Destelere dön

🎧 The Ones with Joey from Season 8 | Friends

Arkadaşlar, Joey'nin Şükran Günü'nde neredeyse bütün bir hindiyi tek başına yiyebileceğini iddia etmesiyle başlayan bu bölümde, Rachel'ın patronunun bebeğini satın almak istemesi ve Joey'in bir kadını etkilemek için uydurduğu romantik hikâye ön plana çıkıyor. Ayrıca Joey'in arkadaşlıkları ve aile bağları üzerine duygusal anlar yaşanıyor.

B1 📺 Dizi & Film EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#dizi #film #friends
Son güncelleme: 2026-06-12
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

sliver

küçük dilim
+ ince parça, kıymık

"Just cut me a little sliver."

Bana küçük bir dilim kes.

👍 0 👎 0

gut-wrenching

yürek parçalayıcı
+ iç parçalayıcı

"I want relief from the gut-wrenching pain."

Yürek parçalayıcı acıdan kurtulmak istiyorum.

👍 0 👎 0

scone

kurabiye
+ çörek, skon

"Could I get a scone?"

Bir kurabiye alabilir miyim?

👍 0 👎 0

on Q

anında
+ hemen, komutla

"Any actor worth his salt can cry on Q."

Tuzunu hakeden her oyuncu anında ağlayabilir.

👍 0 👎 0

toast

kadeh kaldırma

"Every year Ross makes a toast."

Ross her yıl bir kadeh kaldırma konuşması yapar.

👍 0 👎 0

review

eleştiri
+ yorum, inceleme

"I just got a really bad review."

Az önce çok kötü bir eleştiri aldım.

👍 0 👎 0

professional chef

profesyonel şef

"I'm a professional chef."

Ben profesyonel bir şefim.

👍 0 👎 0

star student

yıldız öğrenci

"You called me star student before."

Bana daha önce yıldız öğrenci demiştin.

👍 0 👎 0

lip balm

dudak kremi
+ dudak balsamı

"More embarrassing than shiny raspberry lip balm."

Parlak ahududu dudak kreminden daha utanç verici.

👍 0 👎 0

rob

soymak

"I am this close to robbing you guys."

Sizi soymaya bu kadar yakınım.

👍 0 👎 0

inseparable

ayrılmaz

"You and me used to be inseparable."

Sen ve ben ayrılmazdık.

👍 0 👎 0

rock, paper, scissors

taş
+ kağıt, makas

"Let's play rock, paper, scissors."

Taş, kağıt, makas oynayalım.

👍 0 👎 0

stripper

striptizci

"She's a stripper, not a hooker."

O bir striptizci, fahişe değil.

👍 0 👎 0

bachelor party

bekarlığa veda partisi

"Tonight's the night of the big bachelor party."

Bu gece büyük bekarlığa veda partisi.

👍 0 👎 0

hooker

fahişe
+ hayat kadını

"She's a hooker."

O bir fahişe.

👍 0 👎 0

turkey

hindi
+ hindi eti

"I'm not going to make a turkey this year."

Bu yıl hindi yapmayacağım.

👍 0 👎 0

meat sweats

et terlemesi

"Here come the meat sweats."

İşte et terlemesi geliyor.

👍 0 👎 0

maternity pants

hamile pantolonu

"Those are my maternity pants."

Onlar benim hamile pantolonum.

👍 0 👎 0

pigeon

güvercin

"I saw a pretty big pigeon."

Oldukça büyük bir güvercin gördüm.

👍 0 👎 0

no strings attached

bağlayıcılığı olmayan
+ sorumluluk gerektirmeyen

"I want sex with no strings attached."

Bağlayıcılığı olmayan seks istiyorum.

👍 0 👎 0

erotically charged

cinsel olarak yüklü
+ tahrik olmuş

"I'm finding myself erotically charged."

Kendimi cinsel olarak yüklü hissediyorum.

👍 0 👎 0

secluded

izole
+ tenha, sapa

"It was a very secluded lake."

Çok tenha bir göldü.

👍 0 👎 0

clearing

açıklık
+ düzlük

"I came to a clearing and there was a lake."

Bir açıklığa geldim ve bir göl vardı.

👍 0 👎 0

backpacking

sırt çantasıyla seyahat

"I was backpacking across Western Europe."

Batı Avrupa'da sırt çantasıyla seyahat ediyordum.

👍 0 👎 0

putty

macun
+ hamur, yumuşak madde

"Any woman that hears it, they're like putty."

Bunu duyan her kadın, yumuşacık olur.

👍 0 👎 0

maternity leave

doğum izni

"I figured it was something about maternity leave."

Doğum izniyle ilgili bir şey sandım.

👍 0 👎 0

take off

ayrılmak
+ gitmek, çıkmak

"I think I'm going to take off."

Sanırım gideceğim.

👍 0 👎 0

in one sitting

bir oturuşta

"You can eat almost an entire turkey in one sitting?"

Neredeyse bütün bir hindiyi bir oturuşta yiyebilir misin?

👍 0 👎 0

left over

artık
+ kalan, arta kalan

"There's going to be a ton left over."

Bir sürü artık kalacak.

👍 0 👎 0

aversion

tiksinme
+ nefret, iğrenme

"Rachel's having her aversion to poultry."

Rachel'ın kümes hayvanlarına karşı bir tiksinmesi var.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.