

"I'm not talking about expropriation."

Kamulaştırmadan bahsetmiyorum.

👍 0 👎 0

carbon-pricing mechanism

karbon fiyatlandırma mekanizması
+ karbon vergisi sistemi

"They commit to forceful climate action, including potentially carbon-pricing mechanism."

Potansiyel olarak karbon fiyatlandırma mekanizması da dahil olmak üzere güçlü iklim eylemi taahhüt ediyorlar.

👍 0 👎 0

grand bargain

büyük pazarlık
+ uzlaşı, kapsamlı anlaşma

"What we need is really a new grand bargain about climate mitigation and adaptation."

İhtiyacımız olan şey, iklim azaltımı ve uyum konusunda gerçekten yeni bir büyük uzlaşı.

👍 0 👎 0

ups and downs

iniş çıkışlar
+ dalgalanmalar, değişkenlik

"It removed the ups and downs that they get with drought and flood usually."

Kuraklık ve sel ile genellikle yaşadıkları iniş çıkışları ortadan kaldırdı.

👍 0 👎 0

resilience

dayanıklılık
+ direnç, esneklik

"The money not only is used well, but it also helps resilience."

Para yalnızca iyi kullanılmakla kalmıyor, aynı zamanda dayanıklılığa da yardımcı oluyor.

👍 0 👎 0

hog

tekeline almak
+ bencilce kullanmak, sahiplenmek

"Climate activists are worried about international institutions hogging it."

İklim aktivistleri, uluslararası kurumların parayı tekeline almasından endişeleniyor.

👍 0 👎 0

put on the map

gündeme getirmek
+ tanıtmak, dikkat çekmek

"Brazil put it on the map during their presidency of the G20."

Brezilya, G20 başkanlığı sırasında bunu gündeme getirdi.

👍 0 👎 0

levy

toplamak (vergi)
+ koymak, tahsil etmek

"They could start levying money on Amazon's tax in France."

Fransa'da Amazon'un vergisi üzerinden para toplamaya başlayabilirler.

👍 0 👎 0

quip

esprili bir söz söylemek
+ nükte yapmak

"Warren Buffett quipped that he paid less taxes than his assistant."

Warren Buffett, asistanından daha az vergi ödediğini esprili bir dille söyledi.

👍 0 👎 0

fair share

adil pay
+ hak ettiği pay

"The richest people on the planet do not pay their fair share in taxes."

Gezegendeki en zengin insanlar vergilerde adil paylarını ödemiyorlar.

👍 0 👎 0

conjure images

görüntüler canlandırmak
+ hayal etmek, zihinde canlandırmak

"Most of the time when we think about climate change, we conjure these images of wildfires and storms and floods."

İklim değişikliğini düşündüğümüzde çoğu zaman orman yangınları, fırtınalar ve seller gibi görüntüler canlandırırız.

👍 0 👎 0

under the rock

habersiz
+ gelişmelerden uzak, taş altında yaşamak

"She probably was under the rock the last few months."

Muhtemelen son birkaç aydır gelişmelerden habersizdi.

👍 0 👎 0

moral debt

ahlaki borç
+ manevi borç

"We need to raise 1.7 trillion dollars for our moral debt to the poor countries."

Yoksul ülkelere olan ahlaki borcumuz için 1,7 trilyon dolar toplamamız gerekiyor.

👍 0 👎 0

beat around the bush

lafı dolandırmak
+ konuyu geçiştirmek

"How about we stop beating around the bush and try to raise 1.7 trillion dollars for our moral debt?"

Lafı dolandırmayı bırakıp ahlaki borcumuz için 1,7 trilyon dolar toplamaya ne dersiniz?

👍 0 👎 0

hairy schemes

karmaşık
+ riskli planlar, karışık düzenekler

"It is likely to be a road to nowhere if we continue with buzzwords and with hairy schemes."

Sloganlarla ve karmaşık planlarla devam edersek, bu muhtemelen çıkmaz bir yol olacak.

👍 0 👎 0

nickel and dime

cimrilik etmek
+ kuruş hesabı yapmak, kısmak, cimri davranmak

"Rich countries are nickel and diming the poor countries for the climate money."

Zengin ülkeler, iklim parası konusunda yoksul ülkelere cimrilik ediyor.

👍 0 👎 0

inflict

yol açmak
+ maruz bırakmak, vermek, yüklemek

"The greenhouse gas emissions of the OECD inflict a cost of 1.7 trillion dollars on low- and middle-income countries."

OECD'nin sera gazı emisyonları, düşük ve orta gelirli ülkelere 1,7 trilyon dolarlık bir maliyet yüklüyor.

👍 0 👎 0

staggering

şaşırtıcı
+ sarsıcı, akıl almaz

"The costs are staggering."

Maliyetler akıl almaz boyutlarda.

👍 0 👎 0

cut short

kısaltmak
+ erken sonlandırmak, yarıda kesmek

"Let's try to put a dollar value on these lives cut short."

Bu erken sonlanan hayatlara bir dolar değeri biçmeye çalışalım.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.