human
"His stories are about what it means to be human."
Hikâyeleri, insan olmanın ne anlama geldiğiyle ilgilidir.
William Shakespeare'in küçük bir kasabadan Londra'ya uzanan hayatını ve tiyatro dünyasındaki yükselişini anlatan bu videoda, onun yazdığı oyunlar ve İngilizceye kazandırdığı yeni kelimeler üzerinden dil öğrenme pratiği sunuluyor.
Topluluğun bu destedeki performansı.
Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!
"His stories are about what it means to be human."
Hikâyeleri, insan olmanın ne anlama geldiğiyle ilgilidir.
"People from all walks of life came to watch plays."
Her kesimden insan oyunları izlemeye gelirdi.
"He wanted to chase his dream of writing."
Yazarlık hayalinin peşinden gitmek istiyordu.
"People everywhere felt seen and understood."
Her yerdeki insanlar anlaşıldıklarını hissettiler.
"His stories touched everyone."
Hikâyeleri herkesi duygulandırdı.
"His life had come full circle."
Hayatı başladığı yere dönmüştü.
"He was buried in the church where he was baptized."
Vaftiz edildiği kiliseye gömüldü.
"The word 'excitement' comes from Shakespeare."
'Excitement' kelimesi Shakespeare'den gelir.
"Shakespeare gave us the word 'generous'."
Shakespeare bize 'generous' kelimesini verdi.
"The word 'lonely' was invented by Shakespeare."
'Lonely' kelimesi Shakespeare tarafından icat edildi.
"William attended a grammar school where he learned Latin."
William, Latin öğrendiği bir dilbilgisi okuluna gitti.
"He wrote about love and jealousy."
Aşk ve kıskançlık hakkında yazdı.
"Macbeth is a play about power and ambition."
Macbeth, güç ve hırs hakkında bir oyundur.
"Shakespeare wrote 154 sonnets about love and time."
Shakespeare, aşk ve zaman hakkında 154 sone yazdı.
"He wrote comedies that made people laugh."
İnsanları güldüren komediler yazdı.
"Romeo and Juliet is a tragedy about two young lovers."
Romeo ve Juliet, iki genç âşığın trajedisidir.
"London had many theaters where people watched plays."
Londra'da insanların oyun izlediği birçok tiyatro vardı.
"Stratford was a small town with not many opportunities."
Stratford, fazla fırsatı olmayan küçük bir kasabaydı.
"He needed to provide for his family."
Ailesinin geçimini sağlaması gerekiyordu.
"His father worked with leather and made gloves."
Babası deriyle çalışır ve eldiven yapardı.
Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.
Bu kelime videoda anında geçiyor.
Videodaki cümle